VİYANA - SNmedia.at/Çarşamba günü yapılacak oylama sonunda nihai haline kavuşması beklenen raporda, Türkiye’ye çeşitli konularda eleştiriler yöneltilirken, Türk savunma sanayinin önemine ve AB ile Türkiye arasındaki savunma iş birliğine vurgu yapılıyor.

İspanyol parlamenter Nacho Sánchez Amor tarafından kaleme alınan ve 17 Haziran'da Strazburg’daki AP Genel Kurulu'nda oylanacak 36 sayfalık taslak, onaylanmasının ardından AP'nin Türkiye'ye ilişkin resmi tutum belgesi olarak kayıt altına girecek.

Bağlayıcılığı bulunmayan raporun öne çıkan başlıkları ise vize serbestisi, yargı bağımsızlığı, demokratik reformlar, laiklik, Kıbrıs sorunu, göç yönetimi ve güvenlik iş birliği olarak sıralandı.

Raporun ana eksenini Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ne bağlılığı ve bu taahhüde uymaması oluşturuyor. Türkiye, 2018'den bu yana katılım süreci durma noktasında olmasına rağmen AB için "stratejik bir ortak ve kilit bir NATO müttefiki" olarak tanımlanmaya devam ediyor. Ancak rapor, demokratik gerileme nedeniyle Türkiye'nin AB üyelik sürecinin mevcut koşullarda yeniden başlatılamayacağını belirtiyor.

Laiklik vurgusu

Raporda, beş yıl sonra ilk kez laiklik vurgusu yapıldı.

"AP, Türk makamlarının, Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasa'da güvence altına alınmış laik temelleriyle bariz bir tezat oluşturan, dini bir yaklaşıma dayalı geriletici bir ahlak gündemini toplumun her kesimine aşılama biçiminden duyduğu endişenin giderek arttığını ifade eder" ifadeleri kullanılan raporda “mevzuatta, siyasi söylemde, eğitimde, kültürel yaşamda ve medyada gözlemlenebildiği ve bu durumun laikliğin, çoğulculuğun ve temel özgürlüklerin aşınmasına ilişkin ciddi endişeler uyandırdığı” ifade edildi.

AP, en son 19 Mayıs 2021'de kabul edilen Türkiye Raporu'nda laiklik vurgusu yapmıştı.

NATO tatbikatında Fransa, ABD sistemine alternatif yapay zekâ savaş teknolojisini denedi
NATO tatbikatında Fransa, ABD sistemine alternatif yapay zekâ savaş teknolojisini denedi
İçeriği Görüntüle

Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü

Raporun en sert bölümlerinden biri yargı başlığı oldu. AP, Türkiye'de hukukun üstünlüğünün aşınmaya devam ettiğini ve yargı bağımsızlığının bulunmadığını savundu. Belgede, yargı sisteminde tarafsızlık eksikliği ve çifte standart uygulamaları eleştirildi; Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması istendi. Basın özgürlüğü alanındaki tabloya da dikkat çekilerek Türkiye'nin basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 159. sıraya gerilediği not düşüldü.

Muhalefete baskı ve İmamoğlu dosyası

AİHM kararlarına rağmen Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın dokuz, Osman Kavala'nın ise sekiz yıldır hapiste olduğuna dikkat çekildi. Benzer şekilde Gezi Parkı davası nedeniyle dört yıldır cezaevinde olan milletvekili Can Atalay ve Tayfun Kahraman hakkında Anayasa Mahkemesi kararlarının dikkate alınmadığı belirtildi. Cumhuriyet Halk Partili (CHP) 18, Halkların Demokrasi ve Eşitlik Partili (DEM Parti) 10 belediye başkanının görevden alınması - tutuklanması da eleştirildi.

CHP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na da raporda geniş yer ayrıldı. Rapora göre İstanbul'un demokratik olarak seçilmiş belediye başkanı İmamoğlu, 19 Mart 2025'ten beri “uydurma suçlamalarla, siyasi baskının izlerini taşıyan ve bireysel sorumluluk ilkesi gibi ceza hukukunun temel ilkelerini açıkça ihlal eden bir şekilde cezaevinde bulunmakta” ve “bu durum, yaygın olarak, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ana muhalefet adayını siyasi olarak saf dışı bırakma girişimi olarak değerlendirilmekte.”

Kaynak: BBC Türkçe