VİYANA - SNmedia.at/Covid-19 pandemisi sırasında geliştirdikleri mRNA aşısıyla dünya çapında tanınan BioNTech'in kurucuları Özlem Türeci ve Uğur Şahin, şirketin yönetiminden ayrılarak yeni bir biyoteknoloji girişimi kurdu. Aylardır ayrıntıları büyük ölçüde gizli tutulan şirketin adı da belli oldu: Arife.

Alman ekonomi gazetesi Handelsblatt'ın şirket kayıtlarına ve projeye yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Arife, tıpkı BioNTech gibi Almanya'nın Mainz kentinde faaliyet gösterecek. Şirketin temel hedefiyse yeni nesil mRNA teknolojilerini ve bunlara dayalı ilaçları geliştirmek olacak.

Arife adı Türkçe kadın isminden geliyor ve "bilen, bilgili kadın" anlamını taşıyor. Avrupa şirketi (SE) statüsünde kurulan şirketin ticaret sicilindeki mevcut sermayesi 120 bin euro. Ancak bu rakam şirketin araştırma bütçesini değil, kayıtlı kuruluş sermayesini ifade ediyor. Arife'nin birkaç yüz kişilik, daha küçük ve araştırma odaklı bir biyoteknoloji şirketi olarak yapılandırılması planlanıyor.

Arife ne yapacak?
Kayıtlara göre, Arife'nin kuruluş amacı epey geniş: İlaç ürünlerinin araştırılması, geliştirilmesi, üretilmesi ve pazarlanması. Ancak şirketin asıl bilimsel odağı, Şahin ve Türeci'nin uzun yıllardır çalıştığı mRNA teknolojisinin yeni nesli olacak. BioNTech de mart ayında yaptığı resmi açıklamada yeni şirketi "yeni nesil mRNA" inovasyonlarını geliştirecek bağımsız bir biyoteknoloji şirketi olarak tanımlamıştı.

mRNA teknolojisinin temel fikri, hücrelere belirli bir proteini üretmeleri için geçici genetik talimatlar vermek. Covid-19 aşılarında bu yöntem bağışıklık sistemine virüsün bir parçasını tanıtmak için kullanılmıştı. Ancak Şahin ve Türeci'nin mRNA konusundaki asıl hedeflerinden biri kanser olageldi. Bu alanda örneğin mRNA aracılığıyla bağışıklık sistemine bir tümöre özgü moleküler özellikleri göstererek bağışıklık hücrelerinin kanser hücrelerini daha iyi tanıması hedeflenebiliyor.

Arife'nin tam olarak hangi hastalıkları veya ilaç adaylarını önceliklendireceği henüz açıklanmış değil. Dolayısıyla şirketin yalnızca kanser üzerine çalışacağı söylenemiyor.

BioNTech'in Arife'nin kuruluş planını açıkladığı resmi duyurusunda da belirli bir hastalıktan ziyade, "dönüştürücü potansiyele sahip" yeni mRNA platformlarının geliştirilmesinden söz ediliyor.

BioNTech ile Arife rakip mi olacak?

İlginç olan noktalardan biri de Arife'nin BioNTech'ten tamamen kopuk bir şirket olmaması.

Mart ayında açıklanan plana göre BioNTech, belirli mRNA teknolojilerini ve bunlara ilişkin hakları Arife'ye devredecek. Karşılığında BioNTech'in Arife'de azınlık hissesi alması, ayrıca bazı projeler için lisans gelirleri elde etmesi öngörülüyor. İki şirket ileride ilaç adaylarını birlikte kullanan kombinasyon tedavilerinde de işbirliği yapabilecek.

Handelsblatt'ın edindiği bilgilere göre iş bölümü daha da dikkat çekici olabilir: Arife, ilaç geliştirmenin erken araştırma ve keşif aşamasına ağırlık verecek. Umut vadeden bazı adayların daha ileri klinik geliştirme süreçlerini ise BioNTech üstlenebilecek.

Ancak bu iş bölümünün nihai biçimi henüz kesinleşmiş değil.

'Süper' El Nino şubat ayına kadar 450 bin kişinin ölümüne yol açabilir
'Süper' El Nino şubat ayına kadar 450 bin kişinin ölümüne yol açabilir
İçeriği Görüntüle

Asıl tartışma: mRNA teknolojileri kimin olacak?

Öte yandan, iki taraf arasındaki ayrışmanın başlangıçta düşünüldüğü kadar sorunsuz ilerlemediğine dair yeni bilgiler de var.

Handelsblatt'ın 25 Eylül'de yayımladığı habere göre BioNTech ile kurucuları arasında patentlerin, ilaç projelerinin ve diğer varlıkların Arife ile nasıl paylaşılacağı konusunda zorlu görüşmeler yürütülüyor. Gazetenin projeye yakın kaynakları, görüşmelerin planlanandan uzun sürdüğünü ve Şahin ile Türeci'nin BioNTech yönetimi ve denetim kuruluyla ilişkilerinin soğuduğunu öne sürüyor.

İddiaya göre, bunun temel nedeni, Arife'nin kullanmak istediği bazı ilaç adayları ve teknolojiler üzerindeki patentlerin halen BioNTech'e ait olması. Dolayısıyla Şahin ve Türeci kurucu olsalar bile BioNTech bünyesinde geliştirilen fikri mülkiyeti doğrudan yeni şirkete taşıyamıyor. Arife'ye aktarılacak teknolojilerin ekonomik değerinin belirlenmesi gerekiyor.

BioNTech mart ayında bağlayıcı anlaşmanın 2026'nın ilk yarısının sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiğini açıklamıştı. Ancak eylül sonu itibarıyla anlaşmanın temel unsurlarının hâlâ müzakere ediliyor olması, sürecin ilk planın gerisinde kaldığını gösteriyor.

Kaynak: Euronews