VİYANA - SNmedia.at/ ABD Başkanı Donald Trump'ın küresel çatışmaları çözmeyi amaçlayan Barış Kurulu, bugün Davos'ta atılan imzalarla hayata geçiyor.
Gazze Barış Planı çerçevesinde başlayan, sonra da uluslararası ihtilafları ve çatışmaları çözme iddiasıyla Trump'ın kurulmasını önerdiği Barış Kurulu için bugün İsviçre'nin Davos kentinde imza töreni düzenlendi.
Türkiye'nin de yer alacağı kurulda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına bugün Barış Kurulu Şartı'na Dışişleri Bakanı Hakan Fidan imza attı.
FİDAN'IN İMZASIYLA TÜRKİYE GAZZE BARIŞ KURULU'NA KATILDI
İsviçre'nin Davos kentindeki imza törenine katılan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın imzasıyla Türkiye, Gazze Barış Kurulu'ndaki yerini aldı. Bakan Fidan aynı zamanda süreci yönetecek Barış Kurulu'nda görev yapacak Yürütme Kurulu'nda da yer alıyor.
Gazze Barış Kurulu'nun Fidan'ın da imzasıyla kurulmasının hemen ardından Gazze'yi Mısır'a bağlayan ve özellikle insani yardımların geçtiği Refah Sınır Kapısı'nın önümüzdeki hafta açılacağı duyruldu.
TRUMP'IN İMZASIYLA BARIŞ KURULU HAYATA GEÇTİ. PEKİ KAÇ ÜLKE VAR?
ABD Başkanı Donald Trump'ın imzasıyla barış kurulu hayata geçti. Trump'ın ardından kurula katılmayı kabul eden ülkelerin temsilcileri de şartnameye imza koydu. Türkiye adına imzayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan attı.
Kurulda yer alma davetini Türkiye ve ABD dışında şimdilik 22 ülke daha kabul etti.
Arnavutluk, Arjantin, Azerbaycan, Bahreyn, Belarus, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Ermenistan, Fas, İsrail, Katar, Kazakistan, Kosova, Kuveyt, Macaristan, Mısır, Özbekistan, Pakistan, Paraguay, Suudi Arabistan, Ürdün ve Vietnam, Gazze Barış Kurulu'na katılmayı kabul eden ülkeler oldu.
Davet edilip cevabını açıklamamış ülkeler mevcutken, şimdilik Fransa, Almanya, İtalya, Norveç, İsveç, Slovenya ve İngiltere bu daveti reddetti.
"GAZZE'DEKİ SAVAŞI DURDURUYORUZ"
Barış Kurulu imza töreninin açılışını ABD Başkanı Donald Trump konuşmasıyla yaptı.
Trump konuşmasında “Dünya bir yıl öncesine göre güvenli 9 ay içerisinde 8 savaşı bitirdik. Gazze'deki savaş şu an sona eriyor. Gazze'deki savaşı durduruyoruz. Çok ama çok büyük yangınlar vardı, bunları da tabi ki Ortadoğu'da 59 ülke sürecin içerisinde oldu. Hamas silah bırakmak zorunda, bırakmazlarsa bu onların sonu olacak.” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı, “Suriye Cumhurbaşkanıyla görüştük, çok iyi ilerleme sağlıyor. Bütün yaptırımları kaldırdık. Gerçekten çok sıkı çalışıyor. Birçok iyi şey yaşanıyor. ABD, Avrupa ve Ortadoğu'ya yönelik tehditler azalmaya başladı.” dedi.
Trump, “Gazze'de başarılı olursak başka konularda da çalışacağız ve Gazze'de başarılı olacağız. BM'in çok fazla potansiyeli var ama bunu kullanmıyorlar. 8 savaşı sona erdirdim ama hiçbirinde BM ile konuşmadım. Yeteri kadar çaba göstermediler.” ifadelerini kullandı.Gazze'nin silahsızlaştırılmasını ve yeniden inşaa edilmesini sağlamaya kararlı olduğunu söyledi.
HAKAN FİDAN TÖREN SONRASI KONUŞTU
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, imza töreninin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın özellikle Gazze'de olan soykırımın ve katliamın durdurulması için var gücüyle çalıştığını kaydeden Bakan Fidan, "Aslında Barış Kurulu birçok ülkenin bir araya gelerek farklı görüşlerini uyumlaştırmaya çalıştığı bir yer. Bu uyumlaştırma kolay bir iş değil. Çok ciddi bir diplomatik müzakereyi ve mücadeleyi beraberinde getiriyor. Alanda olan kavganın artık müzakere masasına taşındığına şahit oluyoruz. Barış Kurulu ile beraber atılması gereken çok fazla adım var. Az önce ilk dar toplantımızı da yaptık. Ne türden, özellikle insani yardımların girmesi için adımlar atılması gerekiyor, çalışmaya başlayan Filistinlilerden müteşekkil komitenin de ne türden ilk icraatları hayata geçirmesi gerekiyor. Bunları masaya yatırdı. Bunlar oldukça somut konular. Hayata geçtikçe gerek insani yadımlar konusunda gerekse diğer konularda Barış Kurulunun daha kıymetli bir hal alacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
"SURİYE'NİN BÜTÜNLÜĞÜ BİZİM İÇİN ÖNEMLİ"
Suriye'deki son gelişmelere değinen Bakan Fidan, “Suriye'nin bütünlüğü bizim için önemli. Başta Suriyeliler için, bölge için önemli” dedi.
Suriye’nin son 14 yılı iç savaşla geçirdiğini hatırlatan Fidan, “Etrafındaki ülkelere terör ve mülteci ihraç eden bir ülkeden, şu anda bütünlüğe evrilen, mültecilerini geri alan ve terörü durduran bir Suriye'ye evrilmek gerçekten bölgemiz için mucize niteliğinde bir husus” diye konuştu.
Bakan Fidan, bunun devam etmesinin hayata geçmesinin önemli olduğunun altını çizerek, ülkenin birliğinin bütünlüğünün bozulmaması, yeni bir kavgaya yol açmaması gerektiğini vurguladı.
Suriye'deki Kürtler, Aleviler, Yezidiler ve Türkmenler başta olmak üzere bütün etnik kökenlerin, inançların ve hakların korunması gerektiğinin altını çizen Fidan, "Herkes kendi kimliğiyle gurur duymalı ama Suriye vatandaşlığı altında da birleşmeli ve Suriye'ye gereken bütün katkıyı vermeli" diye konuştu.
Fidan, bunun hem Suriye hem bölge için bir barış unsuru olduğunu belirterek, son günlerde Suriye'de yaşanan gelişmeleri genel itibariyle iyi yönde ilerlediği şeklinde değerlendirdi.
Suriye'de yaşanan bazı örgütsel propaganda faaliyetlerine işaret eden Fidan, bu faaliyetlerin çok fazla dikkate alınmaması gerektiğini aktardı.
"ÇOK DİNAMİK BİR ORTAM VAR VE ŞARTLAR SÜREKLİ DEĞİŞİYOR"
Dünyada çok dinamik bir ortam olduğuna ve şartların sürekli değiştiğine dikkati çeken Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye Cumhurbaşkanımızın yıllardır takip ettiği tecrübeli dış politika sayesinde hem kendi bölgesindeki yapıcı rolünü oynuyor hem de küresel güçlerle belli bir denge politikası götürüyor. Bunu yaparken biz Türkiye'nin menfaatini esas merkeze alıyoruz ama her zaman için ahlakımız olan kazan-kazan politikasını, kendimiz için ne istiyorsak karşımız için istiyoruz usulünü de devam ettiriyoruz. Zaten bu usul ve ahlaktır ki karşımızdakileri bize güven duymaya, bizimle beraber çalışmaya iten bir husus. Çok dinamik bir ortam var ve şartlar sürekli değişiyor. İki gün önce Grönland ile ilgili askeri opsiyonu durumu vardı. Dün itibarıyla Trump'ın konuşmasından sonra ‘askeri opsiyon olmayacak' dedi. Müzakereye döndü. Altı ay sonra neye dönecek onu bilmiyoruz. Müzakere nasıl evrilecek onu bilmiyoruz.
Biz barış, istikrar, kalkınma için hem yapıcı katkımızı oynamaya hem de ülkemizin menfaatini korumaya devam edeceğiz. Giderek daha çok bu fikirde olan ülkelerin bizimle iş birliği arayışı içinde olduğunu görüyoruz. Türkiye bu noktada görüşleri aranan, iş birliği aranan, dostluğu aranan bir ülke, ortak, dost ve bu öyle olmaya da devam edecek.”




