VİYANA - SNmedia.at/Cumhurbaşkanı, Başbakan Christian Stocker ve Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger ile birlikte düzenlediği basın toplantısında özellikle Batı Şeria’daki Filistinlilerin zorla yerlerinden edilmesine ilişkin iddiaları gündeme getirdi.
“Netanyahu hükümeti tehlikeli bir zeminde”
Van der Bellen, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hükümetinin “tehlikeli bir zemine” girdiğini söyledi ve izlenen politikanın uzun vadede karşılıksız kalmayacağını savundu.
Bununla birlikte Avusturya Cumhurbaşkanı, İsrail’in var olma hakkının hiçbir şekilde sorgulanmadığının da altını çizdi.
Van der Bellen ayrıca Ürdün Kralı II. Abdullah’ın BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasına atıfta bulundu. Abdullah, bölgede daha önce kademeli ilerleyen bazı gelişmelerin son dönemde hız kazandığını ifade etmişti.
“BM’nin zayıflıkları var ancak yeri doldurulamaz”
Avusturya Cumhurbaşkanı konuşmasında Birleşmiş Milletler’in uluslararası sistemdeki önemine de dikkat çekti.
BM’nin zayıf yönlerinin bulunduğunu kabul eden Van der Bellen, örgütün çok taraflı diyalog açısından “yeri doldurulamaz” bir platform olduğunu söyledi.
Her yıl çok sayıda devlet ve hükümet başkanının BM Genel Kurulu kapsamında bir araya gelmesinin başlı başına önemli olduğunu vurguladı.
Avusturya 2027-2028’de Güvenlik Konseyi’nde
Van der Bellen, Avusturya’nın 2027-2028 dönemi için BM Güvenlik Konseyi’nin geçici üyeliğine seçilmesini de değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı, seçimin Avusturya’nın uluslararası hukuk konusundaki tutumunun diğer ülkeler tarafından dikkate alındığını gösterdiğini söyledi ve üyeliğin yeni uluslararası ortaklıkların önünü açabileceğini belirtti.
Stocker: “Uluslararası düzenin kırılmasına tanık oluyoruz”
Başbakan Christian Stocker ise BM Genel Kurulu’nu “diplomasi ve uluslararası işbirliğinin merkezi” olarak tanımladı.
Stocker, dünyada uzun yıllardır geçerli kabul edilen bazı kuralların artık kimi aktörler tarafından bağlayıcı görülmediğini belirterek mevcut dönemi “uluslararası düzenin kırılması” olarak tanımladı.
Avusturya’nın Güvenlik Konseyi’nde çatışma yerine diyaloğu, bloklaşma yerine uzlaşmayı ve kurallara dayalı uluslararası düzeni savunacağını söyledi.
Başbakan ayrıca uluslararası krizlerin Avusturya’nın iç politikasını ve ekonomisini doğrudan etkilediğini belirterek akaryakıt fiyatlarını buna örnek gösterdi.
BM Güvenlik Konseyi’ne reform eleştirisi
Stocker, Birleşmiş Milletler’in mevcut yapısındaki sorunlara da değindi. Yaklaşık 1,5 milyar insanın yaşadığı Afrika’nın Güvenlik Konseyi’nde yeterince temsil edilmediğini söyledi.
Çin, Fransa, İngiltere, Rusya ve ABD’den oluşan beş daimi üyenin veto yetkisinin de ciddi sorunlara yol açabildiğini ifade etti.
Dışişleri Bakanı: “Bize bir görev verildi”
Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger de Avusturya’nın Güvenlik Konseyi üyeliğini uluslararası toplum tarafından verilen bir “görev” olarak değerlendirdi.
Meinl-Reisinger, Avusturya’nın kendi ulusal çıkarlarını da gözeteceğini, ancak barış, özgürlük ve güvenliğin korunabilmesi için uluslararası işbirliği ile kurallara dayalı bir düzene ihtiyaç olduğunu söyledi.
Dışişleri Bakanı ayrıca yapay zekânın kontrolü konusunda nükleer enerji ve nükleer silahların yayılmasını önleme sistemleriyle karşılaştırma yaparak, güçlü teknolojilerin insanlık için oluşturabileceği risklerin uluslararası işbirliğiyle yönetilmesi gerektiğini savundu.