VİYANA - SNmedia.at/Koalisyon, aylar süren müzakereler ve ÖVP–FPÖ arasında yaşanan kısa süreli temasların ardından “istikrar” vurgusuyla kurulmuştu. Siyasi gözlemciler, ülkenin ilk üçlü koalisyonunun en düşük ortak paydasını başından beri “FPÖ’nün iktidara gelmesini engellemek” olarak yorumluyor. Ancak geçen yıl tamamen sakin geçmedi; özellikle son iki haftada ortaklar daha bağımsız ve zaman zaman koordinasyonsuz hareket etmeye başladı.
Krizi tetikleyen hamle: Stocker’in “zorunlu hizmet” referandumu çıkışı
Tartışmanın fitilini, Şansölye Christian Stocker (ÖVP) ateşledi. Stocker, askerlik ve sivil hizmet sürelerinin uzatılması konusunda halk oylaması/istişaresi yapılmasını gündeme getirdi. Bu çıkışın:
-
Koalisyon ortaklarını hazırlıksız yakaladığı,
-
Koalisyon anlaşmasının ruhuna aykırı görüldüğü,
-
Ve koalisyon içinde bir “güç gösterisi” olarak okunduğu aktarılıyor.
ÖVP açısından risk sınırlı: Toplumun %67’si uzatmayı destekliyor
STANDARD anketine göre nüfusun %67’si zorunlu hizmet süresinin uzatılmasını destekliyor. Bu da ÖVP’nin hamlesinin politik maliyetini düşürüyor. Ayrıca planlanan süreç “basit evet-hayır” oylaması değil: Parlamento’nun önce uzlaşıp belirleyeceği iki model arasından halkın tercih yapması öngörülüyor. Bu sayede gündemin merkezine Stocker ve ÖVP yerleşirken, SPÖ ve Neos bir süre tartışmayı daha geriden izleyen konuma düştü.
SPÖ’den karşı hamle: Miras vergisi için halk yoklaması önerisi
ÖVP’nin zorunlu hizmet hamlesi, SPÖ’de de “karşı gündem” ihtiyacını artırdı. SPÖ’lü devlet sekreteri Michaela Schmidt, miras vergisi konusunda bir halk yoklamasını gündeme taşıdı. Ancak bunun ÖVP ve Neos’tan destek bulmayacağı bilindiği gibi, SPÖ içinde de coşku sınırlı kaldı. Parti lideri ve Başbakan Yardımcısı Andreas Babler cephesinden gelen ana mesaj ise şu oldu:
Doğrudan demokrasiye dair başlıklar bundan sonra koalisyon içinde önceden konuşulmalı.
Schmidt’in önerisi geri çekilse de etkisi kaldı: SPÖ, en azından kısa süreliğine, iç tartışmalar yerine kendi temasını kamuoyunun gündemine sokmuş oldu.
Neos’un “görünür kalma” mücadelesi: Latince yerine medya okuryazarlığı ve yapay zekâ
Koalisyonun en küçük ortağı Neos açısından tablo daha hassas: İki büyük ortağın (ÖVP-SPÖ) gündem savaşında “araya sıkışmamak” için görünür kalması gerekiyor. Bu bağlamda Eğitim Bakanı Christoph Wiederkehr’in önerisi öne çıktı:
Latince ders saatlerinin azaltılıp medya okuryazarlığı ve yapay zekâ (AI) eğitiminin güçlendirilmesi.
Bu öneri Neos’a yeni bir tartışma alanı açtı ve partiye kamusal görünürlük sağladı.
Anket tablosu: FPÖ hâlâ birinci ama geriliyor; ÖVP 4 puan artışta
Market’in STANDARD adına yaptığı ankete göre tablo şöyle:
-
FPÖ: %34 (Aralık’a göre -3 puan, Aralık: %37)
-
ÖVP: %23 (+4 puan)
-
SPÖ: %19 (+1 puan)
-
Neos ve Yeşiller: Seçim sonucunu koruma / hafif iyileştirme bandında
Araştırmanın yorumu, ÖVP ile FPÖ’nün birbirinden oy çekebildiği yönünde. Doğrudan demokrasi (halk yoklaması) teması FPÖ’nün geleneksel alanlarından biri sayıldığı için, ÖVP’nin “halkın seçimi” vurgusuyla mavi seçmen segmentine de seslenebildiği değerlendiriliyor.
“Gündemi belirleyen olmak” etkisi
Market araştırmacısı David Pfarrhofer, Aralık’a göre genel ruh hâlinin bir miktar düzeldiğini; bunun da çoğu zaman hükümete yarayabildiğini belirtiyor. Ayrıca üçlü koalisyonun son dönemde daha sık biçimde “gündemi belirleyen” konuma geçtiğini; örneğin zorunlu hizmet gibi somut içeriklerin daha fazla konuşulduğunu ifade ediyor. Bu yaklaşımda, hükümet içi görüş ayrılıkları tamamen sorun değil; asıl kritik olan tartışmanın düzeyli biçimde yürütülmesi.
Hükümetin puan topladığı başlıklar: KDV indirimi ve sanayi paketi
Haberde ayrıca hükümetin kamuoyunda destek bulan adımlar attığına işaret ediliyor:
-
Temel gıdalarda KDV indirimi (geniş destek vurgusu)
-
Sanayiye dönük milyarlarca avroluk paket ve sanayi elektriği fiyatlarında indirim
Buna karşın SPÖ’nün aylardır %20 eşiğini aşmakta zorlandığı, Haziran’dan bu yana bu bandın üzerinde kalamadığı vurgulanıyor.
“Başbakan kim olsun?” sorusunda Kickl geriliyor
Anketin dikkat çeken kısmı lider onayları:
-
Herbert Kickl (FPÖ): Aralık’ta %35 iken şimdi %28
-
Christian Stocker (ÖVP): %13 (yaklaşık +3)
-
Andreas Babler (SPÖ): %8 (yaklaşık +2)
Pfarrhofer’a göre Kickl’in kişisel onayının, partisinin oy oranından daha fazla düşmesi “olağan”; çünkü lider ölçümleri daha hızlı dalgalanabiliyor. Ancak bu sükûnetin uzun sürmeyebileceği belirtiliyor: Kül Çarşambası yaklaşırken Kickl’in sert muhalefet diliyle gündemi yeniden ele almaya çalışması bekleniyor.




