VİYANA-SNmedia.at/Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun'un "Yüzyılın Mirası" başlıklı makalesinin tamamı şu sekilde:

“YÜZYILIN MİRASI”

Türkiye ile Avusturya arasında tarihsel bir köprü oluşturan Dostluk Anlaşması’nın yüzüncü yıl dönümünü bu günlerde kutlamaktayız. 28 Ocak 1924’te imzalanan bu anlaşma, yalnızca iki ülke arasındaki güçlü ilişkilerin bir ifadesi değil aynı zamanda iki toplumun birbirini daha yakından tanıması ve birbiriyle kaynaşması noktasında önemli bir eşik olmuştur. Nitekim aradan geçen süre zarfında iki ülke; karşılıklı saygı ve anlayışa dayanan ticaret, kültür-sanat ve eğitim gibi birçok alanda iş birliği yapmıştır.

Viyana'da Bekir Bülbül'ün 'Bir Tutam Karanfil' filmi seyirciyle buluştu Viyana'da Bekir Bülbül'ün 'Bir Tutam Karanfil' filmi seyirciyle buluştu

Siyasi ilişkilerimiz, karşılıklı üst düzey ziyaretler ve stratejik görüşmelerle güçlenmiş ve yıllar geçtikçe pekişmiştir. Bu ilişkilerin güçlenmesiyle beraber iki ülkenin küresel sahnede ortak hareket etmesi ve birçok meselede birlikte pozisyon alması sağlanmıştır.

Ekonomik açıdan bakıldığında Avusturya yatırımlarıyla Türkiye’nin önde gelen ülkelerinden biridir ve toplam ticaret hacmimiz yaklaşık 4 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon çerçevesinde bu ticaret hacminin kısa vadede 5 milyar doları aşmasını beklemekteyiz.

Kültür, sanat ve turizm alanında da ilişkilerimiz kayda değer bir gelişme göstermiştir. Ülkelerimiz arasındaki iş birlikleri ve bunların beraberinde getirdiği dostluk, şüphesiz ki şu an içerisinde bulunduğumuz küresel sistemde en imtiyazlı özelliğimizdir.

Öte yandan insan hakları ve onuru, Türkiye’nin üzerine titrediği ve her fırsatta uluslararası platformlarda gündeme getirdiği evrensel değerler niteliğindedir. Bu bilinçle hareket edildiğinde 7 Ekim’den beri dünya gündemini meşgul eden Gazze krizi bağlamında Türkiye’nin barışçıl çözümler arayışı ve BM parametreleri çerçevesinde iki devletli çözüme destek veren yaklaşımı, bölgede kalıcı barışın sağlanması yolunda atılan önemli adımlardandır. Günümüz Türkiye’si sadece kendi sınırlarında değil, bölgesel ve küresel düzlemde oyun kurucu, kendi aleyhine oluşturulmaya çalışılan oyunları bozan ve sorunların, krizlerin çözümünde aktif rol alan bir ülkedir.

Nitekim Türkiye, Rusya-Ukrayna krizine yaklaşımında da bölgesel istikrar ve barışın korunması fikrini merkeze alarak adımlarını şekillendirmiştir. Karadeniz’de stratejik bir konuma ve NATO üyeliğine sahip olan Türkiye, bu krizde belirleyici bir rol oynamıştır. İnsani yardım girişimleri, özellikle tahıl koridoru üzerinden yapılanlar, Türkiye’nin savaşın yol açtığı küresel gıda güvenliği sorunlarını hafifletme konusundaki liderliğini ortaya koymuştur.

Küresel barışa aktif katkı sağlaması beklenen iki ülke olarak gelecekte Türkiye-Avusturya ilişkilerinin güçlenerek devam edeceğine inancımız tamdır. Türkiye, barış, istikrar ve iş birliğinin güçlü bir savunucusu olarak yoluna devam edecek ve atılacak her adımda hem ülkemiz hem de dünya için daha iyi bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunacaktır. 100 yılı geride bırakan dostluğumuzun ve iş birliğimizin gelecekte de artarak devam etmesini diliyorum.