Ancak kabaca üçte birimiz 2024 için kararlar verip, amaçlar belirlerken; bunlara bağlı kalmak tamamen farklı bir durum. Geçmiş yıllarda yapılan araştırmalar %12 ila %45'imizin bu girişimlerden sadece 1 ay sonra vazgeçtiğimizi gösteriyor. Bir başka çalışmaya göre insanların çoğu hedeflerini yıl ortasına doğru terk ediyor.

Bu başarısızlıklar, psikologların yıllık "yanlış umutlar sendromu" diye tanımladıkları duruma yol açıyor.

Ancak ulaşılabilecek hedefler koymanın daha iyi olduğunu gösteren kanıtlar da var. Araştırmalar, daha amaca yönelik, daha gerçekçi, başarının kolaylıkla ölçülebileceği amaçların, sigarayı ya da içkiyi bırakmak gibi bir şeylerden yoksun kalmak ya da kaçınmak gibi hedeflere odaklananlara kıyasla daha başarılı olabileceğini gösteriyor.

Ancak neye odaklanılacağına karar vermek zor olabilir. Bu konuda size yardımcı olmak için, bilimsel temelli ipuçları kullanarak, yeni yılın ilk haftasında, yaşamınızın odaklanabileceğiniz 7 boyutunu derledik.

1. Gün: Uykunuza odaklanın

Yeni yılı karşılarken sabaha karşı yattıktan sonra, belki biraz uykunuza dikkat etmeniz anlamlı olabilir. Yılın bu günlerinde, alarmınızın ertele tuşuna basmaktan suçluluk duymanıza gerek yok. Bilim insanları hepimizin kış aylarında yatakta biraz daha fazla vakit geçirmemiz gerektiğini söylüyor.

Araştırmalar ayrıca, insanlarda mevsimsel uykunun söz konusu olduğunu, yani karanlık kış günlerinde, yaz aylarına göre daha çok dinlenmemiz gerektiğini gösteriyor. Almanya'da yapılan bir araştırma, insanların Aralık ayında Haziran ayına kıyasla bir saat daha fazla uyuduğunu ortaya koydu. Kış aylarındaki uykunuzu geliştirmek için daha erken yatın ve yatmadan önceki iki saat içinde parlak ışıklardan ve uyumadan hemen önce telefonunuza bakmaktan kaçının. Son araştırmalar ayrıca, aynı saatlerde yatmanın bağırsak sağlığımızı da geliştirdiğini gösteriyor.

2. Gün: Vücudunuza odaklanın

Yerinde duramayan bir insansanız, bununla barışma vakti. Ayağımızı vurmak, dizimizi sallamak ve parmaklarımızla oynamak gibi, pek düşünmeden yaptığımız hareketler, şaşırtıcı derecede çok kalori yakıyor ve stresi azaltmamıza yardımcı oluyor.

Ancak Kuzey Yarımküre kış aylarını yaşarken, çıkıp, soğuk havada egzersiz yapmanın da tam zamanı. Bu egzersizlerin kalp sağlığını iyileştirdiği, bağışıklık sistemimizi güçlendirdiği ve beyaz hücreleri kahverengine dönüştürerek kilo vermemize yardımcı olduğu belirtiliyor.

Egzersize başlamışken, bir sonraki yürüyüşünüzü geri geri de yapabilirsiniz. Geri geri yürümenin, ileri doğru yürümekten daha çok kalori yaktığı ve bel kaslarınızı da güçlendirdiği biliniyor. Özellikle, diz eklemine baskıyı azalttığı ve baldır kaslarının esnekliğini artırdığı için, diz sorunları olanlara da tavsiye ediliyor. Beyninizi de olumlu etkileyebiliyor.

Geri geri yürürken, çamurla kirlenmekten de korkmayın. Kirlenmek, vücudumuzdaki yararlı mikroorganizmaların çeşitliliğini artırmaya yardımcı olabilir. Sedef ve atopik dermatik gibi deri hastalıkları olanların derilerindeki mikrop topluluğu zayıf olabiliyor.

Vücudumuzun en büyük organı olan deri sağlığımız üzerinde şaşırtıcı derecede etkili ve sağlığımızı şekillendirmekte büyük bir rol oynuyor. Kuru ya da hasarlı ten, vücut genelinde enflamasyona yol açabilen ve kalple beyni de etkileyebilen biyo-kimyasalların üretimini artırabiliyor. Güneş kremi ya da nemlendirici kullanmak, sadece daha genç görünmenizi değil, biyolojik yaşınızı geliştirmeyi de sağlayabilir.

3. Gün: Psikolojinize odaklanın

Bir yabancıyla konuşun, iyi bir korku yaşayın, yaşamın kaosunu kucaklayın. Bilime göre tüm bunlar daha mutlu, daha dayanıklı ve daha az stresli yaşamanızı sağlayabilir. Yeni bir şey de deneyebilirsiniz. Yeni bir beceri edinmek beynin esnekliğini artırıyor, aklın adapte olmasına ve kendisini yenilemesine yardımcı oluyor.

Çok enerjik hissediyorsanız, çömelme hareketini (squat) de deneyebilirsiniz. Yer çekimine karşı yapılan zorlu egzersizler, beyninize kan akışına önemli katkı yapıyor ve bu da bilişsel kabiliyetinizle, sorun çözme yeteneğinizi geliştiriyor.

Bunu yapmaya üşeniyorsanız, kendinizi daha gençmiş gibi düşünmeye çalışabilirsiniz. Araştırmalar, kendinizi genç görmenin, uzun yaşamanıza katkı sağladığını gösteriyor. Ya da bir dağa çıkarak, denizi izleyerek, yıldızlarla dolu gökyüzüne bakarak merak duygunuzun gücünü hissedebilirsiniz. Şaşırtıcı şeyler görmek stresi azaltıyor, hafızayı geliştiriyor ve başkalarıyla ve çevrenizdeki dünyayla daha iyi iletişim kurma hissi veriyor.

Ya da dünyanın en erişilebilir stres azaltma aracına, şarkı söylemeye başvurabilir, beyne iyi hissettiren hormon olan endorfini salgılatan aerobik egzersizi yapabilirsiniz.

Veya sadece nefes alabilirsiniz. Araştırmalar nefes egzersizlerinin stresi ve kaygıyı azalttığını, ayrıca tansiyonu düşürdüğünü gösteriyor. Uyumanıza da yardımcı olabilir.

Kaybolduğu sanılan “Fräulein Lieser'in Portresi” Viyana'da açık artırmaya çıkacak Kaybolduğu sanılan “Fräulein Lieser'in Portresi” Viyana'da açık artırmaya çıkacak

4. Gün: İlişkilerinize odaklanın

Arkadaşlara sahip olmak sizin için de iyi. Bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor, kalp sağlığınızı geliştiriyor ve daha mutlu hissettiriyor. Arkadaşlarınızla geçirdiğiniz zamana biraz da ritm katarsanız, bu sizi daha da yakınlaştırıyor.

Adımlarını senkronize eden arkadaşlar daha iyi iletişim kuruyor. Arkadaşlar daha iyiye ya da kötüye doğru alışkanlıklarımızı da değiştirebilir. Sürekli etrafımızdaki insanlardan ipuçları alıyoruz ve bunların davranışlarımız üzerinde büyük etkileri olabiliyor.

Arkadaşlıktan biraz daha fazlasını arıyorsanız, garipliklerinizle de barışın. Giysilerimizdeki küçük değişiklikler, normalin dışındaki tatlar ve fikirler bizi daha çekici hale getiriyor.

Affetme konusunda başka bir tutum takınmak da yaşamlarımıza çok fayda getirebilecek basit bir adım. "Seni affediyorum" demek ve bunu gerçekten kast etmek zor olabilir ama bu stres düzeylerimizi düşürüyor, daha çok para kazanmamıza yardımcı oluyor ve yaş aldıkça bizi daha sağlıklı tutuyor.

5. Gün: Ne yediğinize odaklanın

Dengeli bir diyet yılın her dönemi için gerekli tabii ki ama yılbaşı yemeklerinden sonra daha da gerekli. Araştırmalar, abur cuburun, vücut için olduğu kadar, psikolojimiz için de kötü olduğunu gösteriyor.

Meyve ve sebzeye gelince de, mesele sadece yeşil sebzeler değil. Araştırmalar her renkten meyve sebze tüketmenin hem beyin sağlığını geliştirdiğini hem de kalp hastalığı ihtimalini azalttığını gösteriyor.

Araştırmalar, kahve içmenin de felç, kalp hastalığı ya da kanser riskini azalttığını gösteriyor. Ancak kahveyi her şeyde olduğu gibi kararında içmek gerekiyor.

6. gün: Formunuza odaklanın

Egzersiz yapmak, gücünüzü artırmak, yağ yakmak, psikolojinizi geliştirmenin yanı sıra, bağırsaklarınızdaki mikropları da daha sağlıklı hale getiriyor.

Günde 10 bin adım atma hedefine odaklanmaya çok büyük olasılıkla değmiyor. Bazı araştırmalar 5 binden fazla adımın da sağlığı geliştirmeye yeterli olabileceğini gösteriyor.

7. Gün: Hobilerinize odaklanın

Bazen düşüncelerinizle baş başa kalmanın şaşırtıcı faydaları olabiliyor ama bazı insanlar, can sıkıntısından kurtulmak için aşırılıklara da kaçabiliyor.

Kolayca sıkılan insanlar, kendilerini saplantılı cep telefonu kullanımı gibi bağımlılık yapan davranışlar içinde bulabiliyor. Bu durum da bizi birçok psikolojik soruna açık hale getirebiliyor.

Yeni bir hobi edinmek, beyninizi genç tutmanın yanı sıra yaratıcılığınızı ateşleyebilir ve can sıkıntınızı gidebilir. Örneğin Nobel ödüllü bilim insanları, normal insanlara kıyasla üç kat daha fazla hobiye sahip olduklarını söylüyor. Özellikle de müzik, resim ve şiir gibi yaratıcı alanlara yöneliyorlar.