VİYANA - SNmedia.at/Fransa, her iki ülkeyle de son dönemde kapsamlı askeri anlaşmalar yaptı ve Ortadoğu'da 28 Şubat'ta başlayan savaş sonrasında dayanışma ve destek amaçlı Kıbrıs Cumhuriyeti'ne savaş gemisi ve savaş uçağı gönderdi.
İki ülkenin Haziran'da yapacağı bir anlaşmayla Fransa'nın Kıbrıs Cumhuriyeti'ne asker konuşlandırmasının mümkün olacağı belirtiliyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 25 Nisan'da Atina'ya yaptığı bir ziyaret sırasında yaptığı açıklamalar, Ankara'nın tepkisini çeken yeni bir gelişme oldu.
Fransa ile yaşanan bu gelişmelere Milli Savunma Bakanlığı 30 Nisan'da tepki gösterdi.
Bakanlık açıklamasında, Fransa'nın Kıbrıs adasına asker konuşlandırmayı da içerecek şekilde askeri işbirliğini geliştirmesinin bölgedeki "hassas dengeyi bozma ve gerilimi artırma riskine" neden olduğu kaydedildi.
Bakanlık, Fransa-Yunanistan arasındaki askeri işbirliğine ilişkin olarak da şu ifadeleri kullandı:
"NATO üyesi Fransa ve Yunanistan'ın birtakım senaryolar üzerinden yaptığı açıklamalar gerilimi artırmakta, bölgesel barış ve istikrara zarar verme riski taşımaktadır Bölgemizde oluşturulmaya çalışılan herhangi bir askerî ittifakın, Türkiye'ye karşı başarı şansı bulunmadığı gerçeğini hatırlatıyoruz."
20 yıldır süren gerilim
Türkiye-Fransa ilişkilerinin son 20 senesinde gözlenen gerilim, hem ikili ilişkilere hem de küresel ve bölgesel gelişmelere yansıdı.
Ankara'ya göre bunun temel nedenleri arasında eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin 2007'de Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği müzakerelerinin ilerlemesine engel olması bulunuyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 29 Nisan'da Avusturya'ya ziyareti sırasında yaptığı bir açıklamada, eski Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in Türkiye'nin tam üyeliğine ilişkin geliştirdiği siyasi iradenin Sarkozy tarafından ortadan kaldırıldığını kaydetti.
Türk diplomatlar, o tarihten bu yana Brüksel-Ankara ilişkilerinde olumlu bir sürecin başlayamamış olmasını da Fransa'nın 2007'den bu yana sürdürdüğü politikadan kaynaklandığını iddia ediyorlar.
Paris ise Türkiye'nin özellikle 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrası demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi konularda gerileme içinde olması nedeniyle ilerleme sağlanamadığını, ayrıca birçok bölgesel konuda NATO ve AB politikalarına aykırı tutum aldığı için ilerleme olmadığını kaydediyor.
Doğu Akdeniz'den Libya'ya
Fransa'nın özellikle gündeme getirdiği bölgesel gelişmeler 2018-2019 arası yaşanan Doğu Akdeniz krizi ve Libya'da 2019 sonrası yaşanan süreç.
Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Doğu Akdeniz'de hidrokarbon rezervlerinin bulunması için başlattığı çalışmalara 2018'den itibaren sert tepki verdi ve savaş gemilerini bu bölgeye göndererek sismik çalışmaların başlatılmasını engelledi.
Yunanistan'ın Ege adalarının da aynı ana kara parçası gibi tam kıta sahanlığı olduğuna ilişkin tezine karşı çıkan Türkiye, "Mavi Vatan" politikası kapsamında kendi haritalarını oluşturdu ve BM'ye de bildirimde bulundu.
Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Doğu Akdeniz gerilimini AB'ye taşıması Ankara-Brüksel arasında yeni ve çok daha sert bir gerilimin ortaya çıkmasına neden oldu.
Türkiye'ye yaptırıma neden olan bu sürecin AB içindeki en önemli aktörü ise Fransa oldu.
Macron, Atina'daki yayında, Doğu Akdeniz'de yaşanan gerilim sırasında da Fransa'nın Yunanistan'ın yanında durduğunu anımsattı ve gerekirse yine yanında olacağını kaydetti.
Doğu Akdeniz bunalımının yansıdığı coğrafyalardan biri iç savaş yaşanan Libya oldu.
Türkiye, Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'deki hamlelerine karşı Libya'nın BM tarafından tanınan hükümeti ile deniz yetkilendirme anlaşması imzaladı ve Trablus'ta konuşlu yönetimin korunması için asker gönderme kararı aldı.
Fransa'nın Libya'nın doğusunda Bingazi'de konuşlu General Halife Hafter'in yönetimini destekliyor olması Ankara ve Paris'in bu kez de Kuzey Afrika'da karşı karşıya gelmesine neden oldu.




