VİYANA - SNmedia.at/Dava, Beşşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Avrupa'da açılan en önemli yargı süreçlerinden biri olarak değerlendiriliyor. İnsan hakları örgütleri tarafından da yakından takip edilen davada, çok sayıda mağdur, tanık ve uzman mahkemede ifade verdi.

Soruşturma kapsamında, Suriye istihbarat teşkilatının 335. Dairesi'nin eski yöneticilerinden biri ile Rakka kentinin eski suç polisi şefi sanık sandalyesine oturdu. Savcılık, sanıkların gözaltındaki sivillere sistematik işkence uyguladığı ve ağır insan hakları ihlallerine karıştığını öne sürüyor.

Stocker: Reform ortaklığıyla Avusturya’da önemli değişimlerin temeli atıldı
Stocker: Reform ortaklığıyla Avusturya’da önemli değişimlerin temeli atıldı
İçeriği Görüntüle

Çok sayıda mağdur Avrupa'dan ve Suriye'den geldi

Duruşmalar boyunca yalnızca Avusturya'dan değil, farklı Avrupa ülkeleri ile Suriye'den gelen mağdurlar da mahkemede dinlendi. Tanık ifadelerinde cezaevlerinde yaşandığı iddia edilen ağır işkence yöntemleri, cinsel şiddet ve sistematik kötü muamele ayrıntılı şekilde anlatıldı.

Bu yönüyle dava, Suriye iç savaşında işlenen savaş suçlarının Avrupa mahkemelerinde yargılanmasına yönelik en dikkat çeken dosyalardan biri haline geldi.

Bir sanık gizli operasyonla Avusturya'ya getirildi

Sanıklardan Halid el-H.'nin Avusturya'ya gelişi de dikkat çekiyor. Mahkeme dosyasına göre sanık, Avusturya'nın eski iç istihbarat kurumu BVT yetkilileri ile İsrail dış istihbarat servisi Mossad arasında yürütülen ve "Beyaz Süt Operasyonu" olarak anılan süreç kapsamında ülkeye getirildi. Daha sonra iltica sürecinde destek aldığı belirtilen sanık, Aralık 2024'ten bu yana Viyana'daki Josefstadt Cezaevi'nde tutuklu bulunuyor.

Savcılık, Halid el-H.'yi işkence, ağırlaştırılmış zorlama, cinsel zorlama ve çok sayıda ağır bedensel zarar verme suçlarından sorumlu tutuyor.

Sanıklar suçlamaları reddediyor

Diğer sanık Moussab Abou R. ise ağırlaştırılmış saldırı, ağırlaştırılmış zorlama ve cinsel zorlama suçlamalarıyla yargılanıyor. Her iki sanık da sorguları sırasında Suriye devlet aygıtındaki görevlerinin abartıldığını savunarak suçlamaları kabul etmedi.

Mahkemenin sanıkları suçlu bulması halinde her biri 10 yıla kadar hapis cezası alma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.

Bu nedenle Viyana Bölge Mahkemesi'nden çıkacak kararın, hem uluslararası ceza hukuku hem de Suriye'de işlenen insan hakları ihlallerinin yargılanması açısından emsal niteliğinde olması bekleniyor.