VİYANA - SNmedia.at/Türkiye salı sabahına sarsıcı bir okul saldırısı haberiyle uyandı. Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin dışında saat 08.00 sıralarında silahlı saldırı gerçekleşti. Saldırıda 2’si ağır olmak üzere 11 öğrencinin yaralandığı bildiriliyor. Failin de aynı okula giden 15 yaşında bir 9. sınıf öğrencisi olduğu öğrenildi.
Son saldırı haberi, nisan ayında Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta art arda yaşanan iki okul saldırısıyla ilgili tartışmalar halen sürerken geldi.
Okul saldırıları, ABD başta olmak üzere dünyanın kanayan yaralarından biri. Bu türden saldırılar bu yıla kadar Türkiye'de nadir görülüyordu. Ancak bu yıl gerçekleşen 3 olay, hem saldırıların ardındaki motivasyonu hem de sosyal medyada bu saldırıların daha da örgütlenme ihtimalini gündeme getiriyor.
Nitekim 11 Eylül'de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "C31K" isimli oluşuma yönelik 22 ilde operasyon düzenlendiğini açıklamıştı. Üç ildeki üç okula yönelik silahlı saldırı hazırlığına ilişkin paylaşımlar yaptıkları öne sürülen 32 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş; 27 kişi gözaltına alınmıştı.
C31K, Telegram başta olmak üzere çeşitli sosyal medya topluluklarında örgütlenerek nefret içerikli paylaşımlar yapan bir oluşum. Söz konusu paylaşımlar arasında hayvan nefreti, kadın nefreti, şantaj ve okul saldırılarını övme gibi çeşitli başlıklar yer alıyor.
Manisa'daki okul saldırganının bu grupla ilişkili olduğuna dair kamuya açık bir kanıt yok, ancak Euronews Türkçe'nin gördüğü bir yazışmada grubun saldırıyı ve saldırganı övdüğü tespit edildi.
Nefret gruplarının kökeni: Columbine saldırısından bugüne
21. yüzyılda giderek büyüyen bir tehdit haline gelen online nefret kültürünün kökenleri, 1999'da 12 öğrenci ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiği Columbine Lisesi Katliamı'na kadar uzanıyor. Araştırmacılar Jillian Peterson ve James Densley'nin ifadesiyle bu saldırı, sonraki saldırganlara bir tür “kültürel senaryo” bıraktı. 2019'da yaptıkları araştırmada gazeteciler, inceledikleri 46 ABD okul saldırısının 20'sinde saldırganın Columbine'ı bilinçli biçimde model aldığı sonucuna vardı.
Columbine saldırısı ilk değildi ama haber kanallarında bolca yer almış ve internetin de kitleselleşmeye başladığı döneme denk gelmişti. Saldırıyı gerçekleştiren iki failin fotoğrafları, günlükleri, okul çalışmaları, videoları ve saldırı öncesinde hazırladıkları materyaller olağanüstü miktarda medya içeriğine dönüşmüştü.
2000'ler ve özellikle 2010'larda bunun etrafında ayrı bir internet altkültürü oluştu. Bu topluluk üyeleri, kendilerine "Columbiners" diyordu. 2018 tarihli bir akademik çalışmaya göre, üyeler arasında hayranların yanı sıra saldırıyı kopyalamaya, hatta daha fazla insan öldürerek onu geçmeye çalıştığı görülen kullanıcılar da vardı.
2012'de yapılan bir diğer çalışmada, YouTube üzerinde okul saldırganlarını olumlayan profiller araştırılmıştı. Tespit edilen 113 profilin 100'ü birbirine bağlı aynı sosyal ağın parçasıydı. Ve ağın merkezinde yine Columbine vardı. Araştırmacılar artık bunu uluslararası bir topluluk olarak tanımlıyordu.
Bir sonraki aşama: Saldırganın kendisi de 'içerik üreticisine' dönüşüyor
Columbine sonrası saldırılarda yeni bir eğilim de giderek belirginleşti: Saldırganlar artık aynı zamanda "şöhret" peşindeydi.
Araştırmalar, bazı kitlesel saldırganların açık biçimde şöhret aradıklarını ve medyanın dikkatini çekmeye çalıştıklarını ortaya koyuyor. Üstelik 2017 tarihli bir çalışmaya göre, şöhret arayan saldırganlar, medyada diğer saldırganlardan daha fazla ilgi görüyor.
Yani manifesto, video, fotoğraf, canlı yayın görüntüleri ve sosyal medya gönderileri yalnızca saldırganın düşüncelerini açıkladığı belgeler olmayabiliyor. Bunlar aslında bir çeşit "ölüm sonrası basın paketi" işlevi görüyorlar. FBI bunlar için "legacy tokens" (miras belirteçleri) kavramını kullanıyor.
Şöhret arayışı üzerine yapılan çalışmalar, ün peşindeki saldırganların daha ölümcül olabildiğini de gösteriyor. Örneğin, JAMA Network ve PNAS'ta yayımlanan makaleler, toplu saldırıların bazen “performans” gibi kurgulandığını söylüyor.