VİYANA - SNmedia.at/Tartışmaların ardından IGGÖ çatısı altında faaliyet gösteren 10 İslami dini cemaat ortak açıklama yayımladı. Açıklamada, Avusturya’daki Müslümanların resmi temsilcisi konumundaki ve yasalarla tanınmış bir dini topluluğun somut gerekçeler ortaya konulmadan yasak tartışmalarının içine çekilmesinin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacağı savunuldu.
Cemaatler, Müslümanlara yönelik genelleyici suçlamaları reddederek, radikalleşme veya aşırılık iddialarının somut olaylar ve doğrulanabilir bilgiler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Açıklamada anayasa, hukuk devleti ve gerçeklere dayalı diyaloğa bağlılık ifade edilirken, yasal olarak tanınmış İslami dini topluluklara da aynı saygının gösterilmesinin beklendiği belirtildi.
“300’den fazla cami devlet kurumlarıyla çalışıyor”
İslami cemaatler, aşırılık ve radikalleşmeyle mücadele konusunda devlet kurumlarıyla iş birliği yaptıklarını da vurguladı.
Avusturya genelinde 300’den fazla camiyi kapsayan dini cemaatlerin uzun yıllardır kamu kurumlarıyla birlikte çalıştığı belirtilerek, özellikle radikalleşmenin önlenmesi, imamların eğitimi ve toplumsal uyum alanlarında aktif çalışmalar yürütüldüğü ifade edildi.
Cemaatler, aşırılığa karşı mücadeleyi desteklediklerini ancak bunun bütün bir dini topluluğun şüpheli konumuna getirilmesine dönüşmemesi gerektiği mesajını verdi.
Bauer önce IGGÖ ihtimalini dışlamadı
Tartışmanın merkezindeki Entegrasyon Bakanı Claudia Bauer, siyasi İslam ve bazı İslamcı yapılanmalara karşı yeni bir yasak düzenlemesi üzerinde çalışıldığını açıklamıştı.
Bauer, APA’ya verdiği röportajda olası düzenlemenin IGGÖ’yü etkileyip etkilemeyeceği sorusuna, bunun tamamen göz ardı edilemeyeceği yönünde yanıt verdi.
Bakan ayrıca siyasi İslamın “yerleşik kurumlara” kadar nüfuz edebildiğini savunarak, IGGÖ’den radikalleşme ve aşırılıkla mücadelede sınırlarını daha açık biçimde ortaya koymasını istedi. Bauer, geçmişte bu konuda yeterince önlem görmediğini de ileri sürdü.
Bauer geri adım attı: “IGGÖ’nün yasaklanması söz konusu değil”
Açıklamaların tepki çekmesinin ardından Bauer, Ö1’e verdiği röportajda söylemini yumuşattı.
Bakan, IGGÖ’nün yasaklanmasının şu anda gündemde olmadığını açıkça belirtti. Ancak IGGÖ bünyesinde farklı İslami kuruluşların temsilcilerinin bulunduğuna işaret ederek, bunlar arasında radikal kişiler bulunması halinde bireysel olarak harekete geçilmesi gerektiğini savundu.
Böylece tartışma, IGGÖ’nün kurumsal olarak yasaklanması ihtimalinden, dini topluluklar içindeki olası radikal kişi ve yapıların hedef alınmasına doğru kaydı.
Hükümet ortakları düzenlemeyi görüşüyor
Avusturya’da ÖVP, SPÖ ve NEOS’tan oluşan hükümet koalisyonu, siyasi İslam ve aşırılıkçı yapılanmalara yönelik olası düzenlemeler konusunda görüşmelerini sürdürüyor.
SPÖ Federal Genel Müdürü Klaus Seltenheim, partisinin siyasi veya dini kökeni ne olursa olsun her türlü aşırılığa karşı olduğunu belirtti. Konunun dini topluluklar açısından hassasiyet taşıdığına dikkat çeken Seltenheim, buna rağmen aşırılık meselesinin görmezden gelinemeyeceğini söyledi.
Bauer’in gündeme getirdiği seçenekler arasında Müslüman Kardeşler ve diğer İslamcı örgütlere yönelik yasaklar da bulunuyor.
NEOS: “Manşetlerle değil, eylemlerle mücadele edilir”
NEOS Parlamento Grubu Başkanı Yannick Shetty de partisinin uzun süredir Müslüman Kardeşler’e karşı daha sert önlemler talep ettiğini belirtti.
Ancak Shetty, getirilecek herhangi bir yasağın hukuki açıdan sağlam, uygulanabilir ve mahkemeler önünde savunulabilir olması gerektiğinin altını çizdi.
Shetty, “İslamcılıkla manşetlerle değil, eylemlerle mücadele edilir” diyerek, hükümetten somut ve hukuken uygulanabilir bir düzenleme ortaya koymasını istedi.
Shetty’den IGGÖ yasağına karşı çıkış
NEOS’lu Shetty, IGGÖ’nün olası bir yasak kapsamına alınmasına ise açık şekilde karşı çıktı.
Böyle bir yaklaşımı “tamamen yanlış” olarak değerlendiren Shetty, Bauer’in açıklamalarının toplumda belirsizlik yarattığını ve aşırılıkla hiçbir bağlantısı bulunmayan, inançlarını barışçıl şekilde yaşayan Müslümanları da etkilediğini savundu.
Michael Ludwig: Tanınmış dini topluluk tehdit edilmemeli
Viyana Belediye Başkanı ve Eyalet Başbakanı Michael Ludwig (SPÖ) de tartışmaya dahil oldu.
Ludwig, ister İslamcı ister aşırı sağcı yapılardan gelsin siyasi aşırılıkla mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak aşırılıkçı örgütlere karşı kullanılan yasaklama araçlarıyla, devlet tarafından tanınmış bir dini topluluğun tehdit edilmesine karşı olduğunu söyledi.
Ludwig’in açıklaması, IGGÖ’nün kurumsal olarak siyasi İslam tartışmasının hedefi haline getirilmesine yönelik hükümet içinden gelen önemli itirazlardan biri oldu.
IGGÖ Başkanı Vural: “Devletin güvenilir ortağıyız”
IGGÖ Başkanı Ümit Vural da tartışmalar üzerine yaptığı açıklamada, kurumunun Avusturya’daki yasal statüsüne dikkat çekti.
IGGÖ’nün devlet tarafından tanınmış bir dini topluluk olarak uzun yıllardır Avusturya devletinin güvenilir ve köklü ortaklarından biri olduğunu belirten Vural, bu ilişkinin siyasi İslam tartışmaları üzerinden sürekli sorgulanması yerine güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
FPÖ’den ÖVP’ye sert eleştiri
Muhalefetteki FPÖ ise tartışmaya farklı bir noktadan dahil oldu. FPÖ Genel Sekreteri Michael Schnedlitz, ÖVP’yi siyasi İslam konusunda önce sert açıklamalar yapmak, ardından geri adım atmakla suçladı.
Schnedlitz, siyasi İslam konusunda hızlı ve etkili bir yasak düzenlemesinin hayata geçirilmesini talep ederek, konunun yalnızca kamuoyuna yönelik siyasi söylemlerle sınırlı kalmaması gerektiğini savundu.
Tartışmanın odağında yasağın kapsamı var
Avusturya’daki tartışmanın bundan sonraki aşamasında hükümetin “siyasi İslam” kavramını hukuken nasıl tanımlayacağı ve olası yasağın hangi kişi veya kuruluşları kapsayacağı belirleyici olacak.
Koalisyon partileri aşırılıkla mücadele edilmesi gerektiği konusunda ortak bir yaklaşım sergilese de, yasal olarak tanınmış IGGÖ’nün tartışmaya dahil edilmesi konusunda önemli görüş ayrılıkları bulunuyor.




