VİYANA - SNmedia.at/Merkezin hukuk danışmanlığı birimi sorumlusu Dunia Khalil, siyasi tartışmalar ile nefret olayları arasında doğrudan ilişki bulunduğunu söyledi. Özellikle 14 yaş altındaki kız çocuklarına yönelik başörtüsü yasağı tartışmalarının ardından yıl sonuna doğru bildirilen olaylarda belirgin artış yaşandığını belirtti.
Raporda, Müslüman kadınların ve başörtülü kız çocuklarının eğitim, sağlık ve kamu hizmetleri gibi alanlarda ayrımcılığa daha sık maruz kaldığı vurgulandı. Bazı okullarda öğretmenlerin öğrencilerden başörtülerini çıkarmalarını istediği vakaların kayıtlara geçtiği ifade edildi.
Vakaların Üçte İkisi İnternette Yaşandı
Rapora göre olayların yaklaşık üçte ikisi çevrim içi platformlarda meydana geldi. Çevrim dışı vakalar arasında ise nefret söylemi yüzde 63 ile ilk sırada yer alırken, hakaret içerikli olaylar yüzde 11’lik paya sahip oldu. Fiziksel saldırıların oranında ise önceki yıllara kıyasla düşüş yaşandı.
Camiye Ateş Açıldı, Cinayette Nefret Motifi Şüphesi
Raporda iki olay özellikle dikkat çekici olarak değerlendirildi. Bunlardan ilki, Aşağı Avusturya’da bir camiye silahlı saldırı düzenlenmesi oldu. İkinci olay ise Viyana’nın Donaustadt bölgesinde yaşanan ve Müslüman karşıtı motivasyon şüphesi bulunan bir cinayet vakasıydı.
Ekim 2025’te bir kişinin komşusunu silahla öldürdüğü olayda zanlının “İranlı domuzu vurdum” şeklinde ifade kullandığı belirtilirken, fail daha sonra cinayet suçundan 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Medya ve Siyasetçiler de Eleştirildi
Raporda, vakaların yaklaşık yüzde 12’sinin gazeteciler, yüzde 10’unun ise siyasetçiler tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü. Belgeleme Merkezi, medya ve siyasi söylemlerin toplumsal önyargıları artırabildiğini savunarak, kayıt altına alınan olayların yaklaşık yüzde 60’ında medya ve siyaset kaynaklı etkilerin bulunduğunu belirtti.
Ulusal Eylem Planı Çağrısı
Raporu hazırlayan kurum, Avusturya hükümetine ırkçılıkla mücadele için kapsamlı bir Ulusal Eylem Planı hazırlanması çağrısında bulundu. Ayrıca nefret suçlarının soruşturulmasında mağdurların daha etkin korunması ve güvenlik güçleri üzerinde bağımsız denetim mekanizmalarının kurulması gerektiği ifade edildi.
Uzmanlar, artan İslamofobi vakalarının yalnızca Müslüman toplumu değil, toplumsal uyum ve birlikte yaşam kültürünü de tehdit ettiğini belirterek, siyasi ve hukuki adımların gecikmeden hayata geçirilmesini talep ediyor.