<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avusturya ve Avrupa Gündemine dair Son Dakika Haberleri snmedia.com'da!</title>
    <link>https://www.snmedia.at</link>
    <description>Avusturya ve Avrupa'ya dair Doğru, güvenilir ve tarafsız habercilik snmedia.com'da</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.snmedia.at/rss/bilim" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 20 Jul 2026 10:19:05 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/rss/bilim"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Dinozor iskeleti rekor fiyata satıldı]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/dinozor-iskeleti-rekor-fiyata-satildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/dinozor-iskeleti-rekor-fiyata-satildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin New York kentinde düzenlenen açık artırmada dev T-Rex (Tyrannosaurus-Rex) dinozor iskeleti, 50.1 milyon dolarla rekor fiyata alıcı buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/ </strong>ABD'nin New York kentindeki Sotheby's müzayede evinde 67 milyon yıllık Tyrannosaurus rex iskeleti, açık arttırmaya çıkarıldı.</p>

<p></p>

<p>Şimdiye kadar bulunan en büyük ve en eksiksiz iskeletlerden biri olarak değerlendirilen "Gus" adlı dinozor iskeleti, 10 dakika süren ve 7 kişinin katıldığı açık arttırmada 50.1 milyon dolara satıldı.</p>

<p>“EN PAHALI DİNOZOR FOSİLİ”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Yaklaşık 4 metre yüksekliğindeki dinozor iskeleti, bir müzayedede satılan "en pahalı dinozor fosili" oldu. Adını iskeletin 2021 ile 2023 yılları arasında keşfedildiği ve kazıldığı arazinin sahibi Gary "Gus" Licking'den alan dinozor iskeletinin 20 ila 30 milyon dolar arasında bir fiyata satılması bekleniyordu.</p>

<p></p>

<p>ÜÇ YILDA BİR ARAYA GETİRİLDİ</p>

<p></p>

<p>ABD'nin Güney Dakota eyaletindeki bir çiftlikte 2021'de bulunan dinozor iskeleti, 2023 yılına kadar yürütülen kazı çalışmaları sonucu çıkarılmıştı. İskeleti laboratuvarda yeniden bir araya getirmek 3 yıl sürmüştü.</p>

<p></p>

<p>Önceki satış rekoru, 2024 yılında Sotheby's müzayedesinde 44.6 milyon dolara alıcı bulan "Apex" adlı stegosaurus fosiline aitti.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>NTV HABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/dinozor-iskeleti-rekor-fiyata-satildi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/12/dinozor.jpg" type="image/jpeg" length="43374"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Telefonlar vücudunuzun şeklini nasıl değiştiriyor?]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/telefonlar-vucudunuzun-seklini-nasil-degistiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/telefonlar-vucudunuzun-seklini-nasil-degistiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekran başında geçirdiğimiz sürenin üzerimizdeki etkileri konusunda endişelendiğimizde, genellikle zihinsel etkilere odaklanıyoruz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"> <strong>VİYANA - SNmedia.at/ </strong>Ancak geçenlerde baktığımda, serçe parmağımda küçük, nasırlaşmış bir şişlik fark ettim. Tam da telefonumu tutarken destek aldığım noktadaydı.</p>

<p dir="ltr">Bu durum beni düşündürdü: Peki, telefonum vücudumun geri kalanına neler yapıyor?</p>

<p dir="ltr">Bunu öğrenmek için bazı uzmanlara danıştım. Aldığım yanıt pek de iç açıcı değil.</p>

<p dir="ltr">En güncel bilimsel bulgular, telefonunuzun ve dijital yoldaşlarının boyun şeklinizi değiştirebileceğini, görme yetinize zarar verebileceğini, motor becerilerinizi etkileyebileceğini ve kas gücünüzü azaltabileceğini gösteriyor.</p>

<p dir="ltr">Hatta insanlar teknoloji odaklı yaşam tarzımızın daha fazla kırışıklığa yol açtığından bile endişe ediyor. Üstelik bu fiziksel sorunların bazıları, zamanla bilişsel gerilemeye veya çok daha ciddi başka sorunlara da yol açabilir.</p>

<p dir="ltr">Neyse ki teknolojinin vücudunuza zarar vermesini istemiyorsanız, bu konuda yapabileceğiniz bazı şeyler var.</p>

<p>Açık havada olmak miyoptan koruyor<br />
Miyop (uzağı görememe) oranları onlarca yıldır hızla artıyor. Değişen şeyleri düşünürsek, suçu teknolojiye atmak kolay.</p>

<p>ABD'de Ohio Eyalet Üniversitesi'nden optometri profesörü Donald Mutti "Çocukların göz gelişimini 20 yılı aşkın bir süre boyunca inceleyen, miyopinin başlangıcı ve ilerlemesi için risk faktörlerini araştıran bir çalışma yaptık" diyor.</p>

<p>Temel sorulardan biri, miyopi ile "yakın çalışma" arasında bir bağlantı olup olmadığıydı. Yani telefon gibi yüzünüze yakın bir şeye odaklanmanızı gerektiren işler. "Cevap 'pek sayılmaz' oldu" diyor.</p>

<p>Ancak çalışma başka bir şeyi ortaya çıkardı.</p>

<p>Açık havada geçirilen zamanın koruyucu bir etkisi olduğu görülüyor. "Dışarıdaki parlak ışık retinadan dopamin salımını uyarıyor" diyen Mutti, bunun gözlerinizin gelişimini etkileyebileceğini vurguluyor.</p>

<p>Türkiye'de çocuklar dışarıda oyun oynayabiliyor mu?<br />
Teknoloji, zamanımızın daha büyük bir bölümünü kapalı mekanlarda geçirmemize yol açan küresel bir değişimin parçası.</p>

<p>Bu anlamda Mutti, cihazlarınızın gözleriniz üzerinde dolaylı bir olumsuz etkisi olabileceğine inanıyor.</p>

<p>Mutti'ye göre çözüm basit. Sadece dışarıda daha fazla zaman geçirmeniz gerekiyor.</p>

<p>Bu sadece gözleriniz için iyi değil, aynı zamanda daha iyi uyumanıza da yardımcı olabilir. Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden kaçınmak için güneş kremi ve güneş gözlüğü takmayı unutmayın.</p>

<p>İngiltere'de ailelere tavsiye: Çocuklarınız iki saatte bir elektronik cihaz kullanımına ara versin<br />
Cihazları hangi açıda tutmalı?<br />
Bu yazıyı bir telefonda okuyorsanız, muhtemelen bakmak için başınızı öne doğru eğiyorsunuzdur.</p>

<p>Bu "öne eğik baş duruşu" boynunuza 27 kilograma kadar baskı uygulayabilir.</p>

<p>Zamanla bu durum omurganızdaki disklere zarar verebilir, eklem ve kasların yapısını bozabilir ve hatta akciğer kapasitenizi azaltabilir. Hatta bunun bir takma adı bile var: "Teknoloji boynu".</p>

<p>Ayrıca vücudunuzun görünümünü kalıcı olarak değiştirebilir.</p>

<p>Bir doktorun onayıyla yapılacak özel egzersizler bu sorunu düzeltmeye yardımcı olabilir. Ancak hemen şimdi uygulayabileceğiniz daha basit değişiklikler de var. Telefonunuzu daha yukarıda tutun.</p>

<p>Ekranı göz hizasında ve ideal olarak yüzünüzden bir kol boyu uzaklıkta konumlandırın. Aynı tavsiye bilgisayar monitörleri için de geçerli. Bazı uzmanlar, ekran başında geçirilen süreye ara vermenin faydalı olabileceğini belirtiyor. Her yarım saatte bir 20 dakikalık mola vermeyi deneyin.</p>

<p>Çocuğunuzun sosyal medyada geçirdiği süreyi kısaltmanın beş yolu<br />
Boyunda kırışıklık<br />
Son dönemde yeni bir endişe ortaya çıktı.</p>

<p>Acaba "teknoloji boynu" (sürekli öne eğilerek ekrana bakmaktan kaynaklanan duruş bozukluğu) boyun kırışıklıklarına yol açıyor mu?</p>

<p>Uzman dermatolog Justine Hextall, "Teorik olarak bu mantıklı görünüyor" diyor.</p>

<p>Hextall, tekrarlayan baskının kırışıklıklara neden olduğunu, dolayısıyla sürekli öne eğilip boynu katlamanın bir sorun teşkil edebileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak Hextall, bu bağlantıyı kanıtlayan nitelikli bir çalışma henüz bulunmadığını ifade ediyor. İnternette boy göstermeye başlayan ve özellikle "teknoloji boynunu" hedeflediği iddia edilen özel cilt bakım ürünlerinin satın alınmamasını tavsiye ediyor.</p>

<p>Telefon bağımlılığından kurtulmaya hazır mısınız?<br />
Yine de endişe edilmesi gereken başka cilt sorunları da mevcut, özellikle de akıllı saatlerini hiç çıkarmayanlar için.</p>

<p>Hextall, "[Saatin altındaki bölge gibi] karanlık ve nemli ortamlar mantar oluşumu için son derece elverişli. Bu durum tahrişe ve hatta egzamaya yol açabilir" diyor.</p>

<p>Ayrıca bu durumun cilt bariyerine zarar verebileceğini belirten Hextall, bunun sonucunda nikel, kauçuk, lateks ve akrilat adı verilen bir grup kimyasal dahil olmak üzere teknolojik ürünlerde bulunan bazı maddelere karşı hassasiyet gelişebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Çözüm ise basit. Akıllı saatinizi daha sık çıkarın ve cildinizi yıkayın. Hextall ayrıca, saati gün boyu takacaksanız koruyucu bir bariyer krem ​​kullanmanızı öneriyor.</p>

<p>Kavrama gücü<br />
Kavrama gücü, genel sağlığınız için giderek daha önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Yapılan bir araştırma, kavrama gücünün erken ölüm riskini tansiyondan daha iyi öngördüğünü ortaya koydu. Üstelik birçok ülkede, özellikle de gençler arasında kavrama gücü giderek azalıyor.</p>

<p>Almanya'daki Lausitz Tıp Üniversitesi'nden tıbbi sosyoloji profesörü Johannes Beller, "Nesiller arası bu düşüş sadece ellerin zayıflamasıyla ilgili değil, genç kuşakların gelecekteki sağlığına dair erken bir uyarı işareti olabilir" diyor.</p>

<p>"Bilgisayar tabanlı ve hareketsiz işlere yönelmenin fiziksel kondisyondaki düşüşe katkıda bulunduğuna dair makul gerekçeler var" ve bunun kavrama gücünü de etkilemesi gayet muhtemel.</p>

<p>Bir tenis topunu var gücünüzle sıkıp bu pozisyonu 15-30 saniye boyunca koruyabilmeniz gerekir.</p>

<p>Ancak mesele sadece kavramadan ibaret değil. Konu aynı zamanda genel kondisyonunuzu geliştirmekle de ilgili. Başka bir deyişle, spor salonunun yolunu tutun.</p>

<p>Elin kavrama gücü neye işaret ediyor, nasıl geliştirilebilir?<br />
El-göz koordinasyonu<br />
Teknoloji, motor becerileri de etkiliyor gibi görünüyor.</p>

<p>Almanya'daki Regensburg Üniversitesi'nden gelişim psikolojisi ve eğitim profesörü olan Sebastian Suggate, teknolojinin sizi tıklama ve kaydırma gibi konularda daha becerikli hale getirebileceğini söylüyor.</p>

<p>"Ancak daha geniş bir perspektiften motor beceri gelişimine, özellikle de ince motor becerilerin gelişimine baktığınızda, elde edilen bulgular olumsuz bir etkiye işaret ediyor."</p>

<p>Yetişkinlere kıyasla çocuklar üzerindeki etkiler hakkında çok daha fazla bilgiye sahibiz. Suggate'in kendi araştırmaları, ekran başında geçirilen sürenin artması ile motor becerilerin zayıflaması arasında bir bağlantı olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu durum bilhassa endişe verici çünkü çocuklarda ve ergenlerde motor beceriler ile bilişsel ve akademik gelişim arasında bir bağlantı bulunuyor.</p>

<p>Tablete alışan çocuklar okula başlayınca kalem tutamıyor mu?<br />
Uzmanın tavsiyesi paniğe kapılmak ya da ekranları tamamen yasaklamak değil.</p>

<p>Bunun yerine, günlük hayata bilinçli bir şekilde el becerisi gerektiren fiziksel aktiviteler dahil edilmeli.</p>

<p>Yemek hazırlamak veya sanat ve el işleri gibi kesintisiz bir şekilde elle yapılan uğraşlar faydalı olabilir.</p>

<p>Suggate ahşap işleriyle ilgileniyor, ancak siz bir müzik aleti çalmayı öğrenebilir ya da sadece elle yazı yazabilirsiniz.</p>

<p>Suggate, "Bu dünyanın sonu değil, söz konusu olan küçük etkiler" diyor.</p>

<p>"Yine de etkiler bireysel düzeyde orta veya küçük çaplı olsa bile, nesiller boyu süren bir toplu etki düşünüldüğünde, ellerimiz dünyayla kurduğumuz temasın merkezinde yer aldığı için, toplumun potansiyel olarak zihinsel açıdan körelmesi ve gerçeklik zemininde düşünemez hale gelmesi gibi bir durumla karşı karşıya kalabiliriz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC Türkçe</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/telefonlar-vucudunuzun-seklini-nasil-degistiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/11/telefon-dolandiricligi.jpg" type="image/jpeg" length="79177"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Yoksulluk, çocukların beyin gelişimini IQ ve ebeveynlikten daha fazla etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/arastirma-yoksulluk-cocuklarin-beyin-gelisimini-iq-ve-ebeveynlikten-daha-fazla-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/arastirma-yoksulluk-cocuklarin-beyin-gelisimini-iq-ve-ebeveynlikten-daha-fazla-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırmaya göre, ailenin maddi durumu, çocukların beyin gelişiminde belirleyici bir rol oynuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/ </strong>Yeni araştırmalar, bir çocuğun ailesinin mali durumu ve büyüdüğü mahalle gibi çevresel etkenlerin, beyin gelişimi üzerinde daha önce sanılandan daha güçlü bir etkiye sahip olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Washington Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü bir çalışma, sosyoekonomik etmenlerin çocukların beyin işlevine ilişkin ölçümlerdeki değişkenliğin yaklaşık yüzde 16’sını açıkladığını; zeka bölümü (IQ), ebeveynlik tarzı ve sağlık geçmişinden daha büyük bir etkiye sahip olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Çalışmanın kıdemli yazarı Nico Dosenbach “Düşük sosyoekonomik geçmişe sahip bir çocuğun beyni, yüksek sosyoekonomik bir ortamda yaşayan ama uykusuz kalmış ve stres altında olan bir çocuğun beynine benziyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bunun “daha az zeki” bir beyin anlamına gelmediğini vurgulayan Dosenbach, sosyoekonomik olanakları daha sınırlı hanelerde yaşayan çocukların uyku düzenlerini iyileştirmenin ve streslerini azaltmanın yolları bulunabilirse, bu koşullara bağlı farklılıkların azaltılabileceğini söyledi.</p>

<p>Çocuklar yoksulluğa karşı özellikle kırılgan. Yetişkinlere kıyasla yoksulluk içinde yaşama olasılıkları daha yüksek ve bu durum, gelişimin kritik yıllarında onlar üzerinde çok daha ağır sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<p>UNICEF’e göre dünya genelinde yaklaşık 900 milyon çocuk çok boyutlu yoksulluk içinde yaşıyor; yani gıda, su, barınma, eğitim ve sağlık hizmeti gibi temel ihtiyaçlardan mahrum kalıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, 9 ile 10 yaşları arasında yaklaşık 12 bin çocuğun çevresini, sağlık durumunu ve günlük aktivitelerini inceledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekran başında geçirilen süre, bilişsel yetenekler, fiziksel ve ruhsal sağlık, ebeveynlik, ırk ve cinsiyet gibi başlıklar altında sınıflandırılan, beyin gelişimini etkileyen 649 değişkeni değerlendirdiler.</p>

<p>Mahalle koşulları ve mali durum, başlıca belirleyiciler olarak öne çıktı. Bu etkenlerin, uykudaki ve strese ilişkin günlük dalgalanmalara son derece duyarlı olan beynin motor ve duyusal bölgelerindeki işlevsel özelliklerle özellikle ilişkili olduğu görüldü.</p>

<p>Çalışmanın başyazarı Scott Marek “Buna ‘beyindeki fil’ demeye başladım” dedi.</p>

<p>“Sosyoekonomik fırsatların önemli olacağını düşünüyordum ama bu kadar önemli olacağını tahmin etmiyordum. Diğer her şeyi adeta gölgede bıraktı.”</p>

<p>Yalnızca bir çocuğun beyin görüntülerine bakarak, ailesinin ne kadar iyi durumda olduğunu, çocuğun ne kadar uyuduğunu ve ne kadar ekran başında vakit geçirdiğini tahmin edebildiklerini belirtti.</p>

<p>Buna karşılık beyin taramalarının zeka düzeyini (IQ) belirlemeye imkân vermediğini söyleyen Marek, “Bu da bana IQ’nun nörobiyolojiye kök salmadığını gösteriyor. Çevre, çocukların beyinlerini, aslında sadece stresin ve uykusuzluğun yansımaları olan ama IQ’nun birer göstergesi gibi yanlış yorumlanan biçimlerde şekillendiriyor” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/arastirma-yoksulluk-cocuklarin-beyin-gelisimini-iq-ve-ebeveynlikten-daha-fazla-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2024/10/dunya-kiz-cocuklari-gunu-11-ekimde-kutlaniyor-17286268559295.jpg" type="image/jpeg" length="70131"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elon Musk dünyanın ilk trilyoneri oldu]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/elon-musk-dunyanin-ilk-trilyoneri-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/elon-musk-dunyanin-ilk-trilyoneri-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SpaceX'in 75 milyar dolarlık halka arzı, Elon Musk'ın servetini 1,1 trilyon doların üzerine taşıdı. Böylece Tesla ve SpaceX'in patronu, dünyanın ilk trilyoneri olarak tarihe geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>Elon Musk, SpaceX'in rekor halka arzının ardından serveti 1 trilyon doları aşan ilk kişi olarak tarihe geçti.</p>

<p></p>

<p>Roket, uydu ve yapay zeka alanlarında faaliyet gösteren SpaceX, perşembe günü gerçekleştirdiği halka arzda 75 milyar dolar kaynak topladı. Yatırımcıların yoğun ilgi gösterdiği halka arz, Musk'ın servetini yeni bir eşiğin üzerine taşıdı.</p>

<p></p>

<p>Forbes'un halka arz öncesindeki hesaplamalarına göre yaklaşık 780 milyar dolarlık servete sahip olan Musk'ın net varlığı, hisselerin işlem görmeye başlamasıyla birlikte 1,1 trilyon doların üzerine çıktı.</p>

<p></p>

<p>SERVETİN BÜYÜK BÖLÜMÜ SPACEX'TEN GELİYOR</p>

<p></p>

<p>54 yaşındaki Musk'ın servetinin büyük kısmı artık SpaceX'teki hisselerinden kaynaklanıyor. Şirketteki payının yaklaşık 866 milyar dolar değerinde olduğu hesaplanıyor.</p>

<p></p>

<p>Tesla hisseleri ve diğer yatırımları da eklendiğinde Musk'ın toplam serveti 1,1 trilyon doları aşıyor. Bu rakam, onu dünyanın en zengin insanı konumuna taşırken en yakın rakipleriyle arasındaki farkı da açıyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Forbes Varlık Editör Yardımcısı Matt Durot, "Dünyanın ikinci en zengin kişisinin serveti yaklaşık 300 milyar dolar seviyesinde. Musk'ın ulaşacağı değer bunun üç katından fazla." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p></p>

<p>“ELON PRİMİ” TARTIŞMASI</p>

<p></p>

<p>Analistler, SpaceX'in ulaştığı devasa değerin yalnızca şirketin mali performansıyla açıklanamayacağını belirtiyor.</p>

<p></p>

<p>Piyasalarda son yıllarda ortaya çıkan ve "Elon primi" olarak adlandırılan kavram, yatırımcıların Musk'ın vizyonuna duyduğu güven nedeniyle şirketlerin geleneksel değerleme yöntemlerinin üzerinde fiyatlanmasını ifade ediyor.</p>

<p></p>

<p>Renaissance Capital Kıdemli Stratejisti Matt Kennedy, "Tesla'da olduğu gibi SpaceX de büyük ölçüde Elon Musk'a yapılan bir yatırım. 1,5 ila 2 trilyon dolarlık piyasa değeri geleneksel değerleme yöntemlerini geçersiz kılıyor ve en iyi şekilde 'Elon Musk primi' olarak tanımlanabilir." dedi.</p>

<p></p>

<p>İŞ DÜNYASININ EN TARTIŞMALI İSİMLERİNDEN BİRİ</p>

<p></p>

<p>Musk'ın yükselişi, beraberinde şirket yönetimi, çıkar çatışmaları ve siyasi etkisi konusunda tartışmaları da getirdi.</p>

<p></p>

<p>2022'de Twitter'ı 44 milyar dolara satın alarak sosyal medya alanına giren Musk, yüz milyonlarca kullanıcıya doğrudan ulaşabileceği bir platform elde etti. Göç politikalarından kamu harcamalarına kadar birçok konuda yaptığı açıklamalarla sık sık gündeme geldi.</p>

<p></p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetiminde geçen yıl üstlendiği görev de en tartışmalı adımlarından biri oldu. Ancak Musk ile Trump arasındaki yakın ilişki daha sonra politika ve harcamalar konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle kamuoyu önünde yaşanan bir gerilime dönüştü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>NTV HABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/elon-musk-dunyanin-ilk-trilyoneri-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/04/musk-elon.jpg" type="image/jpeg" length="87092"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayallere dalmak ne zaman bir rahatsızlığa dönüşür?]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/hayallere-dalmak-ne-zaman-bir-rahatsizliga-donusur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/hayallere-dalmak-ne-zaman-bir-rahatsizliga-donusur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yaşayan psikiyatrist ve araştırmacı Colin Ross ile konuştuğumda, ona çok canlı ve sürükleyici hayaller kurduğumu, kendimi ağlatabildiğimi veya kahkaha attırabildiğimi anlattım.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>Ayrıca, istediğim zaman bu hayallere dalıp çıkabildiğimi ve bunlardan keyif aldığımı da söyledi.</p>

<p>"Yeteneğimden" etkilendiğini ve oyunculuğu düşünmemi önerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bundan pek emin olamadım ama iltifatı memnuniyetle kabul ettim.</p>

<p>Peki ya bu içsel sinema halinden çıkamıyorsanız?</p>

<p>Bu durum uyumsuz hayal kurma rahatsızlığı olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Bu kişiler, genellikle uyanık oldukları saatlerin yarısından fazlasını, zihinlerinde anlatılar ve karakterlerle ayrıntılı ve karmaşık fanteziler yaratarak geçiriyorlar.</p>

<p>Ross, aşırı durumlarda insanların günde 12 saate kadar hayal kurabileceğini söylüyor.</p>

<p>Yarattıkları hikayelerin olay örgüsü on yıllarca sürebiliyor.</p>

<p>Kulağa ilham verici gelebilir ancak bu insanlar iç dünyalarına o kadar dalmış durumdalar ki bu durum günlük yaşamlarında büyük aksamalara ve ciddi sorunlara yol açabiliyor.</p>

<p>Bu, göründüğü kadar nadir bir durum değil.</p>

<p>Ross, "Yetişkin nüfusunun yaklaşık % 2 ila 4'ünde görülüyor" diyor.</p>

<p>Peki, hayal kurmanızın bir sorun haline gelip gelmediğini nasıl anlarsınız? Ve nasıl tedavi edebilirsiniz?</p>

<h2 id="Tamamen-içine-çekiyor-" tabindex="-1">'Tamamen içine çekiyor'</h2>

<p dir="ltr">Öncelikle, hayal kurmak doğası gereği kötü değil. Tam tersine, oldukça faydalıdır.</p>

<p dir="ltr">Ross "Hiç hayal kurmuyorsanız, size acırım" diyor Ross.</p>

<p dir="ltr">Hayal kurmak, neredeyse herkesin yaptığı normal bir zihinsel aktivite olarak kabul ediliyor.</p>

<p dir="ltr">Araştırmacılar anketler aracılığıyla, uyanıkken zihinsel aktivitemizin %30-50'sinin o anda yaptığımız şeyle ilgili olmayan düşüncelerle geçtiğini tahmin ediyorlar.</p>

<p dir="ltr">Hayal kurmak sadece duygusal düzenlemeye, empatiye ve yaratıcılığa fayda sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda can sıkıntısını giderebiliyor. İnsanların yaşam deneyimlerinde anlam bulmalarına yardımcı olabiliyor.</p>

<p dir="ltr">Ancak Ross'un dediği gibi, uyumsuz hayal kurma sizi "tamamen içine çeken" bir hale gelebilir.</p>

<p dir="ltr">"Sıkıntıya neden olur ve iş tamamlama yeteneğinizi engeller ama zorlayıcı niteliği nedeniyle yapmaya devam edersiniz."</p>

<p dir="ltr">İşte bu dudum hayal kurmayı uyumsuz bir bozukluk haline getiriyor.</p>

<p dir="ltr">Uyumsuz hayal kurma bozukluğu yaşayanlar, hayallerinden nihayet kurtulduklarında, fantezilerini anlamsız ve zaman kaybı olarak algılama eğiliminde.</p>

<p dir="ltr">Ancak bağımlılık yapıcı doğası, döngünün devam etmesi anlamına geliyor ve bu kırılması zor bir döngü.</p>

<p dir="ltr">Kyla Borcherds'in deneyimini ele alalım. Dört yaşından itibaren kafasında "başka dünyalar" yarattığını anlatıyor.</p>

<p dir="ltr">Bu durum, yeni bir okula başlaması sonrası bazı çocukların aksanıyla alay etmesiyle daha da yoğunlaştı. Hayaller "güvenli alanı" haline geldi.</p>

<p dir="ltr">"Kimse benimle alay etmiyordu ve insanlar beni seviyordu" diyor.</p>

<p dir="ltr">Borcherds'in hayalleri, saatlerce devam bir saplantıya dönüştü.</p>

<p dir="ltr">"Bu, tıpkı insanların çikolata yeme veya sosyal medyada vakit geçirme dürtüsü gibi gerçekten güçlü bir dürtüydü" diyor.</p>

<p dir="ltr">İşte sağlıklı bir davranışın zararlı hale gelebileceği nokta burası.</p>

<p dir="ltr">İsrail'deki Hayfa Üniversitesi'nden emekli klinik psikoloji profesörü Eli Somer, "Sorun, birey artık fanteziyi kontrol edemediğinde ve fantezi bireyi kontrol etmeye başladığında ortaya çıkıyor" diyor.</p>

<p dir="ltr">"Uyumsuz hayal kurma" terimini ortaya atan Somer, bu rahatsızlığı 20 yılı aşkın süredir araştırıyor.</p>

<p dir="ltr">Uyumsuz hayal kurma, genellikle müzik dinlemek veya ileri geri yürümek gibi tekrarlayan fiziksel aktiviteler yoluyla mümkün kılınıyor ve sürdürülüyor.</p>

<p dir="ltr">İnsanların yaklaşık % 80'i, hayal kurarken konsantrasyonlarını korumak için bilinçsiz fiziksel hareketler kullanıyor.</p>

<p dir="ltr">Borcherds için bu, saatlerce patenleriyle ileri geri kaymak veya duvara top sektirmek demekti.</p>

<p dir="ltr">Hayal kurmaya harcanan zaman nedeniyle, uyumsuz hayal kurma sorunu olanlar doğal olarak sosyal ortamlardan veya ilişkilerden uzaklaşıyor ve izole oluyorlar. Bu da utanç ve pişmanlık döngüsüne yol açıyor.</p>

<h2 id="Hiç-terfi-almaya-çalışmadım-" tabindex="-1">'Hiç terfi almaya çalışmadım'</h2>

<p dir="ltr">Borcherds, kariyerinin ilk aşamalarında hayal kurmasının geride kalmasına neden olmaya başladığını fark etti.</p>

<p dir="ltr">"Hiç motivasyonum yoktu. Neden işte terfi almak için çok zaman ve enerji harcayayım ki? Bunu şu anda hayal gücümde hiçbir çaba harcamadan elde edebiliyorum ve bu gerçeğin şeyin % 95'i kadar iyi" diyor.</p>

<p dir="ltr">"40'lı yaşlarımda hala giriş seviyesi işlerde çalışıyordum, çünkü hiç terfi almaya çalışmamıştım."</p>

<p dir="ltr">Bu mantıklı. Klinik psikolog ve Uluslararası Uyumsuz Hayal Kurma Derneği'nin araştırma direktörü Wanda Fischera, "En sevdiğiniz diziyi hayal edin ama başrolde siz varsınız. Şimdiki hayatınız o kadar heyecan verici değilse, bundan nasıl vazgeçebilirsiniz?" diyor</p>

<p dir="ltr">Bireyin karşılanmamış duygusal ihtiyaçları varsa, uyumsuz hayal kurma, insanların bu ihtiyaçlarının karşılandığını hissetmeleri için bir fırsat sunuyor.</p>

<p dir="ltr">Örneğin, uyumsuz hayalperestler genellikle hayallerinde güçlü bir varoluş duygusuna sahip ve sıklıkla sevilen bireyler veya kahramanlar olarak tasvir ediliyorlar.</p>

<p dir="ltr">Soyadını gizli tutmak isteyen Maria, sık sık insanların kendisine baktığı bir sahnede olduğunu, başarılı ve tanınmış olduğunu hayal ediyordu.</p>

<p dir="ltr">Fischera, bu durumun, uyumsuz hayalperestlerin "belki de olduğum gibi yeterince iyi değilim ya da insanlar beni olduğum gibi sevmiyor veya gerçek benliğimi gösteremiyorum" şeklinde bir utanç duygusuna sahip olmalarından kaynaklanabileceğini söylüyor.</p>

<p dir="ltr">"Hayaller hep bağlantılarla dolu. Bu da izolasyonu azaltmaktaki çaresiz ihtiyacı gösteriyor."</p>

<p>Maria, çocukken yalnızlık hissettiğini itiraf ediyor. Çocukken hayallere dalmayı kolaylaştırmak için saatlerce müzik dinlerken, ileri geri sallanıyordu.</p>

<p>Yaşadığı durum için "Bir tür paralel dünya" tanımı yapıyor.</p>

<p>Ebeveynleri ve öğretmenleri mücadelesinin doğasını anlamakta başarısız oldular.</p>

<p>"Çok rahatsız ediciydi, bu yüzden ders çalışamıyordum ve insanlar otomatik olarak ders çalışmak istemediğimi veya tembel olduğumu düşünürlerdi."</p>

<p>Maria, bazıları kurgusal, bazıları gerçek kişilerden uyarlanmış çeşitli hikayeler ve karakterler uyduruyor ve bir tanesine bir yıl boyunca takılıp kalabiliyordu.</p>

<p>Şimdi, "10 filme yetecek kadar hikayem var" diyor.</p>

<p>Bir hayal kurmayı bitirdiğinde, gördüklerini yazmak gibi bir aktiviteye de yönelmiyordu. Zamanı boşa harcadığını düşünüyordu.</p>

<p>Birçokları gibi, Maria da yetişkinlikte uyumsuz hayal kurma hakkında bilgi edindi ve yalnız olmadığını bilmekten büyük bir rahatlama duydu.</p>

<p>"Belki de tuhaf biri olduğum düşüncesiyle büyüdüm" diyor.</p>

<p>Neden belirli insanlar etkileniyor?<br />
Uyumsuz hayal kurma, yaygınlığını artırıyor gibi görünen çeşitli risk faktörleriyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Örneğin, bazı çalışmalar uyumsuz hayal kurmayı ihmal, duygusal istismar ve bağlanma sorunları gibi çocukluk travmalarıyla ilişkilendirdi. Bu kişiler acı verici anıları ve duyguları önlemek için uyumsuz hayal kurmayı kullanıyor.</p>

<p>Ayrıca nöroçeşitlilikten kaynaklanan zorluklarla başa çıkmanın bir yolu da olabilir.</p>

<p>Otizm spektrum bozukluğu tanısı konmuş 235 yetişkin üzerinde yapılan bir çalışmada, % 43'ü uyumsuz hayal kurma deneyimleri yaşadığını bildirdi ve bu deneyimler yalnızlık ve duygusal kontrol zorluklarıyla yakından ilişkili bulundu.</p>

<p>Diğer araştırmalar, dissosiyatif ve kompulsif bozukluklar, depresyon ve anksiyete ile güçlü bağlantılar veya benzer bilişsel özellikler tespit etti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC Türkçe</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/hayallere-dalmak-ne-zaman-bir-rahatsizliga-donusur</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 01:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2026/06/v5.jpg" type="image/jpeg" length="47565"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anadolu kökenli 5 bin 300 yıllık ünlü mumyadan ekmek yapıldı]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/anadolu-kokenli-5-bin-300-yillik-unlu-mumyadan-ekmek-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/anadolu-kokenli-5-bin-300-yillik-unlu-mumyadan-ekmek-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırmacılar, mumyanın bağırsaklarında bulunan antik maya türünü yeniden canlandırarak üç ay süren çalışmaların ardından yenilebilir bir ekmek elde ettiklerini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>Bilim insanları, Avrupa'nın en ünlü tarih öncesi insan kalıntılarından biri olan Ötzi'nin midesinde bulunan 5 bin 300 yıllık mayayı kullanarak ekşi mayalı ekmek üretmeyi başardı.</p>

<p>Araştırmacılar, mumyanın bağırsaklarında bulunan antik maya türünü yeniden canlandırarak üç ay süren çalışmaların ardından yenilebilir bir ekmek elde ettiklerini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ötzi'nin sırrı hâlâ çözülmeye devam ediyor<br />
Ötzi, yaklaşık 5 bin 300 yıl önce günümüzde İtalya ile Avusturya arasındaki Alp Dağları bölgesinde yaşamıştı.</p>

<p>Almanya'da Max Planck Antropoloji Enstitüsü'nün yaptığı yakın tarihli bir araştırmada, Ötzi'nin atalarının Anadolu'dan geldiği anlaşılmıştı. Araştırma sonuçlarına göre 5 bin yaşından büyük olan Ötzi sanılanın aksine daha koyu bir tene sahipti. Ötzi'nin ayrıca 'kel olduğu' sonucuna varılmıştı.</p>

<p>Yapılan diğer araştırmalarda da bilim insanları, sol omzuna saplanmış bir ok ucunun ölümcül kanamaya neden olduğu ve Ötzi'nin şiddet içeren bir saldırı sonucu öldüğü sonucuna varmıştı.</p>

<p>1991 yılında dağcılar tarafından bulunan ve doğal yollarla mumyalaşmış Ötzi, bugüne kadar keşfedilmiş en iyi korunmuş tarih öncesi insan kalıntılarından biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Keşfinden sonra cesedi, doğal olarak korunduğu buzul koşullarını taklit eden sıfırın altındaki sıcaklıklarda muhafaza edilmeye başlanmıştı.</p>

<p>Mumyanın mikrobiyal dünyası incelendi<br />
Son çalışma ise Bolzano'daki Eurac Mumya Araştırmaları Enstitüsü'nden bilim insanları tarafından yürütüldü.</p>

<p>Araştırmacılar, Ötzi'nin bedeninden son 30 yılda alınan örnekleri kullanarak şimdiye kadarki en kapsamlı mikrobiyal analizlerden birini gerçekleştirdi.</p>

<p>Çalışmada mumyanın çeşitli dokularında bulunan bakteri, mantar ve maya toplulukları ayrıntılı olarak incelendi.</p>

<p>Bilim insanları Ötzi'nin vücudunda üç farklı mikrobiyal dünya bulunduğunu belirledi:</p>

<p>Yaşamı sırasında bağırsaklarında bulunan antik mikroorganizmalar,<br />
Cesedin binlerce yıl boyunca içinde bulunduğu buzul ortamından gelen soğuğa uyumlu mikroplar,<br />
Son 30 yılda müzede korunması sırasında ortaya çıkan modern mikroorganizmalar.<br />
5 bin 300 yıllık mayadan ekmek üretildi<br />
Araştırmanın baş yazarı Muhammed Sarhan, AFP'ye yaptığı açıklamada ekip olarak Ötzi'nin bağırsaklarında bulunan mayayı yeniden ürettiklerini söyledi.</p>

<p>Araştırmacılar daha sonra bu maya ile ekşi mayalı ekmek yapmayı denedi.</p>

<p>Sarhan, sürecin yaklaşık üç ay sürdüğünü belirterek sonunda "çok, çok iyi bir ekşi mayalı ekmek" elde ettiklerini ifade etti.</p>

<p>Bu çalışma, tarih öncesi insanların mikrobiyomlarının günümüzde yeniden kullanılabilmesine yönelik dikkat çekici bir örnek olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC Türkçe</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/anadolu-kokenli-5-bin-300-yillik-unlu-mumyadan-ekmek-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2026/06/mumya-1.jpg" type="image/jpeg" length="18465"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2026 Eurostat verileri: Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomileri hangi ülkeler oldu?]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/2026-eurostat-verileri-avrupanin-en-hizli-buyuyen-ekonomileri-hangi-ulkeler-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/2026-eurostat-verileri-avrupanin-en-hizli-buyuyen-ekonomileri-hangi-ulkeler-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Euro Bölgesi, 2026’nın ilk çeyreğinde yıllık bazda yalnızca yüzde 0,8 büyüyerek sert şekilde yavaşladı. Ancak üç ekonomi, bloğun genelinden birkaç kat daha hızlı büyüyor. Euro Bölgesi ekonomisinde büyüme rakamları hayal kırıklığı yaratmayı sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>AB İstatistik Ofisi Eurostat’ın çarşamba günü yayımladığı ikinci tahmine göre, Euro Bölgesi’nde gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), 2026’nın ilk çeyreğinde önceki çeyreğe kıyasla yalnızca yüzde 0,1, yıllık bazda ise sadece yüzde 0,8 büyüdü.</p>

<p>Bu, 2025’in dördüncü çeyreğinde kaydedilen yüzde 1,3’lük büyümeye göre sert bir yavaşlamaya işaret ediyor ve bloğun yıla başladığı seviyenin neredeyse tam bir puan gerisinde kalıyor.</p>

<p>Daha geniş Avrupa Birliği ekonomisi ise çeyreklik bazda yüzde 0,2 ve yıllık bazda yüzde 1,0 büyüyerek kısmen daha iyi bir performans gösterdi. Ancak her iki veri de aynı dönemde yıllık bazda yüzde 2,7 büyüyen ABD’nin oldukça gerisinde kaldı.</p>

<p>Blok genelindeki yavaşlamanın altında ise az sayıda ekonomi ortalamadan belirgin biçimde ayrışıyor. İlk çeyrek verileri açıklanan üç AB üyesi, net kazananlar olarak öne çıkıyor: Güney Kıbrıs, Bulgaristan ve İspanya.</p>

<p>Bu üç ülkenin her biri Euro Bölgesi’nin büyüme hızının üç katından fazla büyüyor. Ancak her biri, manşet verinin arkasında çok farklı risklerle karşı karşıya.</p>

<p>Ancak bu oran, 2025’in dördüncü çeyreğinde kaydedilen yüzde 4,3’lük büyümeye göre bir yavaşlamaya işaret ediyor. Söz konusu oran, o dönemde son üç yılın en hızlı yıllık büyümesi ve AB içindeki en yüksek ikinci büyüme performansıydı. Temeldeki genişlemenin itici unsurları ise tanıdık.</p>

<p>Avrupa Komisyonu’nun 2025 sonbahar tahmini, güçlü özel tüketimi, AB Kurtarma ve Dayanıklılık Fonu destekli hızlanan yatırımları ve rekor kıran turizm sezonunu öne çıkarıyor.</p>

<p>Komisyon, Güney Kıbrıs ekonomisinin 2026 genelinde yüzde 2,6, 2027’de ise yüzde 2,4 büyümesini bekliyor. Her iki oran da Euro Bölgesi ortalamasının oldukça üzerinde.</p>

<p>Ancak değişen unsur dış ortam.</p>

<p>Eurobank araştırma ekonomisti Michail Vassileiadis, yakın tarihli bir notunda Güney Kıbrıs’ın yıla dayanıklı bir pozisyondan girdiğini, ancak Orta Doğu’daki çatışmayla bağlantılı yenilenen dış enerji baskılarının şimdi enflasyonu, iş gücü piyasası dinamiklerini ve maliye politikasını test ettiğini yazdı.</p>

<p>Enflasyon görünümü hızla tersine döndü.</p>

<p>Manşet enflasyon şubatta yıllık bazda yüzde 0,9’dan martta yüzde 1,5’e, nisanda ise yüzde 3,0’e yükseldi. Ocak-nisan ortalaması yüzde 1,7 oldu. Enerji fiyatları tek başına nisanda yıllık bazda yüzde 8,7 arttı. Bu, 2025 boyunca zayıf ya da negatif seyreden enerji katkısının tersine döndüğünü gösterdi.</p>

<p>Vassileiadis, bu etkinin hane halkları ve şirketler üzerinde daha düşük reel harcanabilir gelir ve daha sıkışık faaliyet marjları yoluyla daha görünür hale gelmesinin muhtemel olduğu uyarısında bulundu.</p>

<p>Güney Kıbrıs GSYH’sinin yaklaşık yüzde 14’ünü oluşturan turizm, en fazla risk altında olan kanal olarak öne çıkıyor.</p>

<p>FocusEconomics’e göre turist gelişleri, İran’ın adadaki İngiliz hava üslerine yönelik insansız hava aracı saldırılarının ardından mart ayında yüzde 30 düştü. Bu da pandemiden etkilenen 2021’in ilk çeyreğinden bu yana turizmde ilk çeyreklik daralmaya yol açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vassileiadis, konaklama sektöründeki işsiz sayısının yılın ilk dört ayında 2025’in aynı dönemine kıyasla yüzde 2,6 arttığını, buna karşılık genel işsizliğin yalnızca yüzde 0,1 yükseldiğini belirtti.</p>

<p>Olumlu tablo ise kamu maliyesinde sürüyor. Genel devlet dengesi, 2026’nın ilk çeyreğinde 573,3 milyon euro fazla verdi. Bu, GSYH’nin yüzde 1,5’ine denk geliyor ve 2025’in aynı döneminde kaydedilen 600,6 milyon euroluk fazlayla genel olarak uyumlu.</p>

<p>Bulgaristan ekonomisi euroya geçerken yüzde 2,9 büyüdü<br />
Bulgaristan, 2026’nın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,9 büyüme kaydetti. Bu oran, önceki çeyreğe göre değişmedi ve AB’deki en hızlı ikinci büyüme verisi oldu.</p>

<p>Sonuç, Bulgaristan’ın 1 Ocak 2026’da euroyu benimseyerek ortak para birimi alanının 21’inci üyesi olması nedeniyle özel bir önem taşıyor.</p>

<p>Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, geçiş öncesinde Sofya’da yaptığı konuşmada bu adımı uzun bir yakınsama sürecinin doğal son noktası olarak tanımladı.</p>

<p>Lagarde, Bulgaristan ihracatının yüzde 65’inin hâlihazırda diğer AB ülkelerine, yüzde 45’inin ise Euro Bölgesi ekonomilerine yapıldığını belirtti. Ülkenin otomotiv sanayisi ise Avrupa araçlarında kullanılan elektronik bileşenlerin yaklaşık yüzde 80’ini tedarik ediyor. Lagarde’ın ifadesiyle Bulgaristan’ın iş çevrimi zaten Euro Bölgesi ile yakın biçimde uyumlu hareket ediyor.</p>

<p>Avrupa Komisyonu’nun 2025 sonbahar tahmini, Bulgaristan’da reel GSYH büyümesinin 2026’da yüzde 2,7, 2027’de ise yüzde 2,1 olacağını öngörüyor. Büyümenin AB Kurtarma ve Dayanıklılık Fonu kaynakları, savunma yatırımları ve dirençli özel tüketim tarafından desteklenmesi bekleniyor.</p>

<p>Ancak büyümenin altında yatan bileşime ilişkin uyarılar artıyor. Bulgar kökenli Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, kasım ayında Sofya’da yaptığı konuşmada ekonominin şu anda aşırı ısındığını, ücret artışlarının verimlilik kazanımlarını geride bıraktığını, kredi hacminin hızla büyüdüğünü ve konut fiyatlarının hızlı yükseldiğini söyledi.</p>

<p>IMF’ye göre euroya geçiş, ancak mali ve yapısal reformlarla desteklenirse Bulgaristan’ın kişi başına gelirini on yıl içinde AB ortalamasına taşıyabilir.</p>

<p>Ancak bu mali disiplin artık soru işareti altında.</p>

<p>Eurobank Research, 2025 mali açığının GSYH’nin yüzde 3,5’ine yükseldiğini ve Avrupa Komisyonu’nun olası bir Aşırı Açık Prosedürü değerlendirmesini tetikleyen yüzde 3,0 eşiğini aştığını belirtti.</p>

<p>Bulgaristan’ın ulusal birincil harcamaları yıllık bazda tahminen yüzde 13 ila yüzde 14 arttı. Bu oran, Orta Vadeli Mali Plan’da belirlenen yüzde 6,2’lik tavanın oldukça üzerinde.</p>

<p>Eurobank, artışın anlamlı bir bölümünün özellikle personel giderlerinde yapısal nitelik taşıyor gibi göründüğü uyarısında bulundu. Bu durum, Bulgaristan’ın 2027’den itibaren Aşırı Açık Prosedürü’ne girme olasılığını belirgin biçimde artırabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC Türkçe</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/2026-eurostat-verileri-avrupanin-en-hizli-buyuyen-ekonomileri-hangi-ulkeler-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 08:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/03/vonderleyen-foto.jpg" type="image/jpeg" length="31350"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sihirli' mantarlar sigarayı bırakmaya yardımcı olabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/sihirli-mantarlar-sigarayi-birakmaya-yardimci-olabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/sihirli-mantarlar-sigarayi-birakmaya-yardimci-olabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tütün, bırakılması en zor uyuşturuculardan biri. Tütündeki nikotin; kokain ve eroin kadar, hatta belki de daha bağımlılık yapıcı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>Anketlerde, sigara içen yetişkinlerin yaklaşık % 70'i bırakmak istediklerini söylüyor. Fakat denemeye çalışanların bile, yalnızca onda birinden daha azı başarılı oluyor.</p>

<p>Ancak, bazı psikedelik uyuşturucuların bazı insanlara sigaradan kurtulma yolu sunabileceğine dair kanıtlar giderek artıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Örneğin, 2017'de yapılan bir çalışmada, 781 kişi LSD, sihirli mantar veya bir başka psikedelik maddeyle deneyim yaşamanın sigarayı azaltmalarını veya tamamen bırakmalarını sağladığını söyledi.</p>

<p dir="ltr">Neden? Çözüm felsefi bir nitelikte gibi görünüyor. Nikotin alışkanlığından kurtulmayı başaranların neredeyse tamamı aynı şeyi söyledi.</p>

<p dir="ltr">Aniden yaşamdaki önceliklerinin veya değerlerinin değiştiğini hissettiler. Özellikle de sigara içmenin artık işlerine yaramadığını fark ettiler.</p>

<p dir="ltr">Çalışmanın baş yazarı ve ABD'deki Johns Hopkins Üniversitesi'nden psikiyatri ve davranış bilimleri profesörü Matthew Johnson, "Deneyimin büyüklüğü, sigarayı bırakmanın daha önce aşılmaz olan bu psikolojik zorluğunu bir nevi gölgede bıraktı" diyor.</p>

<p dir="ltr">Mart 2026'da Johnson ve meslektaşları, sihirli mantarlardaki başlıca psikoaktif bileşik olan psilosibinin tek doz halinde verilmesiyle birlikte uygulanan konuşma terapisinin, nikotin bantlarıyla birlikte uygulanan tedaviden çok daha etkili olduğunu gösteren, bugüne kadarki en güçlü kanıtı yayınladılar.</p>

<p dir="ltr">Tedaviden altı ay sonra, psilosibin dozunu alan 42 kişinin sigarayı bırakma ihtimali, nikotin bandı grubundakilere göre altı kat daha yüksekti.</p>

<p dir="ltr">Psikedelik uyuşturucular dünyanın çoğu ülkesinde yasa dışı olmaya devam ediyor ve araştırma veya klinik çalışmalarda kullanımları sıkı bir şekilde kontrol ediliyor. Bununla birlikte, bu ilaçların çeşitli ruh sağlığı sorunlarının ve bağımlılıkların tedavisinde kullanılabileceğine işaret eden kanıtlar giderek artıyor.</p>

<p dir="ltr">Araştırmada yer almayan bilim insanlarından ABD'deki Wisconsin-Madison Üniversitesi klinik psikoloji profesörü Megan Piper "Amerika Birleşik Devletleri'nde 20 yıldır yeni bir sigara bırakma ilacı geliştirilmedi, bu nedenle buradaki potansiyel heyecan verici" diyor.</p>

<p dir="ltr">Sigara içmenin dünya çapında önlenebilir ölüm ve hastalıkların önde gelen nedeni olduğunu ekleyen Piper "İnsanların sigarayı bırakmasına yardımcı olacak daha fazla araca ihtiyacımız var" diye konuşuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Euronews</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/sihirli-mantarlar-sigarayi-birakmaya-yardimci-olabilir-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2026/05/sihirli-mantar.png" type="image/jpeg" length="30929"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın ısınması boyumuzun uzamasını durdurabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/dunyanin-isinmasi-boyumuzun-uzamasini-durdurabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/dunyanin-isinmasi-boyumuzun-uzamasini-durdurabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geçtiğimiz 150 yıl boyunca insan türü olarak dikkat çekici bir şekilde "büyüme atağı" geçirdik. Ancak artık bunun sonuna yaklaşıyor olabileceğimize dair işaretler var.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<strong>VİYANA - SNmedia.at/ </strong>Olası nedenlerden birinin iklim değişikliği olduğu görülüyor.</p>

<p>Küresel ısınmanın, sıcak hava dalgaları ve nem artışı gibi aşırı hava olaylarını artırdığına dair çok sayıda kanıt var.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD'deki California Üniversitesi'nden bilim insanlarının yeni bir araştırması, bu koşulların, çocuklar henüz doğmadan önce bile, gelişimlerini engelleyebileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacıların hesaplamaları henüz daha anne karnındayken, gebeliğin her trimesterinde (üç aylık dönem) 35°C'nin üzerindeki sıcaklıklara ve yüksek neme maruz kalan çocukların, yaşlarına göre beklenenden %13 daha kısa olabileceğini gösterdi.</p>

<p>Doğumdan beş yaşına kadar olan süreçteki boy uzaması, çocuğun genel sağlığı ve gelişimi açısından kilit bir gösterge olarak kabul ediliyor.</p>

<p dir="ltr">Boyumuzun uzunluğu her ne kadar genetik ile beslenme ve sağlık gibi diğer faktörlere bağlı olsa da, araştırmanın baş yazarı Katie McMahon, "Çalışma, iklim değişikliğiyle artan sıcaklık ve nemin, Güney Asya'da beş yaşına kadar olan çocukların ortalama boyunu düşürme riski oluşturduğunu gösteriyor" diyor.</p>

<p dir="ltr">"Küresel tablo belirsizliğini koruyor ancak önümüzdeki on yıllarda bu durum büyük ölçüde küresel ısınmayı azaltma ve uyum sağlamaya bağlı olacak" diye ekliyor.</p>

<p dir="ltr">"Zaten yüksek sıcaklık ve nem seviyeleriyle karşı karşıya olan diğer düşük ve orta gelirli ülkelerde de makul bir şekilde benzer sonuçları bekliyoruz."</p>

<p dir="ltr">Dünya Bankası sınıflandırmasına göre, 120 ülke düşük ya da orta gelirli ülke kategorisinde.</p>

<h2 id="İnsan-boyunda-akordeon-etkisi-" tabindex="-1">İnsan boyunda "akordeon etkisi"</h2>

<p dir="ltr">İnsanların çağlar boyunca, özellikle de büyük değişim dönemlerinde boy uzunluğunda büyük dalgalanmalar yaşadığı bilim insanlarınca bilinen bir gerçek.</p>

<p dir="ltr">Örneğin 10 bin yıl önce avcılık toplayıcılıktan tarıma geçiş, birden fazla araştırmanın da gösterdiği gibi, başlangıçta ortalama uzunluğa olumsuz etki yaptı.</p>

<p dir="ltr">Daha yakın dönemde, 2004'te ABD'deki Ohio State Üniversitesi'nden iktisat Profesörü Richard Steckel, çığır açıcı bir çalışma yayınladı.</p>

<p dir="ltr">Kuzey Avrupa'daki mezar alanlarından 9. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar uzanan binlerce iskeletin boy verilerini inceledi ve ortalama boyun bu süreçte uzayıp kısaldığını, en kısa boyunsa 17. yüzyılda görüldüğünü ortaya koydu.</p>

<p dir="ltr">O dönemde Avrupa'da bir dizi değişiklik yaşanmış; şehirleşme artarak bulaşıcı hastalıklar yayılmış, tarımsal üretimde değişimler olmuş ve hatta "Küçük Buz Devri" diye anılan, 16. ve 19. yüzyıl arası süren bir soğuma dönemi yaşanmıştı.</p>

<p dir="ltr">Prof. Steckel çalışmasında, "Kuzey Avrupalı insanlar 1700'lerde yaklaşık 6,4 cm kısaldı ve 20. yüzyılın ilk yarısına kadar bu kayıp tam olarak telafi edilemedi" diyor.</p>

<p dir="ltr">Londra'daki Imperial College'da nüfus sağlığı alanında araştırmacı olan ve insan boyundaki eğilimleri inceleyen birçok makalenin yazarı Dr. Andrea Rodriguez Martinez, günümüzde de iklim değişikliğinin nüfus üzerinde benzer bir etki yaratabileceğinden endişe ediyor.</p>

<p dir="ltr">Dr. Martinez, "Birleşmiş Milletler'in (BM) tahminlerinde göre dünya genelinde yaklaşık bir milyar çocuk, iklim değişikliği nedeniyle 'son derece yüksek risk' altında. İklim değişikliğinin çocukların gelişimi ve genel sağlıklarına çeşitli şekillerde ciddi tehdit oluşturabileceğini söylemek haksızlık olmaz" diyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC Türkçe</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/dunyanin-isinmasi-boyumuzun-uzamasini-durdurabilir-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2026/05/uzun-boy.jpg" type="image/jpeg" length="48333"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran dünya doğalgaz ticaretini felç edebilir, Trump İsrail'i uyardı]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/iran-dunya-dogalgaz-ticaretini-felc-edebilir-trump-israili-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/iran-dunya-dogalgaz-ticaretini-felc-edebilir-trump-israili-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran, Güney Pars doğalgaz sahasına yönelik İsrail saldırısına misilleme olarak, dünyanın en büyük LNG tesisinin bulunduğu Katar’daki Ras Laffan sanayi kompleksini hedef aldı. ABD Başkanı Trump ise saldırıdan haberdar olmadıklarını belirterek, Katar yeniden hedef alınırsa İran’daki Güney Pars sahasının “yok edileceği” tehdidinde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>İran , Katar’daki dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesisinin bulunduğu Ras Laffan sanayi kompleksini balistik füzeyle hedef aldı. İran’ın saldırısı, ülkenin en büyük doğalgaz sahası olan Güney Pars’a yönelik saldırıya karşılık olarak gerçekleştirildi.</p>

<p></p>

<p>Dünyanın en büyük gaz sahasının bir parçası olan Güney Pars, İran’ın enerji sisteminin bel kemiğini oluşturuyor. İran, bu saldırının ardından Körfez’deki enerji tesislerini hedef alacağı uyarısında bulunmuştu.</p>

<p>Katar Savunma Bakanlığı, İran’ın beş balistik füze fırlattığını, bunlardan dördünün hava savunma sistemleri tarafından imha edildiğini, bir füzenin ise Ras Laffan’a isabet ettiğini açıkladı.</p>

<p></p>

<p>QatarEnergy, saldırı sonucu çıkan yangınlara acil müdahale edildiğini ve tesiste “geniş çaplı hasar” oluştuğunu duyurdu.</p>

<p></p>

<p>KÜRESEL ENERJİ PİYASALARI SARSILDI</p>

<p></p>

<p>Saldırı, Ortadoğu’daki savaşta önemli bir tırmanma olarak değerlendirilirken küresel enerji arzına yönelik riskleri artırdı.</p>

<p></p>

<p>Dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından biri olan Katar, özellikle Asya’nın ana tedarikçisi konumunda bulunuyor. Ras Laffan tesisleri ise normalde küresel LNG arzının yaklaşık beşte birini karşılıyor.</p>

<p></p>

<p>Uzmanlar, hasarın boyutuna bağlı olarak uzun süreli bir gaz krizinin tetiklenebileceği uyarısında bulundu.</p>

<p></p>

<p>TRUMP'TAN AÇIK TEHDİT</p>

<p></p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, İran saldırısının ardından yaptığı açıklamada, Washington’un İsrail’in İran’daki hedeflere düzenlediği saldırıdan haberdar olmadığını söyledi. Trump, Katar’ın da söz konusu saldırıyla hiçbir bağlantısının bulunmadığını ve önceden bilgi sahibi olmadığını vurguladı.</p>

<p></p>

<p>Trump, İran’ın dünyanın en büyük LNG tesisine yönelik saldırısını “haksız ve adaletsiz” olarak nitelendirdi. İran’ın, Katar’ın saldırıyla ilgisi olmadığını bilmeden misillemede bulunduğunu ifade eden ABD Başkanı, Tahran’ın hedef seçimini eleştirdi.</p>

<p></p>

<p>İSRAİL'E MESAJ: GÜNEY PARS YENİDEN HEDEF ALINMAYACAK</p>

<p></p>

<p>Trump, İsrail’in İran’daki Güney Pars doğalgaz sahasına yönelik saldırısına da değinerek, bu tesisin yeniden hedef alınmayacağını belirtti. Ancak bunun İran’ın “başka masum ülkelere saldırmaması” şartına bağlı olduğunu vurguladı.</p>

<p></p>

<p>ABD Başkanı, İran’ın Katar’a yönelik yeni bir saldırı gerçekleştirmesi halinde Washington’un sert karşılık vereceğini açıkladı.</p>

<p></p>

<p>Trump, Katar’daki LNG tesislerinin yeniden hedef alınması halinde ABD’nin tereddüt etmeyeceğini belirterek, İran’ın Güny Pars gaz sahasının “daha önce görülmemiş bir güç ve şiddetle tamamen yok edileceğini” ifade etti.</p>

<p></p>

<p>“ETKİSİ AYLAR HATTA YILLAR SÜREBİLİR”</p>

<p></p>

<p>Enerji analistleri, saldırının etkilerinin savaş sonrasında da devam edebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p></p>

<p>Uzmanlara göre, üretim kapasitesinde ciddi bir hasar oluştuysa küresel gaz arzı daralacak ve tesislerin onarımı aylar hatta yıllar alabilecek. Bu durum özellikle Avrupa ve Asya’da enerji fiyatlarını yukarı yönlü baskılayabilir.</p>

<p></p>

<p>KATAR'DAN SERT TEPKİ: “AÇIK EGEMENLİK İHLALİ”</p>

<p></p>

<p>Katar yönetimi, Ras Laffan’a yönelik saldırıyı “tehlikeli bir tırmanma ve açık egemenlik ihlali” olarak nitelendirdi.</p>

<p></p>

<p>Doha yönetimi, İran’ın askeri ve güvenlik ataşelerini “istenmeyen kişi” ilan ederek 24 saat içinde ülkeyi terk etmelerini istedi.</p>

<p></p>

<p>ENERJİ DEVLERİ DE RİSK ALTINDA</p>

<p></p>

<p>Ras Laffan’da QatarEnergy ile birlikte ExxonMobil, TotalEnergies ve Shell gibi uluslararası enerji devlerinin milyarlarca dolarlık yatırımları bulunuyor.</p>

<p></p>

<p>Şirketler, saldırının tesisler üzerindeki olası etkilerini değerlendirmeye başladı.</p>

<p></p>

<p>Saldırının ardından petrol ve doğalgaz fiyatlarında sert yükseliş yaşandı. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 7 artarak 110 doların üzerine çıkarken, Avrupa gaz fiyatları da yükseldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Uzmanlara göre, Hürmüz Boğazı’ndaki aksama ve enerji altyapılarına yönelik saldırıların devam etmesi halinde fiyatların daha da artması bekleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Euronews</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/iran-dunya-dogalgaz-ticaretini-felc-edebilir-trump-israili-uyardi</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2026/03/iran-abd.png" type="image/jpeg" length="16242"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uydu görüntüleri ortaya çıkardı. Buzullar eriyor, penguenler yok oluyor]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/uydu-goruntuleri-ortaya-cikardi-buzullar-eriyor-penguenler-yok-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/uydu-goruntuleri-ortaya-cikardi-buzullar-eriyor-penguenler-yok-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antarktika’da deniz buzuna bağımlı olan imparator penguenler, daralan buz alanları yüzünden ölüm riskiyle karşı karşıya. Uydu görüntülerini inceleyen bilim insanları, bazı kolonilerin kaybolmuş olabileceğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>İmparator penguenler her yıl tüm tüylerini döktükleri kritik bir dönemden geçiyor. Uçamayan bu kuşlar, yaz aylarında gerçekleşen tüy dökümü sürecinde birkaç hafta boyunca denize giremiyor ve yalnızca depoladıkları yağ rezervleriyle hayatta kalıyor. Su geçirmez yeni tüyleri çıkana kadar avlanamıyorlar.</p>

<p></p>

<p>Ancak British Antarctic Survey tarafından yapılan açıklamaya göre, iklim değişikliği nedeniyle daralan deniz buzu alanları bu süreci ölümcül hale getirmiş olabilir.</p>

<p>100 GRUPTAN GERİYE 25'İ KALDI</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, yedi yıllık uydu görüntülerini incelerken, Marie Byrd Land olarak bilinen son derece uzak kıyı bölgesinde tüy döken birkaç koloniye rastladı. Deniz buzunun erimesiyle birlikte penguenlerin daha küçük alanlara sıkıştığı ve giderek daha kalabalık gruplar halinde toplandığı gözlendi.</p>

<p></p>

<p>2025 yılında uydu görüntülerinde yalnızca 25 küçük penguen grubunun görülebildiği belirtildi. Oysa 2022 öncesinde aynı bölgede 100’den fazla grup tespit edilmişti.</p>

<p></p>

<p>“BÜYÜK KAYIPLAR YAŞANMIŞ OLABİLİR”</p>

<p></p>

<p>Araştırmanın baş yazarı ve haritalama uzmanı Peter Fretwell, kaybolan penguenlerin akıbetine ilişkin kesin bilgi bulunmadığını söyledi.</p>

<p></p>

<p>Fretwell, “Penguenlerin ne yaşadığını tam olarak bilmiyoruz. Buz kaybı sonrası yeni üreme alanları bulabildiklerini biliyoruz. Başka bölgelerde yeni tüy dökme alanları oluşturmuş olmaları mümkün.” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Araştırmacı aynı zamanda, “Ancak su geçirmez tüyleri tamamen yenilenmeden Güney Okyanusu’na girmek zorunda kaldılarsa, çok sayıda penguen ölmüş olabilir. Eğer böyle olduysa, türün durumu düşündüğümüzden daha kötü.” uyarısında bulundu.</p>

<p></p>

<p>Bilim insanları, tüy dökümü tamamlanmadan denize girmek zorunda kalan penguenlerin artan enerji harcaması nedeniyle tükenme, hipotermi ve yırtıcı riskiyle karşı karşıya kalacağını vurguladı.</p>

<p>DENİZ BUZUNDA REKOR DÜŞÜŞ</p>

<p></p>

<p>İmparator penguenlerin popülasyonu, küresel ısınmanın buzlu yaşam alanlarını dönüştürmesi nedeniyle son yıllarda ciddi biçimde azaldı. Geçen yıl yayınlanan bir araştırmaya göre türün nüfusu yaklaşık dörtte bir oranında küçüldü.</p>

<p></p>

<p>Ocak-Mart aylarını kapsayan Antarktika yazında, Batı Antarktika’daki Ross Denizi’nden gelen imparator penguenler, tüy dökmek için bin kilometreye kadar yol kat ederek Marie Byrd Land bölgesine göç ediyor.</p>

<p></p>

<p>Tüy dökümü süreci yaklaşık dört ila beş hafta sürüyor ve bu süre zarfında penguenler dondurucu sulara giremiyor.</p>

<p></p>

<p>Ancak 2022 ile 2024 yılları arasında Antarktika’daki deniz buzu alanı rekor düşük seviyelere geriledi. Aynı dönemde kıyı buzlarında da ciddi azalma yaşandı.</p>

<p></p>

<p>YAVRU KAYIPLARI VE YOK OLMA RİSKİ</p>

<p></p>

<p>Bilim insanları, bazı yıllarda deniz buzunun penguenler tüy dökümünü tamamlamadan kırıldığını belirtti. Bu durum, çok sayıda bireyin hayatta kalamamış olabileceği endişesini artırdı.</p>

<p></p>

<p>Daha önce yapılan bir çalışmada ise bazı imparator penguen kolonilerinin son yıllarda tüm yavrularını kaybettiği ortaya konmuştu. Buzun erken kırılması, henüz dayanıklı hale gelmemiş yavruların denize düşmesine yol açmıştı.</p>

<p></p>

<p>YÜZYIL SONUNA KADAR YOK OLABİLİRLER</p>

<p></p>

<p>Son araştırmaya göre mevcut ısınma hızının sürmesi halinde, imparator penguenlerin yüzyıl sonuna kadar yok olma ihtimali yüzde 45 seviyesinde.</p>

<p></p>

<p>Bilim insanları, buz kaybının devam etmesi durumunda türün geleceğinin ciddi biçimde tehdit altında olduğu uyarısında bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC Türkçe</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/uydu-goruntuleri-ortaya-cikardi-buzullar-eriyor-penguenler-yok-oluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2024/02/buz-dagi-ayi.png" type="image/jpeg" length="64580"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'deki kapkaranlık bir mağara, uzayda yaşamın nerede aranacağını gösterebilir]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/abddeki-kapkaranlik-bir-magara-uzayda-yasamin-nerede-aranacagini-gosterebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/abddeki-kapkaranlik-bir-magara-uzayda-yasamin-nerede-aranacagini-gosterebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mağara biyoloğu Hazel Barton zifiri karanlığa girdiğinde, bulmayı beklediği son şey, ışığı enerjiye dönüştüren organizmalardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>Karanlıkta fotosenteze dair bu yeni anlayış, evrenin başka yerlerinde, hiç mümkün olmadığını düşündüğümüz yerlerde yaşamın var olabileceği anlamına geliyordu.</p>

<p dir="ltr">Alabama Üniversitesi jeoloji bilimleri profesörü Barton, "Duvar parlak yeşildi. Görebileceğiniz en parlak yeşil renkti ama mikroplar tam karanlıkta yaşıyordu" diyor.</p>

<p dir="ltr">Amerika'nın New Mexico eyaletinin güneyindeki Chihuahuan Çölü'nün derin kayalık kanyonlarının altında, 119 mağaradan oluşan bir ağ uzanıyor.</p>

<section aria-hidden="true" aria-label="Reklam 2" role="region">
<p dir="ltr">Carlsbad Mağaraları Milli Parkı'ndaki bu mağaralar, sülfürik asidin kireçtaşı kayaları eritmesi sonucu dört ila 11 milyon yıl önce oluşmuş.</p>

<p dir="ltr">Parkın başlıca cazibe merkezi, yaklaşık 1.200 metre uzunluğunda ve 200 metre genişliğindeki devasa mağaranın tavanından sarkan parıldayan sarkıtlarıyla Carlsbad Mağarası.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Her yıl yaklaşık 350.000 kişi Carlsbad Mağarası'nı ziyaret ediyor, ancak çoğu kişi bu mağaranın son on yılın en şaşırtıcı bilimsel keşiflerinden birine sahne olduğunu hiç bilmiyor.</p>

<p>Görünüşte zifiri karanlıkta, mikroplar enerji için ışığı kullanabiliyorlar. Bu, galaksimizde en yaygın yıldız türü olan kızıl cüce yıldızların yaydığı ışığın aynısı.</p>

<p>Barton, bunun, daha önce düşünülenden daha fazla yerde uzaylı yaşamı arayabileceğimiz anlamına geldiğini söylüyor.</p>

<p>Uppsala Üniversitesi'nden mikrobiyal biyolog Lars Behrendt, 2018 yılında doktorasını yeni bitirmişti. Ayrıca bir akademik ödül almış ve bu sayede bir miktar para kazanmıştı. Barton ile iletişime geçerek ona bir keşif gezisine eşlik edip etmeyeceğini sordu. Şans eseri, Barton kabul etti.</p>

<p>Barton, Carlsbad Mağarası'nda turistlerin izlediği yoldan inip bir köşeyi döndüğünü belirterek, "O yolu belki 40 kez yürüdüm. O köşeyi dönüyorsunuz ve arkanızda tamamen karanlık bir oyuk var" diye anlatıyor.</p>

<p>20 yılı aşkın bir süredir yeraltının derinliklerindeki mikroskobik yaşamı incelemesine karşın sonrasındaki manzara Barton'ı da çok şaşırttı.</p>

<p dir="ltr">Behrendt, duvara bir el feneri tutmuştu. Girinti zifiri karanlıktı ama ışık, duvardaki yeşil mikroplar örtüsünü ortaya çıkarmıştı.</p>

<p dir="ltr">Daha sonra yapılan testler bunların bakterilerle akraba tek hücreli organizmalar olan siyanobakteriler olduğunu gösterdi. Ancak çoğu bakteriden farklı olarak, siyanobakteriler (mavi-yeşil algler olarak da bilinir) güneş ışığını kullanarak besin üretiyor.</p>

<p>Barton, "Mağaranın derinliklerine doğru ilerlemeye başladık" diyerek anlatmaya devam ediyor:</p>

<p>"Sonunda el feneri olmadan göremeyeceğimiz kadar karanlı bir noktaya geldik. Yüzümüzün yaklaştırdığımız elimizi görebilmek için bile kask lambası kullanmak zorunda kaldık. Buna karşın yine de duvarda yeşil pigment vardı."</p>

<p>Bitkiler, ışık enerjisini emen klorofil adlı bir kimyasal madde sayesinde yeşil renk taşıyor. Fotosentezde bu enerji, karbondioksit ve suyu glikoz ve oksijene dönüştürmek için kullanılıyor. Bu süreç siyanobakterilerde de hemen hemen aynı. Ancak burada, mağarada güneş ışığı yoktu.</p>

<p>Peki neler oluyordu?</p>

<p>Mağaradaki siyanobakterilerin, yakın kızılötesi ışığı yakalayabilen özel bir klorofil türü olduğu ortaya çıktı. Bu ışık, görünür ışıktan daha uzun dalga boyuna sahip ve elektromanyetik spektrumda kızılötesinin hemen önünde yer alıyor. İnsan gözüyle algılanamıyor.</p>

<p>Bitkiler ve siyanobakteriler fotosentez için klorofil a kullanırken, Carlsbad'deki mağaralarda siyanobakteriler, yakın kızılötesi ışıktan enerji üretebilen klorofil d ve f kullanıyor.</p>

<p>Görünür ışık mağaraların içine sadece birkaç yüz metre girebilirken, yakın kızılötesi ışık kireçtaşı kayaların yansıtıcı özelliği sayesinde çok daha uzağa ulaşabilir.</p>

<p>Barton, "Mağaradaki kireçtaşı kayalar görünür ışığın neredeyse tamamını emer. Ancak yakın kızılötesi ışık için mağaralar adeta ayna dolu bir salon gibidir" diyor.</p>

<p>Aslında, araştırmacılar mağaranın en karanlık olan arka kısmındaki ışığı ölçtüklerinde, yakın kızılötesi ışığın yoğunluğunun girişe göre 695 kat daha fazla olduğunu gördüler.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC Türkçe</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/abddeki-kapkaranlik-bir-magara-uzayda-yasamin-nerede-aranacagini-gosterebilir</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2026/02/carlsbad-magaralari.jpg" type="image/jpeg" length="82175"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın en büyük örümcek ağı keşfedildi: 111 bin örümcek aynı mağarada]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/dunyanin-en-buyuk-orumcek-agi-kesfedildi-111-bin-orumcek-ayni-magarada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/dunyanin-en-buyuk-orumcek-agi-kesfedildi-111-bin-orumcek-ayni-magarada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu, iki yaygın örümcek türünde kolonyal davranışın ilk kanıtı olup, muhtemelen dünyanın en büyük örümcek ağını temsil ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacılar, Arnavutluk-Yunanistan sınırındaki zifiri karanlık bir mağaranın derinliklerinde, dünyanın en büyük örümcek ağı olduğu tahmin edilen bir ağda 111.000'den fazla örümceğin yaşadığını keşfetti.</p>

<p>17 Ekim’de Subterranean Biology dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, “olağanüstü” olarak tanımlanan koloni, mağaranın sürekli karanlıkta kalan bir bölümünde devasa bir ağ oluşturuyor. Bu ağ, mağara girişine yakın dar ve alçak tavanlı bir geçidin duvarı boyunca 106 metrekare (yaklaşık 1.140 fit kare) alana yayılıyor. Araştırmacılar, yapının binlerce bireysel, huni biçimindeki dokudan oluşan karmaşık bir ağ sistemi olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Romanya’daki Transilvanya Macar Sapientia Üniversitesi’nde biyoloji profesörü olan çalışmanın başyazarı Istvan Urak, bu keşfin iki yaygın örümcek türünde kolonyal davranışın ilk kanıtı olduğunu ve muhtemelen dünyanın en büyük örümcek ağını temsil ettiğini belirtti.</p>

<p>“Ağı ilk gördüğümde hissettiklerimi kelimelere dökmeye çalışsam, hayranlık, saygı ve minnettarlığı vurgulardım. Bu deneyimi anlamanın tek yolu, onu bizzat yaşamaktır.”</p>

<p>Binlerce örümcekten oluşan bu “megalopolis,” yeraltı suyundaki hidrojen sülfürün oksitlenmesiyle oluşan sülfürik asit boşluklarına sahip Kükürt Mağarası’nda bulunuyor. Araştırmacılar, bu olağanüstü koloniye dair yeni bulgular ortaya çıkarırken, devasa ağı ilk keşfedenler onlar değildi. Çek Speleoloji Derneği’nden mağara araştırmacıları, 2022 yılında Vromoner Kanyonu’nda yaptıkları bir keşif gezisi sırasında ağı fark etmişti. Ardından, 2024 yılında bir bilim insanı ekibi mağarayı ziyaret ederek Urak’ın daha sonra Kükürt Mağarası’na kendi keşif gezisini düzenlemeden önce incelediği ağ örneklerini topladı.</p>

<p>Bu analiz, kolonide iki örümcek türünün yaşadığını ortaya çıkardı: Ahır örümceği veya ev örümceği olarak bilinen Tegenaria domestica ve Prinerigone vagans. Urak ve meslektaşları mağaraya yaptıkları ziyaret sırasında, yaklaşık 69.000 Tegenaria domestica ve 42.000'den fazla Prinerigone vagans örneği olduğunu tahmin etti. Urak, yeni araştırma için yapılan DNA analizlerinin de kolonideki baskın türlerin bunlar olduğunu doğruladı.</p>

<p>Urak, Kükürt Mağarası örümcek kolonisinin şimdiye kadar kaydedilen en büyük kolonilerden biri olduğunu ve ilgili türlerin daha önce bu şekilde bir araya gelip işbirliği yaptıklarının bilinmediğini söyledi. T. domestica ve P. vagans'ın insan konutlarının yakınlarında yaygın olduğunu, ancak bu koloninin "iki türün aynı doku yapısı içinde bu kadar büyük sayılarda bir arada bulunmasının benzersiz bir durum olduğunu" söyledi ve ekledi: "Mağaranın iki ülke arasındaki konumundan kaynaklanabilecek zorluklara rağmen koloninin korunması önemlidir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/dunyanin-en-buyuk-orumcek-agi-kesfedildi-111-bin-orumcek-ayni-magarada</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Nov 2025 03:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/11/ekran-resmi-2025-11-08-035941.png" type="image/jpeg" length="81953"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’nın çelik krizi: Merz 'varoluşsal tehdit' dedi]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/almanyanin-celik-krizi-merz-varolussal-tehdit-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/almanyanin-celik-krizi-merz-varolussal-tehdit-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da çelik üretimiyle bağlantılı işlerde yarım milyondan fazla kişi çalışıyor. Ancak artan enerji maliyetleri ve ucuz ithalat, sektörün rekabet gücünü zayıflatmış durumda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ülkenin çelik sektörünün 'varoluşsal bir krizle' karşı karşıya olduğunu söyledi. Perşembe günü sektörün geleceğini güvence altına almak amacıyla düzenlenen zirve sonrası konuşan Merz, Avrupa’da ekonomik özerkliğe yönelme sinyali verdi.</p>

<p>Maliye Bakanı Lars Klingbeil, “Eğer savunma sanayimize büyük yatırımlar yapacaksak, Avrupa’daki ve yerli tedarikçilere de öncelik vermeliyiz. Biraz daha ‘Avrupa’dan al’, biraz daha Avrupa yurtseverliği... Bence bu yardımcı olur,” dedi.</p>

<p>Merz, AB’nin çelik sanayisini korumaya yönelik planını destekleyeceğini ve bu konuda Fransa ile ortak bir girişim üzerinde çalışılabileceğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Almanya’da çelik üretimiyle bağlantılı işlerde yarım milyondan fazla kişi çalışıyor. Ancak artan enerji maliyetleri ve ucuz ithalat, sektörün rekabet gücünü zayıflatmış durumda.</p>

<p>Çelik üretimi yüksek sıcaklığa ihtiyaç duyduğundan, enerji fiyatlarındaki artıştan en fazla etkilenen sektörlerden biri. Bu nedenle Alman çeliği giderek daha az rekabetçi hale geliyor. Mannheim Üniversitesi’nin Hans Böckler Vakfı için hazırladığı bir çalışmaya göre, üretimin yurt dışına kayması Almanya’ya yılda 50 milyar euro'ya kadar ekonomik kayıp yaşatabilir.</p>

<p>Araştırma, üretimin çökmesi halinde en az 30 bin kişinin işini kaybedebileceğini ve metal, makine, elektrik ve otomotiv sektörlerinde maliyetlerin keskin biçimde artacağını öngörüyor. Çalışma, Almanya’nın yıllık 40 milyon tonluk üretim kapasitesini koruması gerektiğini vurguluyor.</p>

<h2>ABD tarifeleri, Çin sübvansiyonları</h2>

<p>Çin, çelik sektörüne rekor düzeyde sübvansiyon sağlayarak dampingli (bir malın değerinden düşük fiyatla ihracı) fiyatlarla ihracatını artırıyor. ABD ise buna yüksek ithalat vergileriyle karşılık verdi. Donald Trump döneminde getirilen ek tarifeler, Avrupa çeliğine yüzde 50 oranında vergi uygulanmasına neden oldu ve bu durum Alman ihracatçıları için ciddi bir engel yarattı.</p>

<p>AB, dünyanın en büyük ikinci çelik üreticisi olsa da küresel üretimin sadece yüzde 14’ünü gerçekleştiriyor. Asya toplam üretimin dörtte üçünü yaparken, Almanya hâlâ AB’nin lider üreticisi konumunda. Ancak üretim düşüşte: AB’nin ham çelik üretimi 2010’da 170 milyon tondan 2024’te 130 milyon tona geriledi. Almanya’da da üretim zayıfladı; en büyük üretici Thyssenkrupp, yıl sonunda 11 bin kişiyi işten çıkaracağını duyurdu.</p>

<h2>AB ticaret önlemlerini sertleştiriyor</h2>

<p>AB Komisyonu, Çin’in maliyetinin altında sattığı bazı çelik ürünlerine anti-damping vergileri getirdi. Ekim başında Komisyon, tarifeleri genişletmeyi ve sıkılaştırmayı teklif etti: Gümrüksüz ithalat kotaları yarıya düşürülecek, fazla ithalatta vergi oranı yüzde 50’ye kadar çıkabilecek.</p>

<h2>Almanya’da enerji politikası tartışması</h2>

<p>Küresel ticarette sınırlı etki gücü olan Almanya, çözümü iç enerji politikasında arıyor. Hükümet, enerji yoğun sektörleri korumak için “sanayi elektriği fiyatı” uygulaması planlıyor. IG Metall sendikası, 2026’dan itibaren kilovatsaat başına 5 sentlik sanayi tarifesi talep ediyor.</p>

<p>Ekonomi Bakanı Katherina Reiche, düşük sanayi elektriği fiyatının 2026’da yürürlüğe gireceğini doğruladı ancak ayrıntıların henüz netleşmediğini belirtti.</p>

<h2>Sektörden ucuz enerji ve yeşil yatırım çağrısı</h2>

<p>Alman Çelik Federasyonu, üreticilerin rekabet gücünü korumak için elektrik fiyatlarının düşürülmesini istiyor. Alman Ekonomi Enstitüsü’ne (IW) göre böyle bir uygulama şirketlere yılda 1,5 milyar euro tasarruf sağlayabilir. Ancak üç yıl gibi kısa bir süreyle sınırlanması durumunda etkisinin sınırlı olacağı uyarısı yapılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/almanyanin-celik-krizi-merz-varolussal-tehdit-dedi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Nov 2025 03:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2024/03/kuresel-isinma.jpg" type="image/jpeg" length="15860"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Gezegendeki en güçlü kuantum bilgisayarı” tanıtıldı: 4 soruda Helios]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/gezegendeki-en-guclu-kuantum-bilgisayari-tanitildi-4-soruda-helios</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/gezegendeki-en-guclu-kuantum-bilgisayari-tanitildi-4-soruda-helios" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuantum bilişim şirketi Quantinuum, “dünyanın en güçlü kuantum bilgisayarı” olarak tanımladığı Helios’u tanıttı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/ </strong>ABD ve İngiltere merkezli kuantum bilişim şirketi Quantinuum, 5 Kasım’da “dünyanın en güçlü” kuantum bilgisayarı Helios’un ticari lansmanını gerçekleştirdi.</p>

<p></p>

<p>Şirket, Helios’u “neyin mümkün olduğunu yeniden belirleyen teknolojik bir harika” olarak tanımlıyor.</p>

<p>Helios, 98 fiziksel kübit içeren yeni bir kuantum işlem birimi (QPU) ile çalışıyor.</p>

<p></p>

<p>Baryum iyonlarından oluşan bu kübitler, “bağlantılı iyon tuzağı (junction ion trap)” adı verilen özel bir formasyonda yer alıyor. Bu yapı, hata tespiti ve düzeltme kapasitesini büyük ölçüde artırarak, mevcut sistemlerden çok daha yüksek doğrulukla işlem yapabilmesini sağlıyor.</p>

<p></p>

<p>İşte Helios’la ilgili bililnenler:</p>

<p></p>

<p>KUANTUM HESAPLAMA NEDİR?</p>

<p></p>

<p>Günümüzdeki bilgisayarlar dijital bilgiyi temsil eden en küçük birim olan "bit"ler üzerinden işliyor. Bir bit, yalnızca iki farklı değerden birine sahip olabiliyor: 0 veya 1. Tüm veri, bu 0 ve 1'lerin kombinasyonlarıyla ifade ediliyor. Örneğin, metin, resim ve ses gibi dosyalardaki bilgiler, bitlerin belirli şekillerde düzenlenmesiyle saklanıp işleniyor.</p>

<p></p>

<p>Bu bit'leri, gündelik ihtiyaçlar için elektriği açıp kapatmaya yarayan anahtarlar gibi düşünmek de mümkün. "0" kapatma, "1" ise açma işlevini yerine getiriyor olsun. Bilgisayarlardaki tüm veriler de belirli örüntüler halinde "açılıp kapanarak" çalışıyor.</p>

<p></p>

<p>Kuantum bilgisayarlar ise "kuantum bit"lerini, yani "kübit"leri kullanıyor. Kuantum mekaniğinin süperpozisyon özelliği sayesinde kübitler hem 0 hem de 1 değerini aynı anda taşıyabiliyor. Yani kübitler, elektriğin hem açık hem de kapalı olmasına benziyor. Süperpozisyon prensibi, kübitlerin aynı anda birçok hesaplamayı yapabilmesini sağlıyor.</p>

<p></p>

<p>Üstelik bu kübitler dolanık hale geldiğinde, birinin durumu anında diğerinin durumunu da etkiliyor. Bu da yine kuantum bilgisayarlarının klasik hesaplamanın aksine, karmaşık bilgileri inanılmaz hızlarda işleyebileceği anlamına geliyor.</p>

<p></p>

<p>Bu iki özellik bir araya gelince kuantum bilgisayarlara günümüzün cihazları için imkansız olanı başarma potansiyeli sunuyor. Klasik bilgisayarlar görevleri adım adım yerine getirip, sorunlara doğrusal yaklaşırken, kuantum bilgisayarlar aynı anda birçok çözümü değerlendiriyor. Bu durum, genellikle bir kütüphanedeki her kitabı aynı anda okumaya benzetiliyor.</p>

<p></p>

<p>HELIOS NE KADAR YETENEKLİ?</p>

<p></p>

<p>Bir kuantum bilgisayar inşa etmek ve işlerliğini sürdürmek muazzam derecede zor. Zira kübitler çevrelerine karşı aşırı son derece hassas. Sıcaklıkta veya titreşimlerdeki ufak bir değişiklik, kuantum durumlarını kaybetmelerine neden oluyor.</p>

<p></p>

<p>Kuantum sistemlerdeki belirsizlik ve rastgelelikten kaynaklanan istenmeyen dalgalanmalara kuantum gürültüsü deniyor. Bu bozulmalar, ölçüm hassasiyetini etkileyebiliyor ve kuantum bilgisayarlarda hata oranlarını artırarak hesaplamaların doğruluğunu sınırlıyor.</p>

<p></p>

<p>Quantinuum’un açıklamasına göre Helios, iki kübitli işlemlerde yüzde 99,921 ve tek kübitli işlemlerde yüzde 99,9975 doğruluk oranına ulaştı. Bu değer, bugüne kadar kamuya açıklanmış en yüksek doğruluk seviyesi olarak kayıtlara geçti.</p>

<p></p>

<p>Helios’un gerçekleştirdiği hesaplamayı klasik bir süper bilgisayarın yaklaşık 10 septilyon yılda tamamlayabileceği belirtildi.</p>

<p></p>

<p>Helios’un baş mimarı Anthony Ransford, “Aynı hesaplamayı klasik yöntemle yapmak için evrendeki tüm yıldızları enerji kaynağı olarak kullanmanız gerekirdi” dedi.</p>

<p></p>

<p>Quantinuum’un Hesaplamalı Tasarım ve Teori Direktörü David Hayes, Live Science'a verdiği röportajda, "Şu anda bu, gezegendeki en güçlü kuantum bilgisayarı" dedi:</p>

<p></p>

<p>"Bu konuda hiç mütevazı olamayacağım."</p>

<p></p>

<p>NVIDIA ÇİPLERİ NASIL KULLANILDI?</p>

<p></p>

<p>Helios’un kontrol altyapısı tamamen sıfırdan inşa edildi. Sistem, klasik bir bilgisayarın “beyni” gibi çalışan bir kontrol motoruna sahip. Bu motor, Nvidia GPU çipleri sayesinde hataları gerçek zamanlı olarak tespit edip düzeltmelerini kuantum işlemciye geri iletiyor.</p>

<p></p>

<p>Hayes, “Artık sistem yeterince hızlı düşünüyor; kübitler bozulmadan problemi yeniden planlayıp çözebiliyor” diyor.</p>

<p></p>

<p>Helios’la birlikte Quantinuum mühendisleri, Python tabanlı yeni bir programlama dili de geliştirdi. “Guppy” adlı bu dil, gelecekteki “hata toleranslı” kuantum sistemlerle tam uyumlu olacak şekilde tasarlandı.</p>

<p></p>

<p>SIRADA NE VAR?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Quantinuum, Helios’un yalnızca bir başlangıç olduğunu söylüyor. Şirket, Minnesota’daki tesisinde ikinci bir Helios sistemi kurmayı planlıyor.</p>

<p></p>

<p>Ayrıca 2027’de 192 kübitli “Sol” adlı dördüncü nesil bilgisayarı, 2029’da ise binlerce kubitli “Apollo” sistemini piyasaya sürmeyi hedefliyor. Apollo’nun tam hatadan arındırılmış (fault-tolerant) ilk kuantum bilgisayar olması bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>Quantinuum Başkan Yardımcısı Jennifer Strabley, “Helios, daha büyük fiziksel sistemlere yönelik yol haritamızın en önemli kilometre taşlarından biri” dedi.</p>

<p></p>

<p>Quantinuum’un yeni kuantum bilgisayarı, bilim dünyasında “dünyanın en güçlü kuantum bilgisayarı” unvanını alırken, aynı zamanda klasik bilgisayarlarla kuantum sistemlerinin ortak geleceğine dair umutları da güçlendirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>NTV Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/gezegendeki-en-guclu-kuantum-bilgisayari-tanitildi-4-soruda-helios</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Nov 2025 03:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2024/11/kuantum-bilgisayarlar-ve-kuantum-isleme.jpg" type="image/jpeg" length="37716"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Neuralink yetkilisinden gizemli paylaşım: İnsan beyni robotlara bağlanıyor!]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/neuralink-yetkilisinden-gizemli-paylasim-insan-beyni-robotlara-baglaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/neuralink-yetkilisinden-gizemli-paylasim-insan-beyni-robotlara-baglaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Neuralink’in Cerrahi Operasyonlar Başkanı Danish Hussain, Tesla’nın Optimus robotlarını beyin implantlarıyla birleştirme niyetini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<strong>VİYANA - SNmedia.at/ </strong>Elon Musk’ın beyin arayüzü şirketi Neuralink, tartışmalı bir projeyle yeniden gündemde.</p>

<p>Neuralink’in Cerrahi Operasyonlar Başkanı Danish Hussain’e göre, şirket insan beynini robotlara bağlamaya hazırlanıyor. Üstelik bu robotlar, Musk’ın Tesla çatısı altındaki iki ayaklı “Optimus” modelleri olabilir.</p>

<p></p>

<p>Hussain, X (eski adıyla Twitter) platformunda yaptığı bir paylaşımda, “Çoğu insan Neuralink’i kötü niyetli bir mega şirket sanıyor, oysa biz sadece arkadaşlara kraker yediriyoruz haha” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Paylaşım, bir Neuralink çalışanının yayımladığı ve “telepatiyle kontrol edildiği” iddia edilen yavaş bir robot kolunun yer aldığı bir videoya atıfta bulunuyordu.</p>

<p></p>

<p>Bir kullanıcı, Musk’ın insansı robotu Optimus’a değinerek “Optimus v2 neden orada eğitimde değil? İki şirkete de fayda sağlar” diye sordu. Hussain’in yanıtı kısa ama iddialıydı: “Basit başlıyoruz ama bu çok yakında olacak!”</p>

<p></p>

<p>OPTIMUS YETERİNCE GELİŞMİŞ Mİ?</p>

<p></p>

<p>Ancak şu ana kadar bir insan-beyin arayüzünün robotlarla nasıl çalışacağına dair somut bir bilgi paylaşılmış değil. Tesla’nın Optimus robotu hâlen tutarsız tepkiler veriyor, düzgün yürüyemiyor ve insan beyniyle doğrudan etkileşim kurmaktan uzak.</p>

<p></p>

<p>Musk ise sık sık bu tür bir “geleceğe dair” vaatlerle şirketlerinin kısa vadede değerini artırmakla eleştiriliyor. Tesla, tarihinin en zor yıllarından birini geçirirken Musk önceki günlerde Optimus robotlarının şirket değerinin “yüzde 80’ini oluşturacağını” iddia etmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>12 İNSAN ÜZERİNDE DENEY</p>

<p></p>

<p>Öte yandan Neuralink bugüne kadar 12 insan üzerinde beyin implantı denemesi yaptı. Ancak sonuçlar karışık. İlk başta gönüllüler Neuralink’e teşekkür ederken, birkaç ay sonra ilk gönüllü Noland Arbaugh, cihazının “artık pek iyi çalışmadığını” savunmuştu.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>NTV Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/neuralink-yetkilisinden-gizemli-paylasim-insan-beyni-robotlara-baglaniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Nov 2025 01:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2024/04/2185109-opener-828162-killerroboter-konferenz-wien-vorschau-im.jpg" type="image/jpeg" length="75547"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile görüştü]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/cumhurbaskani-erdogan-abd-baskani-trump-ile-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/cumhurbaskani-erdogan-abd-baskani-trump-ile-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, karşı tarafın talebi üzerine ABD Başkan Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Gazze’deki durum ve iki ülke arasındaki iş birliği ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.</p>

<p>İletişim Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, ABD tarafının talebi üzerine gerçekleşen görüşmede, Türkiye ile ABD ikili ilişkileri ve Gazze’deki durum ele alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görüşmede, Washington'a yaptıkları ziyaretin Türkiye-ABD ilişkilerini daha da kuvvetlendirdiğini, iki ülke arasındaki savunma sanayii başta olmak üzere her alanda iş birliğini güçlendirici adımların atılmasının önemli olduğunu ifade ettiği kaydedildi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye’nin Gazze başta olmak üzere bölgenin tamamında sulhu sükûnun sağlanması için yoğun çaba harcadığı belirtilen açıklamada, bu amaca yönelik girişimleri de memnuniyetle karşıladığı ifade edildi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye’nin barış için diplomatik temaslarına hız verdiğini, küresel barış vizyonuna katkı sunmaya devam edeceklerini, İsrail’in saldırılarını sonlandırmasının bölgede barışın tesisine yönelik girişimlerin başarısı için önemli olduğunu da vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Euronews</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/cumhurbaskani-erdogan-abd-baskani-trump-ile-gorustu</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Oct 2025 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/09/erdogan-trump.jpg" type="image/jpeg" length="96213"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ChatGPT'yi geride bıraktı: İnsan beynini model alan yeni yapay zeka geliştirildi]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/chatgptyi-geride-birakti-insan-beynini-model-alan-yeni-yapay-zeka-gelistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/chatgptyi-geride-birakti-insan-beynini-model-alan-yeni-yapay-zeka-gelistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, insan beynini temel alan ve ChatGPT gibi dil modellerini geride bırakan yeni bir yapay zeka geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>Singapur merkezli Sapient şirketindeki bilim insanları, mevcut büyük dil modellerinden farklı bir şekilde akıl yürütebilen yeni bir yapay zeka geliştirdi. Hiyerarşik Akıl Yürütme Modeli (HRM) adı verilen bu sistem, insan beynindeki çok katmanlı ve farklı zaman ölçeklerinde bilgi işleme biçiminden esinleniyor.</p>

<p>Araştırmaya göre HRM, yalnızca 27 milyon parametre ve bin eğitim örneği ile eğitildi. Karşılaştırmak gerekirse, GPT-5’in 3 ila 5 trilyon parametreye sahip olduğu tahmin ediliyor. Buna rağmen HRM, özellikle ARC-AGI adlı zorlu testlerde dikkat çekici sonuçlar verdi.</p>

<p>İKİLİ MODÜL KULLANIYOR<br />
HRM’nin farkı, yaygın olarak kullanılan “chain-of-thought” (adım adım düşünme) yöntemini kullanmaması. Bunun yerine, soyut ve yavaş planlama yapan üst seviye ile hızlı ve detaylı hesaplamalar yapan alt seviye modüllerini kullanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu sayede HRM, karmaşık Sudoku bulmacaları çözmede ve labirentlerde en kısa yolu bulmada neredeyse kusursuz performans gösterdi.</p>

<p>"ÖZEL İYİLEŞTİRME TEKNİĞİ"<br />
Bununla birlikte, modelin performansını yeniden test eden bağımsız araştırmacılar, asıl farkı yaratanın mimariden çok, eğitim sürecinde kullanılan özel iyileştirme tekniği olduğunu belirtti.</p>

<p>Araştırma henüz hakem değerlendirmesinden geçmedi; ancak sonuçlar, yapay zekanın daha az veri ve daha küçük modellerle de yüksek başarı gösterebileceğini ortaya koyuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>NTV Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/chatgptyi-geride-birakti-insan-beynini-model-alan-yeni-yapay-zeka-gelistirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 28 Aug 2025 21:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/08/0x0-tiktokta-yapay-zekaya-dunyanin-sonunun-simulasyonunu-yaptirdilar-ortaya-korkunc-goruntuler-cikti-gorseller-siz-1659965776958.webp" type="image/jpeg" length="45156"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Her şeyi gören göz' sembolü nasıl komplo teorisi haline geldi?]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/her-seyi-goren-goz-sembolu-nasil-komplo-teorisi-haline-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/her-seyi-goren-goz-sembolu-nasil-komplo-teorisi-haline-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üçgenin içine çizilmiş bir göz... Kimi zaman "her şeyi gören göz" kimi zaman "Tanrı'nın gözü" olarak anılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>VİYANA - SNmedia.at </strong>Bazıları Masonluk ve küresel meseleleri kontrol etmeye çalışan gizli bir elit grup olduğu iddia edilen Illuminati ile bağlantısı olduğunu iddia ediyor.</p>

<p dir="ltr">Komplo teorileri, gizemli sembollerle beslenir.</p>

<p dir="ltr">Ve "her şeyi gören göz", komplo teorisyenleri için adeta bir paratöner, çünkü çok açık bir şekilde gizli.</p>

<p dir="ltr">Dünya çapında sayısız kilise ve Masonluk binasında yer almasının yanı sıra, ABD'de bir dolarlık banknotun arka yüzünde ve ülkenin resmi mühründe de bulunuyor.</p>

<p dir="ltr">Aslına bakarsanız, bu sembolün ABD'nin devlet sembolü olarak seçilmesi tuhaf bir tercih.</p>

<p dir="ltr">Bedeni olmayan göz, meraklı ve otoriter bir Büyük Birader hissi veriyor.</p>

<p dir="ltr">Altındaki piramitle birlikte, eski ve ezoterik, yani sadece onu anlayabilecek kişilere açık bir kültü çağrıştırıyor.</p>

<p dir="ltr">Peki bu sembolün kökenleri ne, neden bizi bu kadar büyülüyor ve neden sık sık komplo teorilerine konu oluyor?</p>

<p>"Her şeyi gören göz" başlangıçta bir Hıristiyan sembolüydü.</p>

<p>En eski örnekleri, Rönesans döneminin dini sanatında Tanrı'yı temsil eden eserlerde görülebiliyor.</p>

<p>Mesela Pontormo'nun 1525 tarihli Emmaus'ta Akşam Yemeği tablosu.</p>

<p>Gerçi bu tabloya sembol daha sonra, muhtemelen 1600'lü yıllarda eklenmiş.</p>

<p>Simgenin bir başka önemli kaynağı, ilk olarak 1593'te yayınlanan Iconologia adlı bir amblem kitabı.</p>

<p>Kitabın sonraki baskılarında işaret, Tanrı'nın iyiliğinin bir sembolü olarak listelenmiş.</p>

<p>Bu ilk kullanımlar ve ismi, "her şeyi gören göz"ün Tanrı'nın insanlık üzerindeki şefkatli gözetiminin bir sembolü olarak icat edildiğine işaret ediyor.</p>

<p>Hıristiyanlık sembolleri<br />
Kim tarafından icat edildiğini kimse bilmiyor.</p>

<p>Ama bu kişinin daha önce var olan bir dizi dini motiften faydalandığı anlaşılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üçgen şekli, Hıristiyanlıkta Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'tan oluşan teslisin sembolü.</p>

<p>Öyle ki önceki yüzyıllarda Tanrı'nın üçgen bir hale ile tasvir edildiği bile oluyordu.</p>

<p>Sembolden yayılan ışınlar ise Hıristiyan ikonografisinde eskiden beri Tanrı'nın parlaklığının bir işareti olarak kullanılıyor.</p>

<p>Peki ya bu ürkütücü, bedensiz gözün kökenleri ne?</p>

<p>Hıristiyanlar Tanrı'yı daha önce birçok gizemli şekilde tasvir etmişti, örneğin buluttan çıkan tek bir el gibi, ama göz olarak değil.</p>

<p>Tek başına tasvir edilen bir gözün, otoriteye işaret ederek izleyiciye bilinçli bir gözetleme hissi verdiği ve kendine özgü psikolojik bir etkisi olduğu söylenebilir.</p>

<p>Bu etkiyi doğada da görebilirsiniz; bazı hayvanlar, avcıları korkutmak için derilerinde göze benzer şekiller geliştirmiştir.</p>

<p>Sanat alanındaysa sürrealist fotoğrafçı Man Ray, bu gözün tuhaflığının "hem gören hem görünen" yapısından geldiği yorumunu yapmıştı.</p>

<p>Sümerlerden Mısırlılara<br />
Ancak gözün bir sembol olarak daha derin tarihini de unutmayalım - bizi bilinen en eski dinlere geri götüren bir tarih.</p>

<p>Milattan önce üçüncü bin yılda Sümerler bazı heykellerin kutsallığını, görev bilinciyle uyanık olma hissini güçlendirmek için, gözlerini anormal şekilde büyüterek ifade ediyorlardı.</p>

<p>Hatta sanatçıların, heykellerin gözlerini "açarak" onlara hayat verdikleri törenler bile düzenleniyordu.</p>

<p>Bir rölyef (kabartma) tekniğiyle betimlenen bu Asur tanrısının gözü, kafasına, ağzına ve burnuna oranla çok büyük gözüküyorKaynak,Gilmanshin/Getty<br />
Fotoğraf altı yazısı,Sümerler, tanrısal figürlerin kutsallığını ifade etmek için anormal büyüklükte gözler kullanıyordu<br />
Ancak tek başına duran göz motifinin yaratıcıları antik Mısırlılardı: Örneğin tabutun üzerine boyanan bir çift gözün, ölülerin öbür dünyada görebilmesini sağladığına inanılıyordu.</p>

<p>Bu motif aslında insan ve şahin gözün bir karışımıydı. Kuşun koyu renkli kaş ve yanak izlerini içeriyordu.</p>

<p>Antik Mısır mitolojisine göre, Tanrı-kral Horus (genellikle şahin olarak veya şahin başlı olarak tasvir edilir) amcası Set ile savaşa girmiş ve gözleri oyulmuştu.</p>

<p>Thoth'un yardımıyla daha sonra gözleri iyileşti.</p>

<p>Bu nedenle Horus'un Gözü genellikle bir tılsım olarak, bir kişinin cebinde taşıyabileceği kadar küçük bir heykelcik şeklinde kullanılıyordu.</p>

<p>Bir tür taş üzerine kabartma tekniğiyle yapılmış Horus'un GözüKaynak,DeAgostini/Getty Images<br />
Fotoğraf altı yazısı,Mısır sembollerinin en ünlülerinden biri olan Horus'un Gözü koruma amaçlı taşınırdı.<br />
Bu ve diğer Mısır hiyerogliflerinde yer alan tek başına insan gözleri, Rönesans döneminde Avrupa ikonografisini etkiledi.</p>

<p>O dönemde, akademisyenler ve sanatçılar Mısır yazısı hiyerogliflere büyük ilgi duyuyordu.</p>

<p>Tek sorun, onu tam olarak anlamamaları ve çeviri denemelerinin genellikle yanlışlarla dolu olmasıydı.</p>

<p>En ünlü örneklerden biri, 1499 tarihli "Poliphilo'nun Rüyası" adlı romanda Mısır'daki tek göz sembolünün "Tanrı" olarak çevrilmesi oldu.</p>

<p>Bu, hiyerogliflerin orijinal kullanımı ile ilgili temel bir yanlış anlamadan kaynaklanıyordu.</p>

<h2 id="Çeviride-kaybolan-anlam" tabindex="-1">Çeviride kaybolan anlam</h2>

<p dir="ltr">Günümüzde hiyerogliflerin çoğunlukla fonetik işaretlerden oluşan bir yazı dili olduğunu biliyoruz, ancak 1400'lü ve 1500'lü yıllarda bu işaretlerin çok daha mistik bir anlamı olduğu düşünülüyordu.</p>

<p dir="ltr">Hiyeroglif yazısındaki sembollerin – hayvanlar, kuşlar ve soyut şekiller – kasıtlı olarak gizemli olduğu, dilbilimsel bir sistemin parçası olmaktan ziyade, her birinin izleyicinin ilhamıyla anlam kazandığı düşünülüyordu.</p>

<p dir="ltr">Bunların, birden fazla anlam içeren açık bulmacalar olduğuna inanılıyordu.</p>

<p dir="ltr">Bu yanlış yorumun, Avrupa sanatında çok büyük etkisi oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/her-seyi-goren-goz-sembolu-nasil-komplo-teorisi-haline-geldi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 13:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/08/goz-illuminati.jpg" type="image/jpeg" length="41748"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elmaslar kanserin yayılımını tespit etmek için kullanılabilir]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/elmaslar-kanserin-yayilimini-tespit-etmek-icin-kullanilabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/elmaslar-kanserin-yayilimini-tespit-etmek-icin-kullanilabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırmacılar, küçük, elmas tabanlı sensörlerin meme kanserinin yakındaki lenf düğümlerine yayılıp yayılmadığını belirlemeye yardımcı olabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at </strong>İngiliz bilim insanları, elmasları kullanarak meme kanserinin vücuttaki kötü huylu rotasını izleyebilecekleri yeni bir yol keşfetti.</p>

<p>Kanser yayıldığında ilk durağı genellikle yakındaki lenf düğümleri. Doktorlar kanser hücrelerini görünür kılmak ve hastalığın ne kadar metastaz yaptığını belirlemek için genellikle radyoaktif izleyiciler veya floresan boyalar kullanıyor.</p>

<p>Ancak bu yaklaşımların bazı dezavantajları var: Bazı hastaların boyalara alerjisi var ve bazı hastaneler radyoaktif maddelerle çalışırken gereken ekstra önlemleri alacak donanıma sahip değil.</p>

<p>Şimdi ise araştırmacılar, toksik ve radyoaktif olmayan bir alternatif sunduğunu söyledikleri yeni bir sensör türü geliştirdi.</p>

<p>Buna göre meme kanseri ameliyatı sırasında veya öncesinde, doktorlar hastanın tümörüne manyetik bir sıvı enjekte edebilir. Sıvı daha sonra metastaz yapmış kanser hücreleriyle birlikte lenf düğümlerine gider.</p>

<p>Araştırmacılar, sıvının izini sürmek ve hangi düğümlerin cerrahi ile çıkarılması gerektiğini belirlemek için doktorların ucunda küçük bir elmas bulunan bir manyetik alan sensörünü kullanacaklarını söyledi. Elmaslar, manyetik alanları algılayabilen nitrojen boşluk merkezlerine veya renk merkezlerine sahip.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmanın yazarlarından ve Warwick Üniversitesi'nde fizik profesörü Gavin Morley, bu renk merkezlerinin "elmasın manyetik alandaki çok küçük değişiklikleri algılamasını sağladığını ve elmaslara hoş bir pembe renk verdiğini" söyledi.</p>

<p>Morley'in ekibi sensörün ucunu 10 milimetreye kadar indirdi; bu da onu ameliyatlarda kullanılabilecek kadar küçük olmasına rağmen manyetik izleyici sıvıyı bulabilen ilk elmas sensör haline getiriyor.</p>

<p>İngiltere'de meme kanseri cerrahı Dr. Stuart Robertson, manyetik sensörlerin artık meme kanserinin yayılıp yayılmadığını belirlemek için düzenli olarak kullanıldığını söyledi.</p>

<p>Cerrah, yeni yaklaşımın "manyetik teknolojinin daha da optimize edilmesine" yardımcı olabileceğini de ekledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>NTV Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/elmaslar-kanserin-yayilimini-tespit-etmek-icin-kullanilabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 24 Aug 2025 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/08/diamond.png" type="image/jpeg" length="43629"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
