VİYANA - SNmedia.at/New York'ta yaşayan Sideris'e 14 yıl sonra da yemek borusu kanseri teşhisi kondu. Bu kez klinik bir deney yoluyla gördüğü tedavisi çok farklıydı. Her üç haftada bir, New York'taki Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi'ne gidiyor, dostarlimab adlı bir ilaç enjekte ediliyordu.
Sadece dört aylık tedaviden sonra, Sideris'in tümörü ameliyat, kemoterapi veya radyasyon olmadan ortadan kayboldu ve tek büyük yan etkisi de yorgunluğa yol açan böbrek üstü bezi yetmezliğiydi. Sideris tedavi için "İnanılmaz, sanki bilim kurgu gibi" diyor.
Ama bu gerçekti. Sideris, bir asırdan fazla süren geliştirme sürecinin ardından ivme kazanan bir tedavi yöntemi olan ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesini amaçlayan immünoterapiden faydalanan ve sayıları giderek artan kanser hastasından biriydi.
Teksas'taki MD Anderson Kanser Merkezi'nden cerrahi onkoloji profesörü ve immünoterapi araştırmacısı Jennifer Wargo "Duygulanıyorum, tüylerim diken diken oluyor" diyor.
"İnsanlar bu tedaviyle yaşıyor ve kaliteli bir yaşam sürüyorlar."
ABD'de immünoterapi gelişimini destekleyen kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan Parker Kanser İmmünoterapi Enstitüsü'nün baş yöneticisi Karen Knudsen de, vücudun "kendisine benzemeyen hücreleri tespit etme ve ortadan kaldırma" konusunda doğal bir yeteneğe sahip olduğunu söylüyor.
Her şey yolunda giderse bu yetenek kanserli hale gelen hücreleri hedef alıyor. Ancak bazen kanser hücreleri bu savunma sistemini atlatıyor ve tehlikeli, kontrolsüz bir büyümeye yol açıyor. Saklanıyorlar ve çevrelerindeki sağlıklı hücrelerden ayırt edilemez durumdalar.
Haberin başlığını atlayın ve okumaya devam edin
İmmünoterapinin amacı da bağışıklık sisteminin durumu görebilmesi için bu kanser hücrelerinin maskesini kaldırmak. Bağışıklık sisteminin savunmasını güçlendirerek kanserli hücreleri bulup, yok etmesini sağlıyor ve inanılmaz potansiyel sonuçları beraberinde getirebilir.
İmmünoterapi günümüzde kanserle nasıl savaşıyor?
En bilinen immünoterapi yöntemlerinden ikisi CAR T-hücre tedavisi ve bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri.
CAR T-hücre tedavilerinde hastanın kanından T hücreleri (belirli yabancı istilacıları avlayıp, öldüren son derece müstesna bağışıklık hücreleri) alınıyor, laboratuvarda kanser hücrelerini bulup saldırabilecek şekilde modifiye ediliyor ve ardından güçlendirilmiş T hücreleri vücuda veriliyor. Bu tedavi şu anda kan kanserlerinin tedavisinde kullanılıyor.
Bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri ise bağışıklık sistemindeki bir "kapatma" düğmesini devre dışı bırakan ilaçlar.
Aslında bu koruma mekanizmasının önemli bir amacı var. Sağlıklı hücrelere de zarar veren aşırı agresif bağışıklık tepkilerini önlüyor. Fakat bazı kanser hücreleri bu kapatma düğmesini çevirerek T hücrelerinin geri çekilmesine ve tespit edilmekten kaçmasına neden olabiliyor.
İmmün kontrol noktası inhibitörleri ise bunun olmasını engelliyor. Yani T hücreleri kanser hücrelerini bir tehdit olarak tanımlıyor ve bir saldırı başlatıyor. Bu buluşa öncülük eden bilim insanları 2018 yılında Nobel Ödülü kazandı ve bu ilaçlar bugün birçok kanser türünde kullanılıyor.
Yine de her iki yöntemin de sınırları var. Araştırmalar devam etse de, bilim insanları CAR T-hücre tedavilerini yeni teşhislerin %90'ından fazlasını oluşturan katı tümörlere karşı etkili hale getirmekte zorlanıyor. Ayrıca tedavi pahalı ve uygulanması emek yoğun.





