VİYANA - SNmedia.at/Son dönemde iki ülke arasındaki diplomatik temasların yoğunlaştığını belirten Fidan, ticaret, yatırım, düzensiz göç, terörle mücadele ve konsolosluk konularının görüşmelerin ana başlıklarını oluşturduğunu ifade etti.

Düzensiz göç meselesine özel bir parantez açan Fidan, Türkiye’nin bu alanda ciddi bir tecrübe kazandığını vurgularken, göçün yalnızca güvenlik değil aynı zamanda istikrar meselesi olduğuna dikkat çekti. Suriye’de istikrarın sağlanmasının göç baskısını azaltacağını belirten Fidan, son dönemdeki gelişmelerin bu açıdan yakından takip edildiğini dile getirdi.

Gazze konusundaki değerlendirmeleri ise açıklamaların en dikkat çeken bölümünü oluşturdu. Gazze’de yürütülen barış planının sahada öngörüldüğü şekilde ilerlemesinin hayati olduğunu vurgulayan Fidan, sürecin sadece diplomatik metinlerle değil, sahadaki uygulamalarla anlam kazanacağını ifade etti. Özellikle İsrail üzerindeki uluslararası baskının artırılması gerektiğini belirten Fidan, ihlallerin önlenmemesi durumunda barış planının ikinci aşamasına geçişin mümkün olmayacağını söyledi. Gazze ve Batı Şeria’daki mevcut durumun yalnızca bölgeyi değil Avrupa’yı da etkilediğini dile getiren Fidan, bunun daha fazla düzensiz göç, enerji güvenliği sorunu ve istikrarsızlık anlamına geldiğini ifade etti.

Lübnan’daki gelişmelere de değinen Fidan, İsrail operasyonları nedeniyle yaklaşık 1 milyon kişinin yerinden edildiğini hatırlatarak, bu durumun yeni bir göç dalgasını tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle İsrail’in daha güçlü bir uluslararası baskı altına alınması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerine de geniş yer ayıran Fidan, Avrupa Birliği üyelik hedefinin değişmediğini ancak sürecin siyasi engellerle karşı karşıya olduğunu söyledi. Türkiye’nin üyelik şartlarını yerine getirme konusunda herhangi bir tereddüdü olmadığını belirten Fidan, asıl sorunun AB içinde Türkiye’nin üyeliğine yönelik siyasi irade eksikliği olduğunu dile getirdi. Özellikle eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy döneminde bu iradenin zayıfladığını ifade eden Fidan, buna rağmen Türkiye ile Avrupa’nın mevcut jeopolitik gelişmeler nedeniyle birlikte hareket etmek zorunda olduğunu vurguladı.

SPÖ, 1 Mayıs’ı FPÖ Eleştirisiyle Kutladı
SPÖ, 1 Mayıs’ı FPÖ Eleştirisiyle Kutladı
İçeriği Görüntüle

Enerji alanında Türkiye’nin rolüne de dikkat çeken Fidan, ülkenin giderek bir enerji merkezi haline geldiğini belirterek Avrupa’nın enerji güvenliği açısından Türkiye ile iş birliğinin stratejik önem taşıdığını söyledi. Orta Koridor ve bölgesel bağlantısallık projelerinin bu süreçte kritik rol oynadığını ifade eden Fidan, Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında kilit bir geçiş noktası olduğunu hatırlattı.

Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda Türkiye’nin arabuluculuk rolünü sürdürdüğünü belirten Fidan, Ankara’nın 2022’den bu yana müzakerelere ev sahipliği yaptığını ve barış için aktif diplomasi yürüttüğünü ifade etti. Aynı şekilde İran ile ABD arasındaki müzakerelerin de yakından takip edildiğini söyleyen Fidan, bu sürecin küresel enerji dengeleri açısından kritik olduğunu vurguladı. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan tıkanıklığın enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinde ciddi etkiler yarattığını belirtti.

Açıklamalarının sonunda müzakere süreçlerinin kritik bir aşamada olduğunu ifade eden Fidan, önümüzdeki günlerin belirleyici olacağını söyledi. Tarafların ateşkese bağlı kalmasının ve sürecin uzatılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Fidan, Türkiye’nin hem bölgesel hem de küresel krizlerde aktif rol almaya devam edeceğini belirterek diplomasi trafiğinin süreceği mesajını verdi.