VİYANA - SNmedia.at/ Anlaşmanın hâlâ Avrupa Parlamentosu ve AB ülkelerinin genel kurul toplantısında onaylanması gerektiği belirtilirken bunun genellikle bir formaliteden ibaret olduğu bildiriliyor.

Yeni sığınma sisteminde öne çıkan en önemli noktalar şu şekilde:

Gelecekte AB'nin dış sınırlarında tek tip sınır prosedürleri olacak. Özellikle güvenli kabul edilen ülkelerdeki insanlara çok daha sert davranılması planlanıyor.

Sığınma başvurusuna ilişkin karar alınana kadar insanların hapishane benzeri koşullar altında gözaltı kamplarında barındırılabilmesi öngörülüyor.

Gelecekte "ön cephedeki devletlere", "tam teşekküllü bir kuruma dönüştürülecek" Avrupa İltica Destek Ofisi (EASO) eşlik edecek.

Planlara göre, koruma arayanların AB ülkeleri arasındaki dağılım bir “dayanışma mekanizmasıyla” yeniden düzenlenecek: Ülkeler mültecileri kabul etmek istemiyorsa, örneğin parasal ödeme şeklinde destek sağlamak zorunda kalacak.

Reddedilen sığınmacıların gelecekte güvenli üçüncü ülkelere daha kolay sınır dışı edilmeleri öngörülüyor.

2015/2016 mülteci krizinden bu yana reform konusunda yoğun çalışmalar sürerken, o dönemde Yunanistan gibi ülkeler, Suriye gibi ülkelerden gelen çok sayıda insan karşısında eziliyordu ve yüzbinlerce kişi kayıt olmadan diğer AB ülkelerine geçebiliyordu.

Yıllar süren müzakerelerin ardından atılım

Avrupa Parlamentosu seçimleri Türkiye-AB ilişkilerini nasıl etkiler? Avrupa Parlamentosu seçimleri Türkiye-AB ilişkilerini nasıl etkiler?

Aslında bunun yaşanmaması gerektiği, çünkü; Dublin Düzenlemesi adı verilen düzenlemeye göre sığınmacıların Avrupa Birliği'ne ilk giriş yaptıkları yerde kayıt altına alınması gerektiği ifade ediliyor.

AB Komisyonu daha sonra 2016 yılında ilk kez yeni kurallar önerdi. Ancak müzakereler sonuna kadar çok çetin geçti. Öneriler Macaristan gibi ülkeler için yeterince güçlü olmasa da, yardım kuruluşları ve sol ve yeşil partilerin bir kısmı, sığınma prosedürlerinde insan haklarına yeterince saygı gösterilmediği yönündeki endişelerini dile getirdi.

Photo: AFP