Fransızlar, Pazar günü erken seçimlerin ilk turu için sandık başına gidecek. Bu seçimler ülkenin siyasi tarihinde önemli bir rol oynuyor zira İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi işgalinden bu yana ilk defa aşırı sağ bir hükümetin kurulabilme ihtimali çok yüksek.

Olağanüstü kısa bir seçim kampanyası dönemi ve 7 Temmuz'da yapılacak ikinci tur oylamanın ardından sonucun ne olacağına dair belirsizlik hakim. Seçimlerde üç büyük siyasi blok rekabet ediyor: Aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi (RN), Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un merkezci ittifakı ve dört büyük sol partinin birleşmesiyle oluşan Yeni Halk Cephesi (NPF).

Seçim sistemi nasıl işliyor?

Fransa'da 577 seçim bölgesi bulunuyor ve milletvekilleri bölgelere göre seçiliyor. Bir milletvekili adayının Pazar günü doğrudan seçilebilmesi için o günkü oyların yüzde 50'sinden fazlasını alması gerekiyor.

Bu şart sağlanmadığında, kayıtlı seçmenlerin yüzde 12,5'inden fazlasının desteğini alan adaylar ikinci tura kalıyor.

Bazı durumlarda, üç ya da dört aday ikinci tura kalabiliyor. Ancak bazı adaylar diğerinin şansını artırmak için kenara çekilebiliyor. Bu durum, geçmiş seçimlerde aşırı sağcı adayları engellemek için sıklıkla kullanılan bir taktik.

Önde gelen parti liderlerinin stratejilerini iki tur arasında açıklamaları bekleniyor. Bu durum, seçmenlerin nasıl tepki vereceğine bağlı olarak ikinci turun sonucunu oldukça belirsiz hale getiriyor.

Yapılan anket sonuçlarına göre önde görünen aşırı sağcı RN, mutlak çoğunluğu, yani 577 sandalyenin en az 289'unu almayı umuyor.

Alt meclis olan Ulusal Meclis, iki kamaralı Fransız parlamentosunun en güçlü olanı. Muhafazakarların hakimiyetindeki Senato üzerinde yasa yapma sürecinde son söz hakkına sahip.

Macron, 2027 yılına kadar cumhurbaşkanlığı görevini sürdüreceğini ve görev süresi dolmadan istifa etmeyeceğini açıklamıştı.

Kohabitasyon nedir?

Merkezci ittifaktan başka bir siyasi parti, seçimlerde çoğunluğu elde ederse Macron bu yeni çoğunluğa mensup bir başbakan atamak zorunda kalacak.

Uluslararası Adalet Divanı: İsrail Gazze, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da işgalci güç konumunda Uluslararası Adalet Divanı: İsrail Gazze, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da işgalci güç konumunda

Fransa'da "yönetimde iki başlılık" olarak adlandırılan böyle bir durumda hükümet, cumhurbaşkanının planından farklı politikalar uygulayacaktır.

Fransa'nın 5. Cumhuriyeti, üç kohabitasyon dönemi yaşadı. En sonuncusu, 1997-2002 döneminde muhafazakar Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Sosyalist Başbakan Lionel Jospin ile arasında yaşandı.

Başbakan parlamentoya karşı sorumludur, hükümeti yönetir ve yasa tasarılarını sunar.

Siyasi tarihçi Jean Garrigues, "Kohabitasyon durumunda uygulanan politikalar esasen başbakanın politikalarıdır" dedi.

Cumhurbaşkanı, kohabitasyon sırasında zayıf konuma sahip oluyor. Ancak uluslararası anlaşmaların müzakere edilmesi ve onaylanmasından sorumlu olduğu için hâlâ dış politika, Avrupa ilişkileri ve savunma konularında bazı yetkilere sahip. Cumhurbaşkanı aynı zamanda ülkenin silahlı kuvvetlerinin başkomutanı ve nükleer kodları elinde bulunduran kişi.

Garrigues, "Cumhurbaşkanının, hükümetin yönetmelik veya kararnamelerini imzalama veya imzalamama yetkisine sahip olması nedeniyle, başbakanın belirli sayıda projesinin uygulanmasını engellemesi veya geçici olarak askıya alması mümkün" diye ekledi.

"Yine de başbakanın, bu yönetmelik ve kararnameleri Ulusal Meclis'in oylamasına sunma yetkisi var. Bu da cumhurbaşkanının isteksizliğini geçersiz kılıyor" dedi.

Savunma ve dış politikayı kim yönetiyor?

Daha önceki kohabitasyon dönemlerinde savunma ve dış politika, Fransa'nın uluslararası alanda tek sesle konuşmasını sağlamak için genellikle cumhurbaşkanının gayri resmi "ayrılmış alanı" olarak görülüyordu.

Ancak bugün hem aşırı sağ hem de sol koalisyonun bu alanlardaki görüşleri Macron'un yaklaşımından kökten farklı ve olası bir kohabitasyonda iplerin gerilmesi muhtemel gözüküyor.

Garrigues, Anayasaya göre "Cumhurbaşkanı ordunun başı olsa da, silahlı kuvvetleri emrinde bulunduran kişi başbakandır" dedi.

Garrigues, "Diplomatik alanda da cumhurbaşkanının yapabilecekleri oldukça kısıtlı" dedi.

Ulusal Birlik Partisi Başkanı Jordan Bardella, başbakan olması durumunda Fransız askeri birliklerinin Ukrayna'ya gönderilmesine karşı çıkacağını söylemişti. Macron da bu olasılığı göz ardı etmedi. Bardella ayrıca Fransa'nın Rusya'daki hedefleri vurabilecek uzun menzilli füzeler ve diğer silahların, Kiev hükümetine gönderilmesini de reddedeceğini söyledi.

Eğer sol koalisyon seçimleri kazanırsa, bu durum Fransa'nın Orta Doğu diplomasisini tamamen farklılaştırabilir.

Yeni Halk Cephesi, "Filistin devletini derhal tanımayı" ve "Fransız hükümetinin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya verdiği desteği sonlandırmayı" planlıyor.

Macron, daha önce Filistin devletinin tanınmasının "faydalı bir anda" gerçekleşmesi gerektiğini savunmuş ve İsrail-Hamas savaşının şu anda böyle bir duruma izin vermediğini öne sürmüştü.

Çoğunluk sağlanamazsa ne olacak?

Cumhurbaşkanı, Ulusal Meclis'te en fazla sandalyeye sahip gruba dahil bir başbakanı atayabilir. Bu durum, Macron'un 2022'den beri kendi merkezci ittifakını da temsil ediyor.

Ulusal Birlik Partisi (RN), diğer siyasi partilerin bir araya gelmesinin aşırı sağ hükümetin güven oylamasıyla devrilebileceği anlamına geldiğini söylerek böyle bir seçeneği reddedeceğini belirtmişti.

Macron, Anayasa'ya göre Temmuz 2025'ten önce Ulusal Meclisi yeniden feshedemez.

Cumhurbaşkanı, geniş bir koalisyon kurmayı deneyebilir. Fakat bu durum siyasi görüş ayrılıkları göz önüne alındığında pek olası görünmeyen bir seçenek.

Uzmanlar, diğer bir seçeneğin de siyasi partilerle bağlantısı olmayan ancak yine de Ulusal Meclis'te çoğunluk tarafından kabul edilmesi gereken bir "uzmanlar hükümeti" atamak olabileceğini söylüyor. Böyle bir hükümet muhtemelen büyük reformları uygulamaktan ziyade çoğunlukla günlük işlerle ilgilenecektir.

Kaynak: Haber Merkezi