VİYANA - SNmedia.at/Yeni düzenlemeye göre 14 yaşından küçük kız öğrenciler okul binalarında ve okul arazisinde İslami geleneklere göre başı örten başörtüsü kullanamayacak. Okul dışındaki etkinlikler ve evde eğitim ise yasak kapsamında olmayacak.
Kurallara uyulmaması halinde öncelikle öğrenci ve ailesiyle bilgilendirme görüşmeleri yapılacak. Buna rağmen başörtüsünün kullanılmaya devam edilmesi durumunda para cezası gündeme gelebilecek.
Güngör: Mesele yalnızca bir kumaş parçası değil
Sosyolog ve think.difference danışmanlık ve araştırma ofisi yöneticisi Kenan Güngör, tartışmanın yalnızca bir kıyafet veya dini sembol üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
Güngör’e göre başörtüsünün çocuk yaşta kullanılması, bazı durumlarda eşitlik karşıtı ve dini açıdan katı anlayışlarla bağlantılı olabiliyor. Çocuğun başörtüsünü çok küçük yaşlardan itibaren kimliğinin doğal bir parçası olarak görmeye başlamasının ilerleyen yıllarda kişisel tercihlerini etkileyebileceğini savunan Güngör, konuyu gelişim psikolojisi açısından da sorunlu bulduğunu söyledi.
Başörtüsü takma nedenleri birbirinden farklı
Güngör, kız çocuklarının başörtüsü kullanmasının arkasında tek bir neden bulunmadığının da altını çizdi. Kendi isteği ve dini inançtan aile içindeki sosyalleşmeye, arkadaş çevresinin etkisinden doğrudan baskı ve zorlamaya kadar farklı nedenlerin söz konusu olabileceğini belirtti.
Bu nedenle yasağın uygulanma biçiminin ideal veya “zarif” bir çözüm olmadığını kabul eden Güngör, kullanılan yöntem ile çözülmeye çalışılan temel sorunun birbirinden ayrılması gerektiğini savundu.
Okul müdüründen pedagojik uyarı
Viyana'daki Kapsayıcı Okullar Merkezi Direktörü Petra Bauer ise düzenlemeye eğitim açısından eleştiri getirdi.
Bauer'e göre küçük yaştaki bir öğrenci yasağın arkasındaki devlet politikalarını, hukuki gerekçeleri veya dini-tarihsel tartışmaları anlamak yerine uygulamayı doğrudan kendisine yönelik bir müdahale olarak algılayabilir.
Okullarda birlikte yaşamın öğrencileri ten rengi, kıyafeti, cinsiyeti veya diğer dış özellikleri üzerinden ayırmamaya dayanması gerektiğini belirten Bauer, siyasi İslam'a karşı mesaj verme amacıyla çocuklar üzerinden bir istisna oluşturulmasını “pedagojik ve insani açıdan zor” olarak değerlendirdi.
Öğretmenler başörtüsünün çıkarılmasını isteyecek
Yeni eğitim yılının başlamasıyla öğretmenler yasağın kapsamındaki öğrencilerden başörtülerini çıkarmalarını istemek durumunda kalacak.
Bauer, bunun öğretmen ile öğrenci arasındaki ilişki açısından ciddi güçlükler yaratabileceğine işaret etti. Özellikle çocukların başörtüsüne yüklediği anlam ve ailelerin dini yaklaşımı birbirinden farklıyken tek tip uygulamanın sınıflarda sorun yaratabileceği belirtiliyor.
“Mantıktaki boşlukları açıklamak zor”
Düzenlemenin kapsamı da eleştirilerin merkezinde. Bauer, başka dinlere ait bazı başlıkların sorun olarak görülmezken İslami başörtüsünün doğrudan yasak kapsamına alınmasının öğrencilere açıklanmasının güç olduğunu savundu.
Yasağın yalnızca okul binası ve okul arazisinde uygulanacak olması da tartışılıyor. Başörtüsü okul gezilerinde, müze ziyaretlerinde veya okulun dışarıdaki etkinliklerinde yasak kapsamında olmayacak.
Bauer, bu ayrımın pedagojik ve kişilerarası açıdan öğrencilere anlaşılır biçimde açıklanmasının son derece güç olduğunu belirtti.
Hukukçu tarafsızlık ilkesine dikkat çekti
Viyana Üniversitesi Hukuk Felsefesi Enstitüsü'nden Stefan Schima ise tartışmayı din ve devletin tarafsızlığı açısından değerlendirdi.
Schima, Avusturya'da belirli şartlarda sınıflarda haç bulundurulmasına ilişkin düzenlemeler bulunurken İslami başörtüsünün yasaklanmasının dini ve ideolojik tarafsızlık konusunda soru işaretleri oluşturduğunu belirtti.
Avusturya Anayasa Mahkemesi 2020 yılında daha önce getirilen başörtüsü yasağını iptal etmişti. O dönemde düzenlemeye yönelik temel eleştirilerden biri İslam'ın özellikle hedef alınmasıydı.
Yeni düzenleme yeniden mahkemeye taşınabilir
Schima'ya göre yeni yasada doğrudan “İslami geleneklere göre” kullanılan başörtüsünden söz edilmesi, gelecekte yapılabilecek anayasal itirazları daha da önemli hale getiriyor.
Bu nedenle yasağa karşı dava açacak kişilerin düzenlemeyi iptal ettirme ihtimalinin bulunduğunu belirten Schima, diğer taraftan okullardaki koşulların ve toplumsal ortamın geçmiş yıllara göre değişmiş olabileceğini de kabul ediyor.
IGGÖ hukuki mücadeleye hazırlanıyor
Avusturya İslam Cemaati'nin (IGGÖ) düzenlemeye karşı hukuki yollara başvurmayı planladığı belirtiliyor. Mevcut yasağın ilerleyen dönemde yeniden Anayasa Mahkemesi'nin gündemine gelmesi bekleniyor.
Düzenleme yürürlüğe girmeden yapılan daha önceki bir hukuki başvuru ise henüz uygulanmaya başlanmadığı gerekçesiyle sonuçsuz kalmıştı.
Güngör: Konunun önemi göçle birlikte arttı
Kenan Güngör, tartışmanın özellikle 2015'ten sonraki göç hareketleri ve demografik değişimlerle birlikte daha önemli hale geldiğini savundu.
Özellikle Viyana'da Müslüman nüfusun ve daha dindar Müslüman grupların oranındaki artışın siyasi açıdan dikkate alınması gereken yeni bir gerçeklik oluşturduğunu söyledi.
Güngör'ün değerlendirmesine göre Türk kökenli çocuklarda başörtüsü kullanımında hafif bir azalma görülürken Arapça konuşan ailelerin çocuklarında oran yüksek seyrediyor. Din değiştirerek Müslüman olan ailelerin çocuklarında ise kullanımın artma eğiliminde olduğu ifade ediliyor.
“Tüm görünür dini semboller için aynı kural uygulanmalı”
Güngör, Anayasa Mahkemesi'nin yeni yasağı da iptal etmesi halinde Avusturya'nın daha açık bir seküler model üzerinde düşünmesi gerektiğini savundu.
Fransa modelini örnek gösteren Güngör, bu durumda yalnızca İslami başörtüsünün değil, okullardaki güçlü biçimde görünür bütün dini sembollerin aynı kurallara tabi tutulmasını önerdi.
Böylece Avusturya'daki tartışmanın önümüzdeki dönemde yalnızca başörtüsü yasağı üzerinden değil; din özgürlüğü, çocuk hakları, eğitim politikası, devletin dini tarafsızlığı ve anayasal eşitlik başlıkları üzerinden de devam etmesi bekleniyor.