Şimdi belgenin hâlâ geçerli olup olmadığı tartışılıyor.
Merak edilen bir konu da AB'nin önümüzdeki dönemde Suriyeliler başta olmak üzere Türkiye'deki göçmenlere mali katkı sağlamayı sürdürüp sürdürmeyeceği.
Mutabakat, Suriye iç savaşının ardından, Türkiye üzerinden AB ülkelerine kural dışı geçişlerin en üst seviyeye tırmandığı bir dönemde hayata geçirildi.
AB'nin bu belge kapsamında Türkiye'ye yapacağı mali yardım her aşamada diğer unsurların önüne geçti, Türkiye'ye yarayacak unsurların geri planda kaldığı yönünde eleştiriler yapıldı.
Türkiye ise mutabakatın AB lehine görünmesinin temel nedeninin birliğin yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmemesi olduğunu savundu.
Mutabakat gereği AB'nin Türkiye açısından önemli alanlarda adım atması gerekiyordu. Ancak bunlar gerçekleşmedi.
Türkiye'nin AB'ye katılım müzakereleri canlandırılmadı, tam tersine pratikte durdu.
Aradan geçen 10 yıla rağmen, AB üyesi ülkeler, birliğin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu'nu yetkilendirmediği için Gümrük Birliği'nin güncellemesine yönelik müzakerelere başlanamadı.
Üst düzey diyalog toplantıları da hâlâ Türkiye'nin istediği seviyeye ulaşmadı.
Türkiye-AB zirvelerinin sayısı da Ankara'yı tatmin etmekten uzak.
Vize muafiyeti diyaloğunda ise Türkiye başlangıçta kendisinin de onay verdiği 72 kriterden altısını henüz yerine getirmediği için ilerleme olmadı.
Türkiye, Covid pandemisinden bu yana Yunan adalarındaki kural dışı göçmenleri geri almayı durdurdu.
Ankara'nın, mutabakat gereği, adalardan geri aldığı göçmen sayısı iki binden biraz üzerinde.
Türkiye'deki Suriyelilerin AB ülkelerine yerleştirilmesi uygulaması sürse de beklenen düzeyde olmadı. Bu kişilerin toplam sayısı yaklaşık 45 bin.
Mutabakatın Türkiye'ye yarar sağlayacak unsurlarında neden ilerleme sağlanamadığı konusu açıldığında AB yetkililerinin yorumları genelde aynı çizgide oluyor.
Üyelik müzakerelerinin canlandırılmamasına gerekçe olarak Türkiye'deki hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları alanlarındaki durum gösteriliyor. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası oluşan ortam da bu yoruma ekleniyor.
Gümrük birliği güncellemesi konusundaki aksama ise üye ülkeler arasında uzlaşı sağlamamasına bağlanıyor.
Vize muafiyeti konusundaki durgunluk konusunda ise top tamamen Türkiye'ye atılıyor. Bir AB yetkilisi "Bu konuda biz sürekli çağrı yapıyor ve birlikte çalışmaya hazırız mesajı veriyoruz. Buna yanaşmayan taraf Brüksel değil" dedi.