VİYANA - SNmedia.at/Olay, 18 Şubat 2026 tarihinde meydana gelmiş, küçük çocuk ölü bulunurken anne ise intihar girişimi sonucu ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştı.
Jüri Cinayet Suçlamasını Oybirliğiyle Kabul Etti
Sekiz kişilik jüri, sanığın cinayet işlediğine oybirliğiyle karar verdi. Cezai sorumluluk konusunda ise yedi jüri üyesi sanığın eylemlerinden sorumlu olduğu yönünde oy kullandı.
Mahkeme ayrıca sanığın, çocuğun babasına toplam yaklaşık 34 bin euro tazminat ödemesine hükmetti. Bunun 30 bin eurosu manevi tazminat olarak belirlendi.
Savcılık karara itiraz etmeyeceğini açıklarken, savunma tarafı ise henüz bir açıklama yapmadı.
Savcılık: “Önceden Planlanmış Bir Eylem”
Duruşmada konuşan savcı, olayın ani bir ruhsal çöküşten ziyade planlı bir eylem olduğunu savundu.
İddianameye göre anne, oğlunu öğle uykusu sırasında boğarak öldürdü. Savcı, sanığın haftalar boyunca bu eyleme hazırlandığını ve suç anında sanrısal bir durumda bulunmadığını öne sürdü.
Savcılık, davayı “ceza yargılamalarında karşılaşılabilecek en korkunç vakalardan biri” olarak nitelendirdi.
Anne: “Onu Korumak İstedim”
Sanık kadın ise ifadesinde çocuğunu korumak istediğini söyledi. Partnerinin alkol bağımlılığı nedeniyle aile ortamının giderek kötüleştiğini belirten kadın, bu süreçte çocuk koruma kurumları ve kadın danışma merkezlerinden yardım talep ettiğini anlattı.
Mahkemede yaptığı açıklamada, yaşadığı psikolojik çöküş nedeniyle artık çocuğuyla birlikte evden ayrılacak gücü bulamadığını ifade eden sanık, kendisini tamamen tükenmiş hissettiğini söyledi.
Uzmanlar Ağır Depresyona Dikkat Çekti
Mahkeme tarafından görevlendirilen uzman, sanığın suç tarihinde ağır depresyon yaşadığını ancak tamamen akıl sağlığını kaybetmediğini belirtti.
Uzman raporuna göre kadının muhakeme ve karar verme yetileri önemli ölçüde zarar görmüş olsa da davranışlarını kontrol etme kapasitesi tamamen ortadan kalkmamıştı.
Savunma tarafı ise özel bir uzman görüşüne dayanarak sanığın hukuken akıl hastası kabul edilmesi gerektiğini savundu. Ancak mahkeme bu değerlendirmeyi kabul etmedi.
Mahkeme Hafifletici ve Ağırlaştırıcı Nedenleri Değerlendirdi
Mahkeme heyeti, sanığın daha önce sabıkasının bulunmamasını, suçunu itiraf etmesini ve pişmanlık göstermesini cezada hafifletici unsur olarak değerlendirdi.
Buna karşılık suçun bir bebeğe ve aynı zamanda yakın bir aile ferdine karşı işlenmiş olması ise ağırlaştırıcı neden olarak kabul edildi.
Mahkemenin verdiği 16 yıllık hapis cezası henüz kesinleşmedi. Dava, Avusturya'da aile içi şiddet, ruh sağlığı ve çocuk koruma mekanizmalarının etkinliği konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.