VİYANA - SNmedia.at/ Son dört yıldır Avrupalı liderler, Rusya’nın saldırı savaşı karşısında Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmak için adeta fazla mesai yapıyor.

Liderler, sert kınama açıklamaları yayımlıyor, geç saatlere kadar telefon görüşmeleri yapıyor ve apar topar kriz toplantıları düzenliyor.

Ancak bu hafta sonu senaryo dramatik biçimde tersine döndü.

Avrupalı liderler, bu kez kâğıt üzerinde kadim müttefikleri ve başlıca güvenlik garantörleri olması gereken bir ülkeye, yani ABD’ye karşı Danimarka’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmak kendilerini yine ortak açıklamalar, telefon görüşmeleri ve kriz toplantıları yaparken buldu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen pazar günü, "Fransa, Almanya, İngiltere ve İtalya liderleriyle konuştuktan sonra, Grönland’ın ve Danimarka Krallığı’nın egemenliğini koruma konusundaki kararlılığımızda birlikte dimdik duruyoruz," dedi.

Von der Leyen, “Stratejik ekonomik ve güvenlik çıkarlarımızı her zaman koruyacağız. Avrupa dayanışmamıza yönelik bu meydan okumalarla soğukkanlılık ve kararlılıkla yüzleşeceğiz,” diye konuştu.

Suriye'de ateşkes anlaşması. PKK mensupları ve liderleri Suriye'den çıkarılacak
Suriye'de ateşkes anlaşması. PKK mensupları ve liderleri Suriye'den çıkarılacak
İçeriği Görüntüle

Avrupa Komisyonu Başkanı’nın bu sözleri, Kiev’in direnişine "fakatsız destek" verdiği sayısız konuşmasından birinden kopyala - yapıştır yapılmış gibi duruyordu.

Son birkaç gündeki tablo, uluslararası hukuka ortak bağlılıkla bir arada duran siyasi bir aile olan Avrupa’nın, Trump’ın ikinci döneminde karşı karşıya olduğu imkânsız bulmacayı açıkça ortaya koydu.

Donald Trump’ın, Grönland’ı ele geçirmeye zorlamak amacıyla Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Hollanda, Norveç, İsveç ve İngiltere’ye yüzde 10 gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunması, kapsamı ve niyeti bakımından dikkat çekici bir adım olarak değerlendiriliyor.

Bir NATO ülkesinin liderinin, uluslararası alanda tanınmış bir toprağı elde etmek için birden fazla müttefikine karşı ticaret savaşı başlatmaya hazır görünmesi, Batı ittifakı açısından da endişe yaratıyor.

Trump tehdidini hayata geçirip geçirmese de, bu durum II. Dünya Savaşı’nın sonundan bu yana transatlantik ittifakın temelini oluşturan ve sayısız siyasi değişime rağmen ayakta kalan kolektif savunma ilkesini zayıflatacak kadar endişe verici görülüyor.

'NATO için ölüm çanı'

Avrupalılar açısından bakıldığında, sisteme gelen bu sarsıntı daha kötü bir zamana denk gelemezdi.

Trump’ın gerilimi tırmandırması, savaş sonrası Ukrayna için güvenlik garantileri tasarlamak üzere Atlantik’in iki yakası arasında yürütülen eşgüdümlü çabayla aynı döneme denk geliyor.

Trump’ın geçen yıl şubat ayında Avrupalıları devre dışı bırakarak Putin’le barış görüşmelerini başlatmasının ardından başlayan bu çalışma, tartışmalı 28 maddelik bir planın ortaya atılması ve Batılı müttefiklerin şartları değiştirmek için yoğun bir hamle başlatmasının ardından ivme kazanmıştı.

Kaynak: BBC Türkçe