VİYANA - SNmedia.at/"Buradaki insanlar hem bulundukları yere hem geldikleri kültüre, memlekete ne kadar faydalı olabilirler, ne kadar ait olabilirler, ne kadar zeminlerini ilerletebilirler, demokratik toplumlarda, demokratik imkanları kullanarak bunun arayışında olmak önemli bir çabaydı" diyen Fidan, UID'nin ortaya koyduğu misyonun çok önemli olduğunu söyledi.
Fidan, Türklerin bulunduğu yerlere aidiyetine işaret ederek, "Türklerin bulundukları yere aidiyet sürecine baktığım zaman şunu görüyorum; sessiz ve derinden geliyorlar ama tam geliyorlar. Ağır ağır, inşa ede ede geliyorlar. Kimliklerine, kişiliklerine sahip çıka çıka geliyorlar. Biraz geç adım atıyorlar ama 'ya yanlış yere mi basıyorum' endişesi, Türklerin hafızasında çok fazla var." diye konuştu.
UID'ye sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Fidan, bu desteğin önemli olduğunun altını çizdi.
Fidan, Türkiye'nin dış politikada ortaya koyduğu başarının en önemli sırrının, milletin tarihi derinliklerinden gelen, kültürel olarak gizli kalmış stratejik kültürünün, pratiğe dönmesini mümkün kılacak bir siyasi liderliğe sahip çıkma iradesi olduğunu dile getirdi.
"Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) defaatle tekrar tekrar seçilmiş olması ve onun vizyonunun sizin adınıza temsil ettiği çizginin ısrarla devamlılık bulması, dış politikamızın en önemli başarılarından biridir. Dolayısıyla bu yine sizlere ait olan bir başarıdır. Yani siyasal liderliğe sahip çıkmak, onun ortaya koyduğu politikalara sahip çıkmak. Halkın gurur duyacağı en önemli başarısı." değerlendirmesinde bulunan Fidan, gezdiği Anadolu illerinde de aynı şeyleri söylediğini aktardı.
Fidan, Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada emin bir belde, güvenli bir ada ve yükselen bir yıldız olduğunu belirterek, bunun da yeterli olmadığını, Türkiye'nin bulunduğu bölgede barış ve kalkınma arayışında olduğunu vurguladı.
"Hem realizm gereği hem idealizm gereği etrafınıza sahip çıkmanız gerekiyor." diyen Fidan, Türkiye'nin bulunduğu bölgeye istikrar ve refahı getirme arayışı içerisinde olduğunun altını çizdi.

Türkiye'nin diplomatik duruşu
Fidan, Avrupa'da sayıca az da olsa bazı ülkelerle aynı fikirde olduklarını belirtti.
Türkiye'nin, İsrail'in Gazze’ye yönelik saldırıları sonrası çalışmalarına değinen Fidan, farklı ülkelerle kurdukları gruplarla soykırımı durdurmaya yönelik olarak diplomatik baskı kurduklarını aktardı.
Fidan, İsrail'in hedeflerinden vazgeçmediğini ancak baskının sürdürülmesi gerektiğini dile getirerek, bu süreçte destek gördükleri ülkeler bulunduğunu söyledi.
Bazı ülkelerin, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda, bazılarının da Gazze'de ateşkes için çok gayret etmediğine işaret eden Fidan, Türkiye'nin iki olay için de ateşkesi hedeflediğini belirtti.
Fidan, İran-ABD Savaşı'nda da sorunların diyalogla çözülmesini desteklediklerine dikkati çekerek, "Birinci özelliğimiz; takip ettiğimiz politikada tutarlı olmak. Bir noktada ne istiyorsak, hangi prensiple yaklaşıyorsak, diğer yerde de aynı prensiple yaklaşıyoruz." dedi.
Gazze'deki soykırımın da Holokost'un da yanlış olduğunun altını çizen Fidan, bunları birini eleştirip diğerini görmezlikten gelmenin tutarsızca bir tavır olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, "Buna benzer tutarsızlıkların olduğu bir uluslararası ilişkiler düzleminde, Türkiye'nin ilkeden hareketle etrafında yaşadığı krizlere insancıl olarak erdemle yaklaşması fevkalade önemlidir." dedi.
Bölgesel sahiplenme mesajı
Türkiye’nin bir G20 ülkesi olduğuna ve güçlü bir orduya sahip olduğuna dikkati çeken Fidan, Türkiye'nin barışla ilgili davetinin, "zayıf bir ülkenin ağzından çıkan bir davet olmadığını" vurguladı.
Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünya liderleriyle geliştirdiği ilişkinin ve geliştirdiği vizyonun hayata geçirilmesinin, Türkiye'nin politikalarının hayata geçmesinde etkili olduğunu dile getirerek, devlet içindeki kurumların ilişkisinin önemine değindi.
Dünyanın birçok ülkesinin, Türkiye'nin dış politika stratejilerini iyi anladığını belirten Fidan, muhataplarının Türkiye'nin başına gelecek bir sorunun, Türkiye'nin şemsiyesi altındakileri de etkileyeceğini söylediğini aktardı.
Fidan, Türkiye'nin bölgedeki istikrarın ve istikrarsızlığın sorumluluğunu taşıdığını anlatarak, bölgedekilerin birliği, huzuru ve refahının Türkiye için de önem taşıdığını vurguladı.
Bölge ve dünya için daha fazla istikrar, güvenlik, ekonomik refah ve huzur üreten bir Türkiye'yi inşa etmek istediklerini söyleyen Fidan, Türkiye'nin insanları bir araya getirecek mesajı taşıdığı için bunu yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, bölgenin yıllardır iç savaş, terör, işgal ve ölümlerle karşı karşıya olduğuna, bölgedekilerin de dışarıdan bir "hegemondan" medet umduğuna işaret ederek, "hegemonların" daha fazla sorun bırakarak bölgeden ayrıldığını vurguladı.
Bölge insanının, kendi kaderine sahip çıkmamasını "talihsizlik ve yetersizlik" olarak tanımlayan Fidan, bölgesel sahiplenme ve sorunları kendi içinde çözme mesajı verdi.
Fidan, "Birbirimize güven oluşturursak, birbirimize sırtımızı dayarsak en azından problemlerin yüzde 80'i o esnada çözülür. Geri kalan yüzde 20'si için de ekstradan çalışmamız gerekiyor. Yüzde 80 problem sadece birbirimizin toprak bütünlüğüne, sınırına, egemenliğine saygı duyup bunu açıktan deklare edip taahhüt ettiğimiz zaman başlıyor bölgede." ifadelerini kullanarak, diplomasi alanında hikmetle ve güzel sözle yola devam ettiklerinden bahsetti.
Türkiye'nin kurduğu dış politika dilinin iyiliği taşımakla kalmayıp yalanları yok ettiğini vurgulayan Fidan, bu durumun milletin yüreği, zihni, kültürü ve inancından aldığı kodların dış politika pratiğine dönüştürülmesinden ibaret olduğunu kaydetti.




