<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Avusturya ve Avrupa Gündemine dair Son Dakika Haberleri snmedia.com'da!</title>
    <link>https://www.snmedia.at</link>
    <description>Avusturya ve Avrupa'ya dair Doğru, güvenilir ve tarafsız habercilik snmedia.com'da</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.snmedia.at/rss/bilim" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 18 Apr 2026 23:31:44 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/rss/bilim"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İran dünya doğalgaz ticaretini felç edebilir, Trump İsrail'i uyardı]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/iran-dunya-dogalgaz-ticaretini-felc-edebilir-trump-israili-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/iran-dunya-dogalgaz-ticaretini-felc-edebilir-trump-israili-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran, Güney Pars doğalgaz sahasına yönelik İsrail saldırısına misilleme olarak, dünyanın en büyük LNG tesisinin bulunduğu Katar’daki Ras Laffan sanayi kompleksini hedef aldı. ABD Başkanı Trump ise saldırıdan haberdar olmadıklarını belirterek, Katar yeniden hedef alınırsa İran’daki Güney Pars sahasının “yok edileceği” tehdidinde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>İran , Katar’daki dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesisinin bulunduğu Ras Laffan sanayi kompleksini balistik füzeyle hedef aldı. İran’ın saldırısı, ülkenin en büyük doğalgaz sahası olan Güney Pars’a yönelik saldırıya karşılık olarak gerçekleştirildi.</p>

<p></p>

<p>Dünyanın en büyük gaz sahasının bir parçası olan Güney Pars, İran’ın enerji sisteminin bel kemiğini oluşturuyor. İran, bu saldırının ardından Körfez’deki enerji tesislerini hedef alacağı uyarısında bulunmuştu.</p>

<p>Katar Savunma Bakanlığı, İran’ın beş balistik füze fırlattığını, bunlardan dördünün hava savunma sistemleri tarafından imha edildiğini, bir füzenin ise Ras Laffan’a isabet ettiğini açıkladı.</p>

<p></p>

<p>QatarEnergy, saldırı sonucu çıkan yangınlara acil müdahale edildiğini ve tesiste “geniş çaplı hasar” oluştuğunu duyurdu.</p>

<p></p>

<p>KÜRESEL ENERJİ PİYASALARI SARSILDI</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saldırı, Ortadoğu’daki savaşta önemli bir tırmanma olarak değerlendirilirken küresel enerji arzına yönelik riskleri artırdı.</p>

<p></p>

<p>Dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından biri olan Katar, özellikle Asya’nın ana tedarikçisi konumunda bulunuyor. Ras Laffan tesisleri ise normalde küresel LNG arzının yaklaşık beşte birini karşılıyor.</p>

<p></p>

<p>Uzmanlar, hasarın boyutuna bağlı olarak uzun süreli bir gaz krizinin tetiklenebileceği uyarısında bulundu.</p>

<p></p>

<p>TRUMP'TAN AÇIK TEHDİT</p>

<p></p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, İran saldırısının ardından yaptığı açıklamada, Washington’un İsrail’in İran’daki hedeflere düzenlediği saldırıdan haberdar olmadığını söyledi. Trump, Katar’ın da söz konusu saldırıyla hiçbir bağlantısının bulunmadığını ve önceden bilgi sahibi olmadığını vurguladı.</p>

<p></p>

<p>Trump, İran’ın dünyanın en büyük LNG tesisine yönelik saldırısını “haksız ve adaletsiz” olarak nitelendirdi. İran’ın, Katar’ın saldırıyla ilgisi olmadığını bilmeden misillemede bulunduğunu ifade eden ABD Başkanı, Tahran’ın hedef seçimini eleştirdi.</p>

<p></p>

<p>İSRAİL'E MESAJ: GÜNEY PARS YENİDEN HEDEF ALINMAYACAK</p>

<p></p>

<p>Trump, İsrail’in İran’daki Güney Pars doğalgaz sahasına yönelik saldırısına da değinerek, bu tesisin yeniden hedef alınmayacağını belirtti. Ancak bunun İran’ın “başka masum ülkelere saldırmaması” şartına bağlı olduğunu vurguladı.</p>

<p></p>

<p>ABD Başkanı, İran’ın Katar’a yönelik yeni bir saldırı gerçekleştirmesi halinde Washington’un sert karşılık vereceğini açıkladı.</p>

<p></p>

<p>Trump, Katar’daki LNG tesislerinin yeniden hedef alınması halinde ABD’nin tereddüt etmeyeceğini belirterek, İran’ın Güny Pars gaz sahasının “daha önce görülmemiş bir güç ve şiddetle tamamen yok edileceğini” ifade etti.</p>

<p></p>

<p>“ETKİSİ AYLAR HATTA YILLAR SÜREBİLİR”</p>

<p></p>

<p>Enerji analistleri, saldırının etkilerinin savaş sonrasında da devam edebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p></p>

<p>Uzmanlara göre, üretim kapasitesinde ciddi bir hasar oluştuysa küresel gaz arzı daralacak ve tesislerin onarımı aylar hatta yıllar alabilecek. Bu durum özellikle Avrupa ve Asya’da enerji fiyatlarını yukarı yönlü baskılayabilir.</p>

<p></p>

<p>KATAR'DAN SERT TEPKİ: “AÇIK EGEMENLİK İHLALİ”</p>

<p></p>

<p>Katar yönetimi, Ras Laffan’a yönelik saldırıyı “tehlikeli bir tırmanma ve açık egemenlik ihlali” olarak nitelendirdi.</p>

<p></p>

<p>Doha yönetimi, İran’ın askeri ve güvenlik ataşelerini “istenmeyen kişi” ilan ederek 24 saat içinde ülkeyi terk etmelerini istedi.</p>

<p></p>

<p>ENERJİ DEVLERİ DE RİSK ALTINDA</p>

<p></p>

<p>Ras Laffan’da QatarEnergy ile birlikte ExxonMobil, TotalEnergies ve Shell gibi uluslararası enerji devlerinin milyarlarca dolarlık yatırımları bulunuyor.</p>

<p></p>

<p>Şirketler, saldırının tesisler üzerindeki olası etkilerini değerlendirmeye başladı.</p>

<p></p>

<p>Saldırının ardından petrol ve doğalgaz fiyatlarında sert yükseliş yaşandı. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 7 artarak 110 doların üzerine çıkarken, Avrupa gaz fiyatları da yükseldi.</p>

<p></p>

<p>Uzmanlara göre, Hürmüz Boğazı’ndaki aksama ve enerji altyapılarına yönelik saldırıların devam etmesi halinde fiyatların daha da artması bekleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Euronews</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/iran-dunya-dogalgaz-ticaretini-felc-edebilir-trump-israili-uyardi</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2026/03/iran-abd.png" type="image/jpeg" length="49168"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uydu görüntüleri ortaya çıkardı. Buzullar eriyor, penguenler yok oluyor]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/uydu-goruntuleri-ortaya-cikardi-buzullar-eriyor-penguenler-yok-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/uydu-goruntuleri-ortaya-cikardi-buzullar-eriyor-penguenler-yok-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antarktika’da deniz buzuna bağımlı olan imparator penguenler, daralan buz alanları yüzünden ölüm riskiyle karşı karşıya. Uydu görüntülerini inceleyen bilim insanları, bazı kolonilerin kaybolmuş olabileceğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>İmparator penguenler her yıl tüm tüylerini döktükleri kritik bir dönemden geçiyor. Uçamayan bu kuşlar, yaz aylarında gerçekleşen tüy dökümü sürecinde birkaç hafta boyunca denize giremiyor ve yalnızca depoladıkları yağ rezervleriyle hayatta kalıyor. Su geçirmez yeni tüyleri çıkana kadar avlanamıyorlar.</p>

<p></p>

<p>Ancak British Antarctic Survey tarafından yapılan açıklamaya göre, iklim değişikliği nedeniyle daralan deniz buzu alanları bu süreci ölümcül hale getirmiş olabilir.</p>

<p>100 GRUPTAN GERİYE 25'İ KALDI</p>

<p></p>

<p>Araştırmacılar, yedi yıllık uydu görüntülerini incelerken, Marie Byrd Land olarak bilinen son derece uzak kıyı bölgesinde tüy döken birkaç koloniye rastladı. Deniz buzunun erimesiyle birlikte penguenlerin daha küçük alanlara sıkıştığı ve giderek daha kalabalık gruplar halinde toplandığı gözlendi.</p>

<p></p>

<p>2025 yılında uydu görüntülerinde yalnızca 25 küçük penguen grubunun görülebildiği belirtildi. Oysa 2022 öncesinde aynı bölgede 100’den fazla grup tespit edilmişti.</p>

<p></p>

<p>“BÜYÜK KAYIPLAR YAŞANMIŞ OLABİLİR”</p>

<p></p>

<p>Araştırmanın baş yazarı ve haritalama uzmanı Peter Fretwell, kaybolan penguenlerin akıbetine ilişkin kesin bilgi bulunmadığını söyledi.</p>

<p></p>

<p>Fretwell, “Penguenlerin ne yaşadığını tam olarak bilmiyoruz. Buz kaybı sonrası yeni üreme alanları bulabildiklerini biliyoruz. Başka bölgelerde yeni tüy dökme alanları oluşturmuş olmaları mümkün.” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Araştırmacı aynı zamanda, “Ancak su geçirmez tüyleri tamamen yenilenmeden Güney Okyanusu’na girmek zorunda kaldılarsa, çok sayıda penguen ölmüş olabilir. Eğer böyle olduysa, türün durumu düşündüğümüzden daha kötü.” uyarısında bulundu.</p>

<p></p>

<p>Bilim insanları, tüy dökümü tamamlanmadan denize girmek zorunda kalan penguenlerin artan enerji harcaması nedeniyle tükenme, hipotermi ve yırtıcı riskiyle karşı karşıya kalacağını vurguladı.</p>

<p>DENİZ BUZUNDA REKOR DÜŞÜŞ</p>

<p></p>

<p>İmparator penguenlerin popülasyonu, küresel ısınmanın buzlu yaşam alanlarını dönüştürmesi nedeniyle son yıllarda ciddi biçimde azaldı. Geçen yıl yayınlanan bir araştırmaya göre türün nüfusu yaklaşık dörtte bir oranında küçüldü.</p>

<p></p>

<p>Ocak-Mart aylarını kapsayan Antarktika yazında, Batı Antarktika’daki Ross Denizi’nden gelen imparator penguenler, tüy dökmek için bin kilometreye kadar yol kat ederek Marie Byrd Land bölgesine göç ediyor.</p>

<p></p>

<p>Tüy dökümü süreci yaklaşık dört ila beş hafta sürüyor ve bu süre zarfında penguenler dondurucu sulara giremiyor.</p>

<p></p>

<p>Ancak 2022 ile 2024 yılları arasında Antarktika’daki deniz buzu alanı rekor düşük seviyelere geriledi. Aynı dönemde kıyı buzlarında da ciddi azalma yaşandı.</p>

<p></p>

<p>YAVRU KAYIPLARI VE YOK OLMA RİSKİ</p>

<p></p>

<p>Bilim insanları, bazı yıllarda deniz buzunun penguenler tüy dökümünü tamamlamadan kırıldığını belirtti. Bu durum, çok sayıda bireyin hayatta kalamamış olabileceği endişesini artırdı.</p>

<p></p>

<p>Daha önce yapılan bir çalışmada ise bazı imparator penguen kolonilerinin son yıllarda tüm yavrularını kaybettiği ortaya konmuştu. Buzun erken kırılması, henüz dayanıklı hale gelmemiş yavruların denize düşmesine yol açmıştı.</p>

<p></p>

<p>YÜZYIL SONUNA KADAR YOK OLABİLİRLER</p>

<p></p>

<p>Son araştırmaya göre mevcut ısınma hızının sürmesi halinde, imparator penguenlerin yüzyıl sonuna kadar yok olma ihtimali yüzde 45 seviyesinde.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları, buz kaybının devam etmesi durumunda türün geleceğinin ciddi biçimde tehdit altında olduğu uyarısında bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC Türkçe</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/uydu-goruntuleri-ortaya-cikardi-buzullar-eriyor-penguenler-yok-oluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2024/02/buz-dagi-ayi.png" type="image/jpeg" length="38229"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD'deki kapkaranlık bir mağara, uzayda yaşamın nerede aranacağını gösterebilir]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/abddeki-kapkaranlik-bir-magara-uzayda-yasamin-nerede-aranacagini-gosterebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/abddeki-kapkaranlik-bir-magara-uzayda-yasamin-nerede-aranacagini-gosterebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mağara biyoloğu Hazel Barton zifiri karanlığa girdiğinde, bulmayı beklediği son şey, ışığı enerjiye dönüştüren organizmalardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>Karanlıkta fotosenteze dair bu yeni anlayış, evrenin başka yerlerinde, hiç mümkün olmadığını düşündüğümüz yerlerde yaşamın var olabileceği anlamına geliyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Alabama Üniversitesi jeoloji bilimleri profesörü Barton, "Duvar parlak yeşildi. Görebileceğiniz en parlak yeşil renkti ama mikroplar tam karanlıkta yaşıyordu" diyor.</p>

<p dir="ltr">Amerika'nın New Mexico eyaletinin güneyindeki Chihuahuan Çölü'nün derin kayalık kanyonlarının altında, 119 mağaradan oluşan bir ağ uzanıyor.</p>

<section aria-hidden="true" aria-label="Reklam 2" role="region">
<p dir="ltr">Carlsbad Mağaraları Milli Parkı'ndaki bu mağaralar, sülfürik asidin kireçtaşı kayaları eritmesi sonucu dört ila 11 milyon yıl önce oluşmuş.</p>

<p dir="ltr">Parkın başlıca cazibe merkezi, yaklaşık 1.200 metre uzunluğunda ve 200 metre genişliğindeki devasa mağaranın tavanından sarkan parıldayan sarkıtlarıyla Carlsbad Mağarası.</p>

<p dir="ltr">Her yıl yaklaşık 350.000 kişi Carlsbad Mağarası'nı ziyaret ediyor, ancak çoğu kişi bu mağaranın son on yılın en şaşırtıcı bilimsel keşiflerinden birine sahne olduğunu hiç bilmiyor.</p>

<p>Görünüşte zifiri karanlıkta, mikroplar enerji için ışığı kullanabiliyorlar. Bu, galaksimizde en yaygın yıldız türü olan kızıl cüce yıldızların yaydığı ışığın aynısı.</p>

<p>Barton, bunun, daha önce düşünülenden daha fazla yerde uzaylı yaşamı arayabileceğimiz anlamına geldiğini söylüyor.</p>

<p>Uppsala Üniversitesi'nden mikrobiyal biyolog Lars Behrendt, 2018 yılında doktorasını yeni bitirmişti. Ayrıca bir akademik ödül almış ve bu sayede bir miktar para kazanmıştı. Barton ile iletişime geçerek ona bir keşif gezisine eşlik edip etmeyeceğini sordu. Şans eseri, Barton kabul etti.</p>

<p>Barton, Carlsbad Mağarası'nda turistlerin izlediği yoldan inip bir köşeyi döndüğünü belirterek, "O yolu belki 40 kez yürüdüm. O köşeyi dönüyorsunuz ve arkanızda tamamen karanlık bir oyuk var" diye anlatıyor.</p>

<p>20 yılı aşkın bir süredir yeraltının derinliklerindeki mikroskobik yaşamı incelemesine karşın sonrasındaki manzara Barton'ı da çok şaşırttı.</p>

<p dir="ltr">Behrendt, duvara bir el feneri tutmuştu. Girinti zifiri karanlıktı ama ışık, duvardaki yeşil mikroplar örtüsünü ortaya çıkarmıştı.</p>

<p dir="ltr">Daha sonra yapılan testler bunların bakterilerle akraba tek hücreli organizmalar olan siyanobakteriler olduğunu gösterdi. Ancak çoğu bakteriden farklı olarak, siyanobakteriler (mavi-yeşil algler olarak da bilinir) güneş ışığını kullanarak besin üretiyor.</p>

<p>Barton, "Mağaranın derinliklerine doğru ilerlemeye başladık" diyerek anlatmaya devam ediyor:</p>

<p>"Sonunda el feneri olmadan göremeyeceğimiz kadar karanlı bir noktaya geldik. Yüzümüzün yaklaştırdığımız elimizi görebilmek için bile kask lambası kullanmak zorunda kaldık. Buna karşın yine de duvarda yeşil pigment vardı."</p>

<p>Bitkiler, ışık enerjisini emen klorofil adlı bir kimyasal madde sayesinde yeşil renk taşıyor. Fotosentezde bu enerji, karbondioksit ve suyu glikoz ve oksijene dönüştürmek için kullanılıyor. Bu süreç siyanobakterilerde de hemen hemen aynı. Ancak burada, mağarada güneş ışığı yoktu.</p>

<p>Peki neler oluyordu?</p>

<p>Mağaradaki siyanobakterilerin, yakın kızılötesi ışığı yakalayabilen özel bir klorofil türü olduğu ortaya çıktı. Bu ışık, görünür ışıktan daha uzun dalga boyuna sahip ve elektromanyetik spektrumda kızılötesinin hemen önünde yer alıyor. İnsan gözüyle algılanamıyor.</p>

<p>Bitkiler ve siyanobakteriler fotosentez için klorofil a kullanırken, Carlsbad'deki mağaralarda siyanobakteriler, yakın kızılötesi ışıktan enerji üretebilen klorofil d ve f kullanıyor.</p>

<p>Görünür ışık mağaraların içine sadece birkaç yüz metre girebilirken, yakın kızılötesi ışık kireçtaşı kayaların yansıtıcı özelliği sayesinde çok daha uzağa ulaşabilir.</p>

<p>Barton, "Mağaradaki kireçtaşı kayalar görünür ışığın neredeyse tamamını emer. Ancak yakın kızılötesi ışık için mağaralar adeta ayna dolu bir salon gibidir" diyor.</p>

<p>Aslında, araştırmacılar mağaranın en karanlık olan arka kısmındaki ışığı ölçtüklerinde, yakın kızılötesi ışığın yoğunluğunun girişe göre 695 kat daha fazla olduğunu gördüler.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BBC Türkçe</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/abddeki-kapkaranlik-bir-magara-uzayda-yasamin-nerede-aranacagini-gosterebilir</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2026/02/carlsbad-magaralari.jpg" type="image/jpeg" length="18003"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın en büyük örümcek ağı keşfedildi: 111 bin örümcek aynı mağarada]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/dunyanin-en-buyuk-orumcek-agi-kesfedildi-111-bin-orumcek-ayni-magarada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/dunyanin-en-buyuk-orumcek-agi-kesfedildi-111-bin-orumcek-ayni-magarada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu, iki yaygın örümcek türünde kolonyal davranışın ilk kanıtı olup, muhtemelen dünyanın en büyük örümcek ağını temsil ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmacılar, Arnavutluk-Yunanistan sınırındaki zifiri karanlık bir mağaranın derinliklerinde, dünyanın en büyük örümcek ağı olduğu tahmin edilen bir ağda 111.000'den fazla örümceğin yaşadığını keşfetti.</p>

<p>17 Ekim’de Subterranean Biology dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, “olağanüstü” olarak tanımlanan koloni, mağaranın sürekli karanlıkta kalan bir bölümünde devasa bir ağ oluşturuyor. Bu ağ, mağara girişine yakın dar ve alçak tavanlı bir geçidin duvarı boyunca 106 metrekare (yaklaşık 1.140 fit kare) alana yayılıyor. Araştırmacılar, yapının binlerce bireysel, huni biçimindeki dokudan oluşan karmaşık bir ağ sistemi olduğunu belirtti.</p>

<p>Romanya’daki Transilvanya Macar Sapientia Üniversitesi’nde biyoloji profesörü olan çalışmanın başyazarı Istvan Urak, bu keşfin iki yaygın örümcek türünde kolonyal davranışın ilk kanıtı olduğunu ve muhtemelen dünyanın en büyük örümcek ağını temsil ettiğini belirtti.</p>

<p>“Ağı ilk gördüğümde hissettiklerimi kelimelere dökmeye çalışsam, hayranlık, saygı ve minnettarlığı vurgulardım. Bu deneyimi anlamanın tek yolu, onu bizzat yaşamaktır.”</p>

<p>Binlerce örümcekten oluşan bu “megalopolis,” yeraltı suyundaki hidrojen sülfürün oksitlenmesiyle oluşan sülfürik asit boşluklarına sahip Kükürt Mağarası’nda bulunuyor. Araştırmacılar, bu olağanüstü koloniye dair yeni bulgular ortaya çıkarırken, devasa ağı ilk keşfedenler onlar değildi. Çek Speleoloji Derneği’nden mağara araştırmacıları, 2022 yılında Vromoner Kanyonu’nda yaptıkları bir keşif gezisi sırasında ağı fark etmişti. Ardından, 2024 yılında bir bilim insanı ekibi mağarayı ziyaret ederek Urak’ın daha sonra Kükürt Mağarası’na kendi keşif gezisini düzenlemeden önce incelediği ağ örneklerini topladı.</p>

<p>Bu analiz, kolonide iki örümcek türünün yaşadığını ortaya çıkardı: Ahır örümceği veya ev örümceği olarak bilinen Tegenaria domestica ve Prinerigone vagans. Urak ve meslektaşları mağaraya yaptıkları ziyaret sırasında, yaklaşık 69.000 Tegenaria domestica ve 42.000'den fazla Prinerigone vagans örneği olduğunu tahmin etti. Urak, yeni araştırma için yapılan DNA analizlerinin de kolonideki baskın türlerin bunlar olduğunu doğruladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Urak, Kükürt Mağarası örümcek kolonisinin şimdiye kadar kaydedilen en büyük kolonilerden biri olduğunu ve ilgili türlerin daha önce bu şekilde bir araya gelip işbirliği yaptıklarının bilinmediğini söyledi. T. domestica ve P. vagans'ın insan konutlarının yakınlarında yaygın olduğunu, ancak bu koloninin "iki türün aynı doku yapısı içinde bu kadar büyük sayılarda bir arada bulunmasının benzersiz bir durum olduğunu" söyledi ve ekledi: "Mağaranın iki ülke arasındaki konumundan kaynaklanabilecek zorluklara rağmen koloninin korunması önemlidir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/dunyanin-en-buyuk-orumcek-agi-kesfedildi-111-bin-orumcek-ayni-magarada</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Nov 2025 03:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/11/ekran-resmi-2025-11-08-035941.png" type="image/jpeg" length="71084"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya’nın çelik krizi: Merz 'varoluşsal tehdit' dedi]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/almanyanin-celik-krizi-merz-varolussal-tehdit-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/almanyanin-celik-krizi-merz-varolussal-tehdit-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da çelik üretimiyle bağlantılı işlerde yarım milyondan fazla kişi çalışıyor. Ancak artan enerji maliyetleri ve ucuz ithalat, sektörün rekabet gücünü zayıflatmış durumda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ülkenin çelik sektörünün 'varoluşsal bir krizle' karşı karşıya olduğunu söyledi. Perşembe günü sektörün geleceğini güvence altına almak amacıyla düzenlenen zirve sonrası konuşan Merz, Avrupa’da ekonomik özerkliğe yönelme sinyali verdi.</p>

<p>Maliye Bakanı Lars Klingbeil, “Eğer savunma sanayimize büyük yatırımlar yapacaksak, Avrupa’daki ve yerli tedarikçilere de öncelik vermeliyiz. Biraz daha ‘Avrupa’dan al’, biraz daha Avrupa yurtseverliği... Bence bu yardımcı olur,” dedi.</p>

<p>Merz, AB’nin çelik sanayisini korumaya yönelik planını destekleyeceğini ve bu konuda Fransa ile ortak bir girişim üzerinde çalışılabileceğini açıkladı.</p>

<p>Almanya’da çelik üretimiyle bağlantılı işlerde yarım milyondan fazla kişi çalışıyor. Ancak artan enerji maliyetleri ve ucuz ithalat, sektörün rekabet gücünü zayıflatmış durumda.</p>

<p>Çelik üretimi yüksek sıcaklığa ihtiyaç duyduğundan, enerji fiyatlarındaki artıştan en fazla etkilenen sektörlerden biri. Bu nedenle Alman çeliği giderek daha az rekabetçi hale geliyor. Mannheim Üniversitesi’nin Hans Böckler Vakfı için hazırladığı bir çalışmaya göre, üretimin yurt dışına kayması Almanya’ya yılda 50 milyar euro'ya kadar ekonomik kayıp yaşatabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma, üretimin çökmesi halinde en az 30 bin kişinin işini kaybedebileceğini ve metal, makine, elektrik ve otomotiv sektörlerinde maliyetlerin keskin biçimde artacağını öngörüyor. Çalışma, Almanya’nın yıllık 40 milyon tonluk üretim kapasitesini koruması gerektiğini vurguluyor.</p>

<h2>ABD tarifeleri, Çin sübvansiyonları</h2>

<p>Çin, çelik sektörüne rekor düzeyde sübvansiyon sağlayarak dampingli (bir malın değerinden düşük fiyatla ihracı) fiyatlarla ihracatını artırıyor. ABD ise buna yüksek ithalat vergileriyle karşılık verdi. Donald Trump döneminde getirilen ek tarifeler, Avrupa çeliğine yüzde 50 oranında vergi uygulanmasına neden oldu ve bu durum Alman ihracatçıları için ciddi bir engel yarattı.</p>

<p>AB, dünyanın en büyük ikinci çelik üreticisi olsa da küresel üretimin sadece yüzde 14’ünü gerçekleştiriyor. Asya toplam üretimin dörtte üçünü yaparken, Almanya hâlâ AB’nin lider üreticisi konumunda. Ancak üretim düşüşte: AB’nin ham çelik üretimi 2010’da 170 milyon tondan 2024’te 130 milyon tona geriledi. Almanya’da da üretim zayıfladı; en büyük üretici Thyssenkrupp, yıl sonunda 11 bin kişiyi işten çıkaracağını duyurdu.</p>

<h2>AB ticaret önlemlerini sertleştiriyor</h2>

<p>AB Komisyonu, Çin’in maliyetinin altında sattığı bazı çelik ürünlerine anti-damping vergileri getirdi. Ekim başında Komisyon, tarifeleri genişletmeyi ve sıkılaştırmayı teklif etti: Gümrüksüz ithalat kotaları yarıya düşürülecek, fazla ithalatta vergi oranı yüzde 50’ye kadar çıkabilecek.</p>

<h2>Almanya’da enerji politikası tartışması</h2>

<p>Küresel ticarette sınırlı etki gücü olan Almanya, çözümü iç enerji politikasında arıyor. Hükümet, enerji yoğun sektörleri korumak için “sanayi elektriği fiyatı” uygulaması planlıyor. IG Metall sendikası, 2026’dan itibaren kilovatsaat başına 5 sentlik sanayi tarifesi talep ediyor.</p>

<p>Ekonomi Bakanı Katherina Reiche, düşük sanayi elektriği fiyatının 2026’da yürürlüğe gireceğini doğruladı ancak ayrıntıların henüz netleşmediğini belirtti.</p>

<h2>Sektörden ucuz enerji ve yeşil yatırım çağrısı</h2>

<p>Alman Çelik Federasyonu, üreticilerin rekabet gücünü korumak için elektrik fiyatlarının düşürülmesini istiyor. Alman Ekonomi Enstitüsü’ne (IW) göre böyle bir uygulama şirketlere yılda 1,5 milyar euro tasarruf sağlayabilir. Ancak üç yıl gibi kısa bir süreyle sınırlanması durumunda etkisinin sınırlı olacağı uyarısı yapılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/almanyanin-celik-krizi-merz-varolussal-tehdit-dedi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Nov 2025 03:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2024/03/kuresel-isinma.jpg" type="image/jpeg" length="44807"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Gezegendeki en güçlü kuantum bilgisayarı” tanıtıldı: 4 soruda Helios]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/gezegendeki-en-guclu-kuantum-bilgisayari-tanitildi-4-soruda-helios</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/gezegendeki-en-guclu-kuantum-bilgisayari-tanitildi-4-soruda-helios" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuantum bilişim şirketi Quantinuum, “dünyanın en güçlü kuantum bilgisayarı” olarak tanımladığı Helios’u tanıttı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/ </strong>ABD ve İngiltere merkezli kuantum bilişim şirketi Quantinuum, 5 Kasım’da “dünyanın en güçlü” kuantum bilgisayarı Helios’un ticari lansmanını gerçekleştirdi.</p>

<p></p>

<p>Şirket, Helios’u “neyin mümkün olduğunu yeniden belirleyen teknolojik bir harika” olarak tanımlıyor.</p>

<p>Helios, 98 fiziksel kübit içeren yeni bir kuantum işlem birimi (QPU) ile çalışıyor.</p>

<p></p>

<p>Baryum iyonlarından oluşan bu kübitler, “bağlantılı iyon tuzağı (junction ion trap)” adı verilen özel bir formasyonda yer alıyor. Bu yapı, hata tespiti ve düzeltme kapasitesini büyük ölçüde artırarak, mevcut sistemlerden çok daha yüksek doğrulukla işlem yapabilmesini sağlıyor.</p>

<p></p>

<p>İşte Helios’la ilgili bililnenler:</p>

<p></p>

<p>KUANTUM HESAPLAMA NEDİR?</p>

<p></p>

<p>Günümüzdeki bilgisayarlar dijital bilgiyi temsil eden en küçük birim olan "bit"ler üzerinden işliyor. Bir bit, yalnızca iki farklı değerden birine sahip olabiliyor: 0 veya 1. Tüm veri, bu 0 ve 1'lerin kombinasyonlarıyla ifade ediliyor. Örneğin, metin, resim ve ses gibi dosyalardaki bilgiler, bitlerin belirli şekillerde düzenlenmesiyle saklanıp işleniyor.</p>

<p></p>

<p>Bu bit'leri, gündelik ihtiyaçlar için elektriği açıp kapatmaya yarayan anahtarlar gibi düşünmek de mümkün. "0" kapatma, "1" ise açma işlevini yerine getiriyor olsun. Bilgisayarlardaki tüm veriler de belirli örüntüler halinde "açılıp kapanarak" çalışıyor.</p>

<p></p>

<p>Kuantum bilgisayarlar ise "kuantum bit"lerini, yani "kübit"leri kullanıyor. Kuantum mekaniğinin süperpozisyon özelliği sayesinde kübitler hem 0 hem de 1 değerini aynı anda taşıyabiliyor. Yani kübitler, elektriğin hem açık hem de kapalı olmasına benziyor. Süperpozisyon prensibi, kübitlerin aynı anda birçok hesaplamayı yapabilmesini sağlıyor.</p>

<p></p>

<p>Üstelik bu kübitler dolanık hale geldiğinde, birinin durumu anında diğerinin durumunu da etkiliyor. Bu da yine kuantum bilgisayarlarının klasik hesaplamanın aksine, karmaşık bilgileri inanılmaz hızlarda işleyebileceği anlamına geliyor.</p>

<p></p>

<p>Bu iki özellik bir araya gelince kuantum bilgisayarlara günümüzün cihazları için imkansız olanı başarma potansiyeli sunuyor. Klasik bilgisayarlar görevleri adım adım yerine getirip, sorunlara doğrusal yaklaşırken, kuantum bilgisayarlar aynı anda birçok çözümü değerlendiriyor. Bu durum, genellikle bir kütüphanedeki her kitabı aynı anda okumaya benzetiliyor.</p>

<p></p>

<p>HELIOS NE KADAR YETENEKLİ?</p>

<p></p>

<p>Bir kuantum bilgisayar inşa etmek ve işlerliğini sürdürmek muazzam derecede zor. Zira kübitler çevrelerine karşı aşırı son derece hassas. Sıcaklıkta veya titreşimlerdeki ufak bir değişiklik, kuantum durumlarını kaybetmelerine neden oluyor.</p>

<p></p>

<p>Kuantum sistemlerdeki belirsizlik ve rastgelelikten kaynaklanan istenmeyen dalgalanmalara kuantum gürültüsü deniyor. Bu bozulmalar, ölçüm hassasiyetini etkileyebiliyor ve kuantum bilgisayarlarda hata oranlarını artırarak hesaplamaların doğruluğunu sınırlıyor.</p>

<p></p>

<p>Quantinuum’un açıklamasına göre Helios, iki kübitli işlemlerde yüzde 99,921 ve tek kübitli işlemlerde yüzde 99,9975 doğruluk oranına ulaştı. Bu değer, bugüne kadar kamuya açıklanmış en yüksek doğruluk seviyesi olarak kayıtlara geçti.</p>

<p></p>

<p>Helios’un gerçekleştirdiği hesaplamayı klasik bir süper bilgisayarın yaklaşık 10 septilyon yılda tamamlayabileceği belirtildi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Helios’un baş mimarı Anthony Ransford, “Aynı hesaplamayı klasik yöntemle yapmak için evrendeki tüm yıldızları enerji kaynağı olarak kullanmanız gerekirdi” dedi.</p>

<p></p>

<p>Quantinuum’un Hesaplamalı Tasarım ve Teori Direktörü David Hayes, Live Science'a verdiği röportajda, "Şu anda bu, gezegendeki en güçlü kuantum bilgisayarı" dedi:</p>

<p></p>

<p>"Bu konuda hiç mütevazı olamayacağım."</p>

<p></p>

<p>NVIDIA ÇİPLERİ NASIL KULLANILDI?</p>

<p></p>

<p>Helios’un kontrol altyapısı tamamen sıfırdan inşa edildi. Sistem, klasik bir bilgisayarın “beyni” gibi çalışan bir kontrol motoruna sahip. Bu motor, Nvidia GPU çipleri sayesinde hataları gerçek zamanlı olarak tespit edip düzeltmelerini kuantum işlemciye geri iletiyor.</p>

<p></p>

<p>Hayes, “Artık sistem yeterince hızlı düşünüyor; kübitler bozulmadan problemi yeniden planlayıp çözebiliyor” diyor.</p>

<p></p>

<p>Helios’la birlikte Quantinuum mühendisleri, Python tabanlı yeni bir programlama dili de geliştirdi. “Guppy” adlı bu dil, gelecekteki “hata toleranslı” kuantum sistemlerle tam uyumlu olacak şekilde tasarlandı.</p>

<p></p>

<p>SIRADA NE VAR?</p>

<p></p>

<p>Quantinuum, Helios’un yalnızca bir başlangıç olduğunu söylüyor. Şirket, Minnesota’daki tesisinde ikinci bir Helios sistemi kurmayı planlıyor.</p>

<p></p>

<p>Ayrıca 2027’de 192 kübitli “Sol” adlı dördüncü nesil bilgisayarı, 2029’da ise binlerce kubitli “Apollo” sistemini piyasaya sürmeyi hedefliyor. Apollo’nun tam hatadan arındırılmış (fault-tolerant) ilk kuantum bilgisayar olması bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>Quantinuum Başkan Yardımcısı Jennifer Strabley, “Helios, daha büyük fiziksel sistemlere yönelik yol haritamızın en önemli kilometre taşlarından biri” dedi.</p>

<p></p>

<p>Quantinuum’un yeni kuantum bilgisayarı, bilim dünyasında “dünyanın en güçlü kuantum bilgisayarı” unvanını alırken, aynı zamanda klasik bilgisayarlarla kuantum sistemlerinin ortak geleceğine dair umutları da güçlendirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>NTV Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/gezegendeki-en-guclu-kuantum-bilgisayari-tanitildi-4-soruda-helios</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Nov 2025 03:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2024/11/kuantum-bilgisayarlar-ve-kuantum-isleme.jpg" type="image/jpeg" length="65478"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Neuralink yetkilisinden gizemli paylaşım: İnsan beyni robotlara bağlanıyor!]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/neuralink-yetkilisinden-gizemli-paylasim-insan-beyni-robotlara-baglaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/neuralink-yetkilisinden-gizemli-paylasim-insan-beyni-robotlara-baglaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Neuralink’in Cerrahi Operasyonlar Başkanı Danish Hussain, Tesla’nın Optimus robotlarını beyin implantlarıyla birleştirme niyetini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<strong>VİYANA - SNmedia.at/ </strong>Elon Musk’ın beyin arayüzü şirketi Neuralink, tartışmalı bir projeyle yeniden gündemde.</p>

<p>Neuralink’in Cerrahi Operasyonlar Başkanı Danish Hussain’e göre, şirket insan beynini robotlara bağlamaya hazırlanıyor. Üstelik bu robotlar, Musk’ın Tesla çatısı altındaki iki ayaklı “Optimus” modelleri olabilir.</p>

<p></p>

<p>Hussain, X (eski adıyla Twitter) platformunda yaptığı bir paylaşımda, “Çoğu insan Neuralink’i kötü niyetli bir mega şirket sanıyor, oysa biz sadece arkadaşlara kraker yediriyoruz haha” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Paylaşım, bir Neuralink çalışanının yayımladığı ve “telepatiyle kontrol edildiği” iddia edilen yavaş bir robot kolunun yer aldığı bir videoya atıfta bulunuyordu.</p>

<p></p>

<p>Bir kullanıcı, Musk’ın insansı robotu Optimus’a değinerek “Optimus v2 neden orada eğitimde değil? İki şirkete de fayda sağlar” diye sordu. Hussain’in yanıtı kısa ama iddialıydı: “Basit başlıyoruz ama bu çok yakında olacak!”</p>

<p></p>

<p>OPTIMUS YETERİNCE GELİŞMİŞ Mİ?</p>

<p></p>

<p>Ancak şu ana kadar bir insan-beyin arayüzünün robotlarla nasıl çalışacağına dair somut bir bilgi paylaşılmış değil. Tesla’nın Optimus robotu hâlen tutarsız tepkiler veriyor, düzgün yürüyemiyor ve insan beyniyle doğrudan etkileşim kurmaktan uzak.</p>

<p></p>

<p>Musk ise sık sık bu tür bir “geleceğe dair” vaatlerle şirketlerinin kısa vadede değerini artırmakla eleştiriliyor. Tesla, tarihinin en zor yıllarından birini geçirirken Musk önceki günlerde Optimus robotlarının şirket değerinin “yüzde 80’ini oluşturacağını” iddia etmişti.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>12 İNSAN ÜZERİNDE DENEY</p>

<p></p>

<p>Öte yandan Neuralink bugüne kadar 12 insan üzerinde beyin implantı denemesi yaptı. Ancak sonuçlar karışık. İlk başta gönüllüler Neuralink’e teşekkür ederken, birkaç ay sonra ilk gönüllü Noland Arbaugh, cihazının “artık pek iyi çalışmadığını” savunmuştu.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>NTV Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/neuralink-yetkilisinden-gizemli-paylasim-insan-beyni-robotlara-baglaniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Nov 2025 01:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2024/04/2185109-opener-828162-killerroboter-konferenz-wien-vorschau-im.jpg" type="image/jpeg" length="83465"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile görüştü]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/cumhurbaskani-erdogan-abd-baskani-trump-ile-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/cumhurbaskani-erdogan-abd-baskani-trump-ile-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, karşı tarafın talebi üzerine ABD Başkan Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Gazze’deki durum ve iki ülke arasındaki iş birliği ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.</p>

<p>İletişim Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, ABD tarafının talebi üzerine gerçekleşen görüşmede, Türkiye ile ABD ikili ilişkileri ve Gazze’deki durum ele alındı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görüşmede, Washington'a yaptıkları ziyaretin Türkiye-ABD ilişkilerini daha da kuvvetlendirdiğini, iki ülke arasındaki savunma sanayii başta olmak üzere her alanda iş birliğini güçlendirici adımların atılmasının önemli olduğunu ifade ettiği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye’nin Gazze başta olmak üzere bölgenin tamamında sulhu sükûnun sağlanması için yoğun çaba harcadığı belirtilen açıklamada, bu amaca yönelik girişimleri de memnuniyetle karşıladığı ifade edildi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye’nin barış için diplomatik temaslarına hız verdiğini, küresel barış vizyonuna katkı sunmaya devam edeceklerini, İsrail’in saldırılarını sonlandırmasının bölgede barışın tesisine yönelik girişimlerin başarısı için önemli olduğunu da vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Euronews</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/cumhurbaskani-erdogan-abd-baskani-trump-ile-gorustu</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Oct 2025 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/09/erdogan-trump.jpg" type="image/jpeg" length="63673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ChatGPT'yi geride bıraktı: İnsan beynini model alan yeni yapay zeka geliştirildi]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/chatgptyi-geride-birakti-insan-beynini-model-alan-yeni-yapay-zeka-gelistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/chatgptyi-geride-birakti-insan-beynini-model-alan-yeni-yapay-zeka-gelistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, insan beynini temel alan ve ChatGPT gibi dil modellerini geride bırakan yeni bir yapay zeka geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>Singapur merkezli Sapient şirketindeki bilim insanları, mevcut büyük dil modellerinden farklı bir şekilde akıl yürütebilen yeni bir yapay zeka geliştirdi. Hiyerarşik Akıl Yürütme Modeli (HRM) adı verilen bu sistem, insan beynindeki çok katmanlı ve farklı zaman ölçeklerinde bilgi işleme biçiminden esinleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmaya göre HRM, yalnızca 27 milyon parametre ve bin eğitim örneği ile eğitildi. Karşılaştırmak gerekirse, GPT-5’in 3 ila 5 trilyon parametreye sahip olduğu tahmin ediliyor. Buna rağmen HRM, özellikle ARC-AGI adlı zorlu testlerde dikkat çekici sonuçlar verdi.</p>

<p>İKİLİ MODÜL KULLANIYOR<br />
HRM’nin farkı, yaygın olarak kullanılan “chain-of-thought” (adım adım düşünme) yöntemini kullanmaması. Bunun yerine, soyut ve yavaş planlama yapan üst seviye ile hızlı ve detaylı hesaplamalar yapan alt seviye modüllerini kullanıyor.</p>

<p>Bu sayede HRM, karmaşık Sudoku bulmacaları çözmede ve labirentlerde en kısa yolu bulmada neredeyse kusursuz performans gösterdi.</p>

<p>"ÖZEL İYİLEŞTİRME TEKNİĞİ"<br />
Bununla birlikte, modelin performansını yeniden test eden bağımsız araştırmacılar, asıl farkı yaratanın mimariden çok, eğitim sürecinde kullanılan özel iyileştirme tekniği olduğunu belirtti.</p>

<p>Araştırma henüz hakem değerlendirmesinden geçmedi; ancak sonuçlar, yapay zekanın daha az veri ve daha küçük modellerle de yüksek başarı gösterebileceğini ortaya koyuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>NTV Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/chatgptyi-geride-birakti-insan-beynini-model-alan-yeni-yapay-zeka-gelistirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 28 Aug 2025 21:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/08/0x0-tiktokta-yapay-zekaya-dunyanin-sonunun-simulasyonunu-yaptirdilar-ortaya-korkunc-goruntuler-cikti-gorseller-siz-1659965776958.webp" type="image/jpeg" length="98291"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Her şeyi gören göz' sembolü nasıl komplo teorisi haline geldi?]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/her-seyi-goren-goz-sembolu-nasil-komplo-teorisi-haline-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/her-seyi-goren-goz-sembolu-nasil-komplo-teorisi-haline-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üçgenin içine çizilmiş bir göz... Kimi zaman "her şeyi gören göz" kimi zaman "Tanrı'nın gözü" olarak anılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>VİYANA - SNmedia.at </strong>Bazıları Masonluk ve küresel meseleleri kontrol etmeye çalışan gizli bir elit grup olduğu iddia edilen Illuminati ile bağlantısı olduğunu iddia ediyor.</p>

<p dir="ltr">Komplo teorileri, gizemli sembollerle beslenir.</p>

<p dir="ltr">Ve "her şeyi gören göz", komplo teorisyenleri için adeta bir paratöner, çünkü çok açık bir şekilde gizli.</p>

<p dir="ltr">Dünya çapında sayısız kilise ve Masonluk binasında yer almasının yanı sıra, ABD'de bir dolarlık banknotun arka yüzünde ve ülkenin resmi mühründe de bulunuyor.</p>

<p dir="ltr">Aslına bakarsanız, bu sembolün ABD'nin devlet sembolü olarak seçilmesi tuhaf bir tercih.</p>

<p dir="ltr">Bedeni olmayan göz, meraklı ve otoriter bir Büyük Birader hissi veriyor.</p>

<p dir="ltr">Altındaki piramitle birlikte, eski ve ezoterik, yani sadece onu anlayabilecek kişilere açık bir kültü çağrıştırıyor.</p>

<p dir="ltr">Peki bu sembolün kökenleri ne, neden bizi bu kadar büyülüyor ve neden sık sık komplo teorilerine konu oluyor?</p>

<p>"Her şeyi gören göz" başlangıçta bir Hıristiyan sembolüydü.</p>

<p>En eski örnekleri, Rönesans döneminin dini sanatında Tanrı'yı temsil eden eserlerde görülebiliyor.</p>

<p>Mesela Pontormo'nun 1525 tarihli Emmaus'ta Akşam Yemeği tablosu.</p>

<p>Gerçi bu tabloya sembol daha sonra, muhtemelen 1600'lü yıllarda eklenmiş.</p>

<p>Simgenin bir başka önemli kaynağı, ilk olarak 1593'te yayınlanan Iconologia adlı bir amblem kitabı.</p>

<p>Kitabın sonraki baskılarında işaret, Tanrı'nın iyiliğinin bir sembolü olarak listelenmiş.</p>

<p>Bu ilk kullanımlar ve ismi, "her şeyi gören göz"ün Tanrı'nın insanlık üzerindeki şefkatli gözetiminin bir sembolü olarak icat edildiğine işaret ediyor.</p>

<p>Hıristiyanlık sembolleri<br />
Kim tarafından icat edildiğini kimse bilmiyor.</p>

<p>Ama bu kişinin daha önce var olan bir dizi dini motiften faydalandığı anlaşılıyor.</p>

<p>Üçgen şekli, Hıristiyanlıkta Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'tan oluşan teslisin sembolü.</p>

<p>Öyle ki önceki yüzyıllarda Tanrı'nın üçgen bir hale ile tasvir edildiği bile oluyordu.</p>

<p>Sembolden yayılan ışınlar ise Hıristiyan ikonografisinde eskiden beri Tanrı'nın parlaklığının bir işareti olarak kullanılıyor.</p>

<p>Peki ya bu ürkütücü, bedensiz gözün kökenleri ne?</p>

<p>Hıristiyanlar Tanrı'yı daha önce birçok gizemli şekilde tasvir etmişti, örneğin buluttan çıkan tek bir el gibi, ama göz olarak değil.</p>

<p>Tek başına tasvir edilen bir gözün, otoriteye işaret ederek izleyiciye bilinçli bir gözetleme hissi verdiği ve kendine özgü psikolojik bir etkisi olduğu söylenebilir.</p>

<p>Bu etkiyi doğada da görebilirsiniz; bazı hayvanlar, avcıları korkutmak için derilerinde göze benzer şekiller geliştirmiştir.</p>

<p>Sanat alanındaysa sürrealist fotoğrafçı Man Ray, bu gözün tuhaflığının "hem gören hem görünen" yapısından geldiği yorumunu yapmıştı.</p>

<p>Sümerlerden Mısırlılara<br />
Ancak gözün bir sembol olarak daha derin tarihini de unutmayalım - bizi bilinen en eski dinlere geri götüren bir tarih.</p>

<p>Milattan önce üçüncü bin yılda Sümerler bazı heykellerin kutsallığını, görev bilinciyle uyanık olma hissini güçlendirmek için, gözlerini anormal şekilde büyüterek ifade ediyorlardı.</p>

<p>Hatta sanatçıların, heykellerin gözlerini "açarak" onlara hayat verdikleri törenler bile düzenleniyordu.</p>

<p>Bir rölyef (kabartma) tekniğiyle betimlenen bu Asur tanrısının gözü, kafasına, ağzına ve burnuna oranla çok büyük gözüküyorKaynak,Gilmanshin/Getty<br />
Fotoğraf altı yazısı,Sümerler, tanrısal figürlerin kutsallığını ifade etmek için anormal büyüklükte gözler kullanıyordu<br />
Ancak tek başına duran göz motifinin yaratıcıları antik Mısırlılardı: Örneğin tabutun üzerine boyanan bir çift gözün, ölülerin öbür dünyada görebilmesini sağladığına inanılıyordu.</p>

<p>Bu motif aslında insan ve şahin gözün bir karışımıydı. Kuşun koyu renkli kaş ve yanak izlerini içeriyordu.</p>

<p>Antik Mısır mitolojisine göre, Tanrı-kral Horus (genellikle şahin olarak veya şahin başlı olarak tasvir edilir) amcası Set ile savaşa girmiş ve gözleri oyulmuştu.</p>

<p>Thoth'un yardımıyla daha sonra gözleri iyileşti.</p>

<p>Bu nedenle Horus'un Gözü genellikle bir tılsım olarak, bir kişinin cebinde taşıyabileceği kadar küçük bir heykelcik şeklinde kullanılıyordu.</p>

<p>Bir tür taş üzerine kabartma tekniğiyle yapılmış Horus'un GözüKaynak,DeAgostini/Getty Images<br />
Fotoğraf altı yazısı,Mısır sembollerinin en ünlülerinden biri olan Horus'un Gözü koruma amaçlı taşınırdı.<br />
Bu ve diğer Mısır hiyerogliflerinde yer alan tek başına insan gözleri, Rönesans döneminde Avrupa ikonografisini etkiledi.</p>

<p>O dönemde, akademisyenler ve sanatçılar Mısır yazısı hiyerogliflere büyük ilgi duyuyordu.</p>

<p>Tek sorun, onu tam olarak anlamamaları ve çeviri denemelerinin genellikle yanlışlarla dolu olmasıydı.</p>

<p>En ünlü örneklerden biri, 1499 tarihli "Poliphilo'nun Rüyası" adlı romanda Mısır'daki tek göz sembolünün "Tanrı" olarak çevrilmesi oldu.</p>

<p>Bu, hiyerogliflerin orijinal kullanımı ile ilgili temel bir yanlış anlamadan kaynaklanıyordu.</p>

<h2 id="Çeviride-kaybolan-anlam" tabindex="-1">Çeviride kaybolan anlam</h2>

<p dir="ltr">Günümüzde hiyerogliflerin çoğunlukla fonetik işaretlerden oluşan bir yazı dili olduğunu biliyoruz, ancak 1400'lü ve 1500'lü yıllarda bu işaretlerin çok daha mistik bir anlamı olduğu düşünülüyordu.</p>

<p dir="ltr">Hiyeroglif yazısındaki sembollerin – hayvanlar, kuşlar ve soyut şekiller – kasıtlı olarak gizemli olduğu, dilbilimsel bir sistemin parçası olmaktan ziyade, her birinin izleyicinin ilhamıyla anlam kazandığı düşünülüyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Bunların, birden fazla anlam içeren açık bulmacalar olduğuna inanılıyordu.</p>

<p dir="ltr">Bu yanlış yorumun, Avrupa sanatında çok büyük etkisi oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/her-seyi-goren-goz-sembolu-nasil-komplo-teorisi-haline-geldi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 13:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/08/goz-illuminati.jpg" type="image/jpeg" length="39823"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elmaslar kanserin yayılımını tespit etmek için kullanılabilir]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/elmaslar-kanserin-yayilimini-tespit-etmek-icin-kullanilabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/elmaslar-kanserin-yayilimini-tespit-etmek-icin-kullanilabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırmacılar, küçük, elmas tabanlı sensörlerin meme kanserinin yakındaki lenf düğümlerine yayılıp yayılmadığını belirlemeye yardımcı olabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at </strong>İngiliz bilim insanları, elmasları kullanarak meme kanserinin vücuttaki kötü huylu rotasını izleyebilecekleri yeni bir yol keşfetti.</p>

<p>Kanser yayıldığında ilk durağı genellikle yakındaki lenf düğümleri. Doktorlar kanser hücrelerini görünür kılmak ve hastalığın ne kadar metastaz yaptığını belirlemek için genellikle radyoaktif izleyiciler veya floresan boyalar kullanıyor.</p>

<p>Ancak bu yaklaşımların bazı dezavantajları var: Bazı hastaların boyalara alerjisi var ve bazı hastaneler radyoaktif maddelerle çalışırken gereken ekstra önlemleri alacak donanıma sahip değil.</p>

<p>Şimdi ise araştırmacılar, toksik ve radyoaktif olmayan bir alternatif sunduğunu söyledikleri yeni bir sensör türü geliştirdi.</p>

<p>Buna göre meme kanseri ameliyatı sırasında veya öncesinde, doktorlar hastanın tümörüne manyetik bir sıvı enjekte edebilir. Sıvı daha sonra metastaz yapmış kanser hücreleriyle birlikte lenf düğümlerine gider.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, sıvının izini sürmek ve hangi düğümlerin cerrahi ile çıkarılması gerektiğini belirlemek için doktorların ucunda küçük bir elmas bulunan bir manyetik alan sensörünü kullanacaklarını söyledi. Elmaslar, manyetik alanları algılayabilen nitrojen boşluk merkezlerine veya renk merkezlerine sahip.</p>

<p>Çalışmanın yazarlarından ve Warwick Üniversitesi'nde fizik profesörü Gavin Morley, bu renk merkezlerinin "elmasın manyetik alandaki çok küçük değişiklikleri algılamasını sağladığını ve elmaslara hoş bir pembe renk verdiğini" söyledi.</p>

<p>Morley'in ekibi sensörün ucunu 10 milimetreye kadar indirdi; bu da onu ameliyatlarda kullanılabilecek kadar küçük olmasına rağmen manyetik izleyici sıvıyı bulabilen ilk elmas sensör haline getiriyor.</p>

<p>İngiltere'de meme kanseri cerrahı Dr. Stuart Robertson, manyetik sensörlerin artık meme kanserinin yayılıp yayılmadığını belirlemek için düzenli olarak kullanıldığını söyledi.</p>

<p>Cerrah, yeni yaklaşımın "manyetik teknolojinin daha da optimize edilmesine" yardımcı olabileceğini de ekledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>NTV Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/elmaslar-kanserin-yayilimini-tespit-etmek-icin-kullanilabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 24 Aug 2025 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/08/diamond.png" type="image/jpeg" length="56051"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanı nedenlerini sıraladı: "Kuyruklu yıldız değil uzay gemisi"]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/bilim-insani-nedenlerini-siraladi-kuyruklu-yildiz-degil-uzay-gemisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/bilim-insani-nedenlerini-siraladi-kuyruklu-yildiz-degil-uzay-gemisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Harvardlı bir profesör, Dünya'ya yaklaşmakta olan yıldızlararası cisim 3I/ATLAS'ın bir kuyruklu yıldız değil, düşman uzay gemisi olduğunu iddia etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>NASA’nın Temmuz başında keşfettiği, saatte 130 bin mil hızla Güneş Sistemi’nden geçen 3I/ATLAS adlı gök cismi bilim dünyasında büyük ilgi uyandırdı.</p>

<p>Çoğu gökbilimci bunun zararsız bir kuyruklu yıldız olduğuna inanırken, Harvard Üniversitesi’nden Astrofizik Profesörü Avi Loeb çok daha iddialı bir teori ortaya attı: Bu dev cisim, gelişmiş bir uygarlığa ait, düşman bir “ana uzay gemisi” olabilir.</p>

<p>ANOMALİLER TESPİT EDİLDİ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Loeb ve İngiltere merkezli Initiative for Interstellar Studies’ten Adam Crowl ile Adam Hibberd, bu görüşü desteklemek için sekiz “anomali” tespit ettiklerini açıkladı.</p>

<p>Bunlar arasında cismin kuyruklu yıldızlarda görülen tipik toz-gaz kuyruğunun olmaması, alışılmadık retrograd (ters) yörüngesi, Güneş’e yaklaşırken Dünya’dan uzak tarafta konumlanması ve Venüs, Mars ile Jüpiter’e yakın geçiş yapması bulunuyor. Loeb, bunun “gözlemden kaçınma” ve “gezegenleri gözetleme” amaçlı olabileceğini savunuyor.</p>

<p>BİLİM DÜNYASI İKİYE BÖLÜNDÜ</p>

<p>NASA ise Hubble Teleskobu’nun çektiği son görüntülerin cisimden “gözyaşı biçimli” bir toz bulutu çıktığını gösterdiğini ve bunun kuyruklu yıldız ihtimalini güçlendirdiğini söylüyor. Ancak Loeb, hala kuyruk oluşumuna dair kesin kanıt bulunmadığını belirterek şüphelerini koruyor.</p>

<p>Loeb, olası bir temas için “Barışla geldiniz, hoş geldiniz” mesajı gönderilmesini önerse de, bunun tehdit olarak algılanabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca hükümetlere, tüm yıldızlararası cisimleri potansiyel olarak yapay ve “yabancı teknoloji” ürünü kabul edecek uluslararası bir görev gücü kurulması çağrısı yapıyor.</p>

<p>DAHA ÇOK İNCELENMELİ</p>

<p>Profesör, cismin James Webb Uzay Teleskobu tarafından bu ay içinde kızılötesi olarak gözlemlenmesiyle kimliği hakkında daha net bilgi edinilebileceğini söylüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/bilim-insani-nedenlerini-siraladi-kuyruklu-yildiz-degil-uzay-gemisi</guid>
      <pubDate>Fri, 15 Aug 2025 21:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2024/12/gunes-1.jpg" type="image/jpeg" length="97641"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim insanları araştırdı: Nükleer savaş sonrası yaşam nasıl olacak?]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/bilim-insanlari-arastirdi-nukleer-savas-sonrasi-yasam-nasil-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/bilim-insanlari-arastirdi-nukleer-savas-sonrasi-yasam-nasil-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni araştırmaya göre küresel çapta bir nükleer savaş, tarımsal üretimin çökmesine ve milyarlarca insanın açlıktan ölmesine yol açabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’nin Pensilvanya eyaletinden bilim insanları, küresel bir savaşın ardından yaşanabilecek nükleer kış senaryosunun detaylarını ortaya koydu.</p>

<p>Yeni araştırmaya göre, bu felaket senaryosu, tarımsal üretimin çökmesi nedeniyle milyarlarca insanın açlıktan ölmesine yol açabilir ve etkileri sekiz yıla kadar sürebilir.</p>

<p>MISIR YETİŞMEYECEK</p>

<p>Dünyanın en önemli tarım ürünü olan mısır, yeterli ısı ve güneş ışığına ulaşamayacağı için yetişemeyecek. Bu durum, patlamalardan sağ kurtulanların yaygın kıtlık ve gıda krizleri ile karşı karşıya kalmasına neden olacak.</p>

<p>Nükleer silahların patlama, ısı ve radyasyonun yanı sıra yangınlardan yükselen duman, Güneş ışığını engelleyerek karanlık, dondurucu soğuk, ürün kaybı ve kitlesel ölümlerle sonuçlanacak bir nükleer kışı tetikliyor.</p>

<p>Pensilvanya Eyalet Üniversitesi’nden bitki bilimci Yuning Shi, “Hayatta kalmak istiyorsak, düşünülemeyecek sonuçlara bile hazırlıklı olmalıyız” dedi.</p>

<p>Araştırma, mısır üretiminin nükleer savaşın ölçeğine bağlı olarak çarpıcı biçimde düşeceğini gösteriyor. Bölgesel bir savaşta atmosfere 5,5 milyon ton kurum yayılması, küresel mısır üretimini yüzde 7 azaltabilir. Küresel çapta büyük bir savaşta şse 165 milyon ton kurum, üretimi yüzde 80 oranında düşürebilir.</p>

<p>Böylesi bir düşüş, yalnızca mısırda değil, pirinç ve buğday gibi diğer temel gıdalarda da benzer kayıplara yol açacak.</p>

<p>Araştırmacılar, yüzde 7’lik bir üretim kaybının bile gıda güvenliğini sarsacağını, yüzde 80’lik kaybın ise küresel çapta kıtlık ve açlık felaketi yaratacağını vurguluyor. Bu süreçte insanlar kendi arazilerinde veya küçük yerel bahçelerde ürün yetiştirmek zorunda kalabilir, ancak tohum ve fide temini bile ciddi sorun haline gelebilir.</p>

<p>OZON TABAKASI YOK OLACAK</p>

<p>Ayrıca, büyük ölçekli bir savaşta atmosfere yayılan 165 milyon ton kurum, dünyayı zararlı ultraviyole ışınlardan koruyan ozon tabakasını yok edecek. Bu durum, bitki dokularına zarar vererek tarımsal üretimi daha da düşürecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma, hakemli bilimsel dergi Environmental Research Letters'ta yayınlandı ve şu uyarıyla noktalandı:</p>

<p>“Nükleer savaşlar, yalnızca büyük can kaybına yol açmakla kalmaz; yıllarca sürecek bir nükleer kış, tarım alanlarını ve üretimi yok eder. İklim toparlansa bile yüksek ultraviyole ışınlar, yıllar sonra bile mahsullere zarar vermeye devam edebilir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/bilim-insanlari-arastirdi-nukleer-savas-sonrasi-yasam-nasil-olacak</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Aug 2025 20:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/07/roketsan.jpg" type="image/jpeg" length="45808"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tedavi yok, aşı yok: Avrupa'da yayılan Batı Nil virüsü hakkında ne biliyoruz?]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/tedavi-yok-asi-yok-avrupada-yayilan-bati-nil-virusu-hakkinda-ne-biliyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/tedavi-yok-asi-yok-avrupada-yayilan-bati-nil-virusu-hakkinda-ne-biliyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batı Nil virüsünün yayılma hızı, yayılma şekli ve şu ana kadar etkili bir tedavinin bulunmaması giderek artan bir endişeye neden oluyor. Bu inatçı virüs hakkında ne biliyoruz?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yılbaşından bu yana Bulgaristan, Fransa, Yunanistan, Fransa ve Romanya'da bildirilen vakalarla birlikte İtalya'da Batı Nil virüsünden ölenlerin sayısı 10'a yükseldi.</p>

<p>Virüsün adı, ilk kez Nil'in batı bölgesinde, özellikle Uganda'da ortaya çıktığı 1937 yılına dayanıyor. 1999 yılında New York'ta ilk vaka kaydedildi ve ardından hızla Kuzey Amerika'ya yayıldı. Burada sporadik düşük dereceli ateş ataklarına neden olduğu görüldü.</p>

<p>Son yıllarda virüsün epidemiyolojik ve klinik özellikleri değişti, ateşli ataklar daha sık görülmeye ve daha şiddetli semptomlar eşlik etmeye başladı.</p>

<p>Johns Hopkins Üniversitesi'ne göre enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla yayılan virüs hem insanları hem de kuşları enfekte etmekle birlikte kan nakli ve organ nakli yoluyla da bulaşabiliyor.</p>

<p>Araştırmalar, özellikle Avrupa'da iklim değişikliğinin virüsün yayılmasını hızlandırdığını gösteriyor; çünkü virüs, ılıman iklime sahip bölgelerde genellikle yaz ortası ve sonu ile sonbahar başında yayıldığı için artan sıcaklıklardan etkilenmektedir.</p>

<h2>Virüsün belirtileri nelerdir?</h2>

<p>Çoğu insan genellikle belirti göstermez, ancak her beş kişiden birinde vücut ağrıları, baş ağrısı, kusma, eklem ağrısı, ishal veya döküntüye neden olan ateşli bir hastalık gelişir.</p>

<p>Vakaların yaklaşık yüzde birinin ensefalit veya menenjit gibi ciddi nörolojik komplikasyonlara dönüşebileceği tahmin ediliyor. Özellikle kanser, diyabet, yüksek tansiyon ve böbrek hastalığı gibi kronik hastalıkları olan 60 yaş üstü kişiler bu komplikasyonların görülme riski altında.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Veriler, bu komplikasyonlara yakalanan kişilerin yüzde 10 kadarının hayatını kaybettiğini gösterirken, çoğu vakada semptomlar reçetesiz satılan ağrı kesicilerle hafifletilebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/tedavi-yok-asi-yok-avrupada-yayilan-bati-nil-virusu-hakkinda-ne-biliyoruz</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Aug 2025 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/08/sinek-sivrisinek-nil.jpg" type="image/jpeg" length="63838"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AI2027 senaryosu: Yapay zeka insanlığın sonunu nasıl getirebilir?]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/ai2027-senaryosu-yapay-zeka-insanligin-sonunu-nasil-getirebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/ai2027-senaryosu-yapay-zeka-insanligin-sonunu-nasil-getirebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zeka uzmanlarının kaleme aldığı bir araştırmadaki, AI2027 adlı senaryo, yapay zekanın 2027'de kontrolden çıkabileceğini ve sonraki 10 yıl içerisinde insanlığın sonunu getireceğini iddia ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Geçtiğimiz aylarda yayınlanan ve teknoloji dünyasında tartışma yaratan senaryonun etkilerini ve ne kadar mümkün olduğunu BBC uzmanlara sordu.</p>

<p dir="ltr">AI2027 senaryosuna göre, kurgusal bir ABD teknoloji şirketi OpenBrain, genel zeka seviyesine ulaşan bir yapay zeka teknolojisi geliştirmeyi başarıyor.</p>

<p dir="ltr">Bu düzey, yapay zekanın, entelektüel görevleri de en az insanlar kadar iyi yapabilmesini temsil ediyor.</p>

<p dir="ltr">Senaryoya göre, söz konusu şirketin iç güvenlik ekibi, geliştirdikleri yapay zekanın, belirlenen etik ve ahlaki değerlerden gittikçe uzaklaşan davranışlar sergilediğine yönelik işaretleri görüyor.</p>

<p dir="ltr">Ancak güvenlik ekibinin bu uyarıları görmezden geliniyor.</p>

<p dir="ltr">Diğer yanda ise Çin'in en büyük yapay zeka geliştiricileri, DeepCent adı verilen bir teknolojiyle rekabete dahil oluyor.</p>

<p dir="ltr">OpenBrain'in yalnızca birkaç ay gerisindeki Çinli yapay zeka, ABD hükümetini korkutuyor. Washington bu yarışı kaybetmek istemiyor ve çalışmalara hız kesmeden devam ediliyor.</p>

<p dir="ltr">Senaryoya göre 2027 sonlarında yapay zeka teknolojisi bir üst seviyeye çıkacak ve yaratıcılarının hızının ve bilgisinin ötesine geçecek.</p>

<p dir="ltr">Sürekli öğrenme yoluyla ve kendi yüksek hızlı bilgisayar dilini kullanarak önceki yapay zeka araçlarının da yakalayamadığı bir seviyeye ulaşacak.</p>

<p dir="ltr">Çin'le girişilen yapay zeka yarışı, ABD hükümetini ve şirketi, geliştirilen yapay zekanın insani çıkarlarla "uyumsuzluklarını" görmezden gelmeye itecek.</p>

<p>Senaryoya göre, barış ortamında dünyamız yapay zekanın gerçek faydalarını görecek.</p>

<p>Önemli hastalıkların tedavisinin keşfedildiği, iklim değişikliğinin durdurulduğu ve yoksulluğun ortadan kaldırıldığı yıllar yaşanacak.</p>

<p>Ancak birçok işin yapay zekaya devredildiği ve yapay zekanın eskisine kıyasla çok daha gelişkin araçlara sahip olduğu durum insanlık için yeni tehlikeleri doğuracak.</p>

<p>Yapay zekanın yönettiği bir hastane.<br />
Fotoğraf altı yazısı,2035 yılına ait bir yapay zeka ütopyası. Görsel, yapay zeka aracı Veo AI tarafından üretildi.<br />
Nihayetinde, 2030'ların ortalarına gelindiğinde insanlık yapay zekanın sürekli gelişme isteğine karşı savunmasız hale gelecek ve araştırmacılara göre yapay zeka, görünmez biyolojik silahlarla insanları ortadan kaldırmaya başlayacak.</p>

<p>Çin yapay zekada nasıl zirveye çıktı?<br />
AI2027 hakkında ne konuşuluyor?<br />
Bazıları AI2027'yi ve kıyamet senaryosunu "bilim kurgu" diyerek geçiştirse de araştırmanın yazarları, yapay zekanın etkisini öngörmeye çalışan AI Futures Project (Yapay Zeka geleceği projesi) adlı kar amacı gütmeyen kuruluşun bünyesinde yer alan saygın isimler.</p>

<p>AI2027'nin baş yazarı Daniel Kokotajlo geçmişte yapay zeka ile ilgili dönüm noktalarını doğru tahmin etmesiyle gündeme geldi.</p>

<p>Belgenin en büyük karşıtlarından biri ABD'li bilim insanı ve yazar Gary Marcus.</p>

<p>Marcus, bu senaryonun imkansız olmadığını ancak yakın zamanda gerçekleşme olasılığının oldukça düşük olduğunu savunuyor.</p>

<p>"Bu rapor durumu etkileyici şekilde anlatıyor ve insanları düşünmeye itiyor. Bu iyi bir şey ama bunu olası bir senaryo olarak ciddiye almam" diyor.</p>

<p>Marcus, yapay zeka konusunda varoluşsal tehditten öte istihdama olumsuz etkisi gibi daha önemli meseleler olduğunu vurguluyor:</p>

<p>"Bence buradan çıkarılması gereken ders yapay zeka söz konusu olduğunda birçok şeyin ters gidebileceği. Düzenlemeler ve uluslararası antlaşmalar konusunda doğru yönde ilerliyor muyuz?"</p>

<p>Marcus ve belgeyi eleştiren diğer isimler, çalışmanın yapay zekanın zeka ve kabiliyet konusunda nasıl büyük yol alacağını açıklamada yetersiz kaldığını da söylüyor. Örnek olarak yavaş ve sık sık abartılarak tanıtılan sürücüz araç teknolojisini veriyorlar.</p>

<p>AI2027 Çin'de tartışma konusu mu?<br />
Londra merkezli Kings College Üniversitesi'nde Ekonomi ve İnovasyon alanında çalışan ve Çin teknolojileri üzerinde uzmanlaşan Doktor Yundan Gong'a göre çalışmanın Çin'de kısıtlı bir etkisi oldu:</p>

<p>"AI2027 hakkındaki tartışmaların çoğu, onu yarı bilim kurgu olarak gören forumlarda veya kişisel bloglarda yapılıyor gibi görünüyor. ABD'de gördüğümüz gibi yaygın bir tartışmayı veya siyasetin ilgisini tetiklemedi"</p>

<p>Dr. Gong ayrıca Çin ve ABD arasında yapay zeka üstünlüğü yarışına ilişkin bakış açısı farklılığına da işaret ediyor.</p>

<p>Bu hafta Şanghay'daki Dünya Yapay Zeka Konferansı'nda Çin Başbakanı Li Qiang, yapay zeka konusunda küresel iş birliğini teşvik etmek için çalışan ülkelere dair bir vizyon açıkladı.</p>

<p>Qiang, Çin'in bu teknolojinin koordinesine ve düzenleyici süreçlerinde de etkin olmasını istedi.</p>

<p>Bu mesaj, ABD Başkanı Donald Trump'ın, ABD'nin yapay zekaya "hakim olmasını" sağlamayı amaçlayan Yapay Zeka Eylem Planı'nı yayınlamasından birkaç gün sonra geldi.</p>

<p>Başkan Trump'ın açıklamasında, "Amerika Birleşik Devletleri'nin sorgusuz, sualsiz küresel teknolojik hakimiyete ulaşması ve bu hakimiyeti sürdürmesi ulusal güvenlik açısından bir zorunluluktur" dedi.</p>

<p>Eylem Planı isimli program, ABD'de yapay zekanın geliştirilmesinde bürokratik engelleri ve düzenlemeleri kaldırmayı amaçlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu planın dili ile AI2027 kıyamet senaryosu arasında paralellikler var.ç</p>

<p>Çünkü senaryodaki ABD'li politikacılar, makinelerin kontrolünü kaybetme riskinden ziyade yapay zeka yarışını kazanmayı ön planda tutuyor.</p>

<p>Sektör AI2027 senaryosu hakkında ne diyor?<br />
Söz konusu senaryo, birbirleriyle rekabet eden büyük yapay zeka şirketlerinin CEO'ları tarafından büyük ölçüde görmezden geliniyor gibi görünüyor.</p>

<p>Teknoloji devlerinin sunduğu yapay zeka geleceği vizyonu, AI2027'den çok farklı.</p>

<p>ChatGPT'nin yapımcısı Sam Altman, yakın zamanda "insanlığın, "yumuşak" bir devrime öncülük edecek ve insanlar için hiçbir risk içermeyen bir teknoloji ütopyası yaratacak dijital süper zeka inşa etmeye yakın olduğunu" söyledi.</p>

<p>İlginç bir şekilde, o bile bu süper zeki makinelerin insanlığın en iyi istekleriyle uyumlu olmasını sağlamak için üstesinden gelinmesi gereken bir "uyum sorunu" olduğunu kabul ediyor.</p>

<p>Önümüzdeki on yılda işler nasıl giderse gitsin, bizden daha akıllı makineler inşa etme yarışının devam edeceğine şüphe yok.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/ai2027-senaryosu-yapay-zeka-insanligin-sonunu-nasil-getirebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 01 Aug 2025 21:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/08/0x0-tiktokta-yapay-zekaya-dunyanin-sonunun-simulasyonunu-yaptirdilar-ortaya-korkunc-goruntuler-cikti-gorseller-siz-1659965776958.webp" type="image/jpeg" length="26377"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim dünyasını ikiye bölen cisim yaklaşıyor: "Ziyaretçi arka bahçemizde"]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/bilim-dunyasini-ikiye-bolen-cisim-yaklasiyor-ziyaretci-arka-bahcemizde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/bilim-dunyasini-ikiye-bolen-cisim-yaklasiyor-ziyaretci-arka-bahcemizde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Harvardlı bir astrofizikçi, yıldızlararası cisim 3I/ATLAS’in uzaylı teknolojisi olabileceği uyarısında bulunarak, “Eğer bir uzay aracıysa, ziyaretçi çoktan arka bahçemize girdi ve biz hazırlıksızız” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Harvardlı bir astrofizikçi, Dünya’ya doğru hızla yaklaşan yıldızlararası bir cisim konusunda alarm vererek, bunun uzaylı teknolojisi çıkması durumunda insanlığın hazırlıksız yakalanacağını söyledi.</p>

<p>Uzaylı zekası üzerine tartışmalı teorileriyle tanınan Profesör Avi Loeb'e göre bu cisim, tipik yıldızlararası kalıntılardan çok daha büyük, kuyrukluyıldız gazı belirtisi göstermiyor ve Venüs, Mars ve Jüpiter'e alışılmadık şekilde yakın geçecek bir yörüngede ilerliyor.</p>

<p>Loeb, “Eğer 3I/ATLAS 20 kilometrelik bir uzay aracıysa, niyetinden endişe duymalıyız” dedi.</p>

<p>29 Ekim 2025’te Güneş'e en yakın konumuna geldiğinde, uzaylı istilası korkularının artması durumunda borsaların çökebileceğini öne süren Loeb, “Böyle bir senaryoda vatandaşlar, hükümetlerin kendilerini koruyacağına olan güvenini yitirir” diye uyardı.</p>

<p>BİLİM DÜNYASI HEMFİKİR DEĞİL</p>

<p>Ancak herkes aynı fikirde değil. Oxford Üniversitesi’nden astronom Chris Lintott, Live Science’a yaptığı açıklamada, “Bu cismin yapay olduğunu öne sürmek, saçmalığın dik alası” diyerek Loeb’ün iddialarını reddetti.</p>

<p>Ancak Loeb, bu anormalliklerin alaya alınmak yerine araştırılması gerektiğini savundu.</p>

<p>Profesör ayrıca, “Eğer 3I/ATLAS Dünya’ya ulaşmak istiyorsa, bunu Kasım sonu veya Aralık başında yapması en verimli zamanlama olur” öngörüsünde bulundu.</p>

<p>DÜNYA'YA KEŞİF ARAÇLARI GÖNDEREBİLİR</p>

<p>Loeb’e göre 3I/ATLAS’i bu kadar sıra dışı kılan şey, yörüngesinin Dünya perspektifinden Güneş’in arkasından geçmesi. Bu durum, eğer bu bir yapay cisimse, Dünya’ya küçük keşif araçları göndermek için ideal bir örtü sağlayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nesneyi “ana gemi” olarak niteleyen Loeb, bu pozisyonun yaşanabilir gezegenlere keşif araçları göndermek açısından verimli bir yöntem olduğunu belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/bilim-dunyasini-ikiye-bolen-cisim-yaklasiyor-ziyaretci-arka-bahcemizde</guid>
      <pubDate>Fri, 01 Aug 2025 21:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/08/v-l6a9-gz-jh0-wksaya3-r-lg-q.webp" type="image/jpeg" length="59806"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NASA’da Tarihi Kriz: 4 Bin Çalışan İstifa Ediyor]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/nasada-tarihi-kriz-4-bin-calisan-istifa-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/nasada-tarihi-kriz-4-bin-calisan-istifa-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’nin uzay ajansı NASA, son yılların en büyük personel kriziyle karşı karşıya. Amerikan medyasına göre, ajansın yaklaşık 4 bin çalışanı istifa başvurusunda bulundu. Bu gelişme, Trump yönetiminin federal kurumlarda harcamaları kısmaya yönelik politikalarının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>CBS News’in haberine göre, istifa süreci, “ertelenmiş istifa programı” kapsamında yürütüldü. Program tamamlandığında NASA’nın çalışan sayısı mevcut 18 binden 14 bine düşebilir. Bu düşüşe, her yıl olağan şekilde emekliye ayrılan ya da işten ayrılan yaklaşık 500 kişinin de dahil olduğu belirtiliyor.</p>

<p><strong>NASA’dan Güvence: “Keşiflere Bağlıyız”</strong></p>

<p>Kriz karşısında bir açıklama yapan NASA sözcüsü Cheryl Warner, ajansın operasyonlarını yeniden yapılandırma sürecinde olduğunu ancak güvenlik önceliklerinin sürdüğünü vurguladı. Warner, “NASA, Ay ve Mars dahil olmak üzere keşif ve inovasyonun altın çağına bağlılığını sürdürüyor” dedi.</p>

<p><strong>İki Aşamalı Başvuru: 3 Bin Kişi Tek Seferde Ayrılıyor</strong></p>

<p>Toplu istifaların iki aşamada gerçekleştiği bildirildi. İlk turda yaklaşık 870 çalışan başvuru yaparken, ikinci turda bu rakam 3 bin kişiye ulaştı. Bu süreç, Hükümet Verimliliği Bakanlığı tarafından başlatılmış ve 25 Temmuz gecesi itibarıyla başvurular sona ermişti.</p>

<p><strong>Bütçe Kesintisi Yüzde 25’e Ulaştı</strong></p>

<p>NASA’daki toplu istifalar, ajansın finansal geleceğine dair endişeleri de artırıyor. Trump yönetiminin 2026 mali yılı için sunduğu bütçe teklifi, NASA’nın yıllık bütçesini 24 milyar dolardan 18 milyar dolara düşürmeyi öngörüyor. Bu yüzde 25’lik kesinti, projelerin ve çalışan motivasyonunun ciddi şekilde etkilenmesine neden oluyor.</p>

<p><strong>Isaacman Krizi: Yönetimde Sarsıntı</strong></p>

<p>Kurum içindeki belirsizliği daha da artıran bir diğer gelişme ise yönetim kriziydi. Başkan Donald Trump, SpaceX'in kurucusu Elon Musk ile yaşadığı kamuoyu tartışmasının ardından, NASA’nın başına getirmeyi planladığı milyarder astronot Jared Isaacman’ın adaylığını geri çekti. Yerine, geçici olarak Ulaştırma Bakanı Sean Duffy atandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>NASA'nın Geleceği Belirsiz</strong></p>

<p>Tüm bu gelişmeler, ABD’nin uzay politikaları açısından kritik bir dönemece işaret ediyor. Ay’a yeniden insan gönderme planları ve Mars’a yönelik uzun vadeli projeler, yaşanan personel eksikliği ve bütçe kısıtlamalarıyla gölgelenmiş durumda. Uzmanlar, yaşanan krizin sadece NASA’nın değil, genel anlamda ABD’nin uzay liderliğinin sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/nasada-tarihi-kriz-4-bin-calisan-istifa-ediyor</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Jul 2025 23:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/07/efef.jpg" type="image/jpeg" length="65718"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[1,5 Milyon Yıllık Buzun Şifresi: Bilim İnsanları Küresel İklim Tarihini Aydınlatıyor]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/15-milyon-yillik-buzun-sifresi-bilim-insanlari-kuresel-iklim-tarihini-aydinlatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/15-milyon-yillik-buzun-sifresi-bilim-insanlari-kuresel-iklim-tarihini-aydinlatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antarktika’nın derinliklerinden çıkarılan ve 1,5 milyon yıldan daha eski olduğu belirlenen buz çekirdeği, İngiltere’nin Cambridge kentindeki British Antarctic Survey laboratuvarına ulaştı. Eksi 23 derecelik özel dondurucu odalarda saklanan bu camsı silindir, Dünya’nın en eski buz örneği olarak bilim dünyasında büyük heyecan yarattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VİYANA - SNmedia.at/</strong>Bu kadim buz, binlerce yıl öncesine dair atmosfer verilerini barındırıyor. İçinde hapsolmuş gaz kabarcıkları ve toz parçacıkları sayesinde bilim insanları, geçmişteki iklim koşullarını inceleyerek gezegenin gelecekteki ısınma senaryolarına dair önemli ipuçları elde etmeyi hedefliyor. British Antarctic Survey'de buz çekirdeği araştırmalarının başındaki Dr. Thomas, "Bu çekirdekler, iklim değişikliğinin doğal döngüsünü ve insan etkisini anlamamız açısından devrim niteliğinde" dedi.</p>

<p><strong>Karbon Yoğunluğu ve Buzul Dönemleri</strong></p>

<p>Bilim insanları, bu buzda 800 bin yıldan daha öncesine ait yüksek karbondioksit seviyelerine dair kanıtlar bulabileceklerini öngörüyor. Eğer bu doğrulanırsa, bugünkü iklim krizinin geçmişle karşılaştırılması açısından çığır açıcı sonuçlar doğurabilir. Ayrıca buz çekirdekleri, Dünya’nın sıcak dönemlerden buzul dönemlerine geçişindeki zamanlamaların neden 41 bin yıldan 100 bin yıla çıktığı gibi çözülmemiş sorulara da yanıt arıyor.</p>

<p><strong>Deniz Seviyesi ve Buz Tabakalarının Evrimi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Antik buz örnekleri, geçmişteki deniz seviyelerinin şimdikinden çok daha yüksek olduğu dönemlere işaret ediyor. Bu da Antarktika'daki dev buz tabakalarının zamanla nasıl eridiğini ve deniz seviyesine nasıl etki ettiğini anlamada kritik rol oynayacak. Buzun içindeki toz oranı, bu erime süreçlerinin ne zaman ve nasıl başladığını gösterebilir.</p>

<p><strong>Bilimin En Değerli Hedeflerinden Biri</strong></p>

<p>Dr. Thomas, buz çekirdeğinden elde edilecek verilerin sadece geçmişi anlamaya değil, aynı zamanda iklim politikalarının şekillendirilmesine de katkı sağlayacağını belirtti. “Gezegenimizin atmosferinde hapsolan ısınma gazlarına nasıl tepki verdiğini çözmek, insanlık için belki de en kritik bilimsel görevlerden biri” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/15-milyon-yillik-buzun-sifresi-bilim-insanlari-kuresel-iklim-tarihini-aydinlatiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Jul 2025 21:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/07/penguennn.jpg" type="image/jpeg" length="96649"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilim İnsanları Evrenin Var Oluşunun Sırrına Ne Kadar Yakın?]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/bilim-insanlari-evrenin-var-olusunun-sirrina-ne-kadar-yakin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/bilim-insanlari-evrenin-var-olusunun-sirrina-ne-kadar-yakin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[South Dakota ormanlarının sisinin üzerinde konumlanmış bir laboratuvarda, bilim insanları bilimin en büyük sorularından birinin cevabını arıyorlar: Evrenimiz neden var?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Bu sorunun cevabını bulmak için Japon bilim insanlarından oluşan ayrı bir ekiple yarışıyorlar; Japon ekip kendilerinden birkaç yıl önde.</p>

<p dir="ltr">Evrenin nasıl oluştuğuna dair mevcut teori, etrafımızda gördüğümüz gezegenlerin, yıldızların ve galaksilerin varlığını açıklayamıyor.</p>

<p dir="ltr">Her iki ekip de nötrino adı verilen, atom altı parçacığı inceleyen dedektörler üreterek cevap bulmayı umuyor</p>

<p dir="ltr">ABD öncülüğündeki uluslararası ekip, cevabı yerin derinliklerinde, Derin Yeraltı Nötrino Deneyi'nde (Dune) arıyor.</p>

<section aria-labelledby="recommendations-heading" data-e2e="recommendations-heading" role="region">
<p></p>

<ul role="list">
 <li role="listitem">
 <p><img alt="A red star in the process of  forming against a field of stars." loading="lazy" src="https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/660/cpsprodpb/c42d/live/d3d80820-2505-11f0-8c66-ebf25fc2cfef.png.webp" srcset="https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/70/cpsprodpb/c42d/live/d3d80820-2505-11f0-8c66-ebf25fc2cfef.png.webp 70w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/95/cpsprodpb/c42d/live/d3d80820-2505-11f0-8c66-ebf25fc2cfef.png.webp 95w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/144/cpsprodpb/c42d/live/d3d80820-2505-11f0-8c66-ebf25fc2cfef.png.webp 144w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/183/cpsprodpb/c42d/live/d3d80820-2505-11f0-8c66-ebf25fc2cfef.png.webp 183w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/240/cpsprodpb/c42d/live/d3d80820-2505-11f0-8c66-ebf25fc2cfef.png.webp 240w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/320/cpsprodpb/c42d/live/d3d80820-2505-11f0-8c66-ebf25fc2cfef.png.webp 320w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/660/cpsprodpb/c42d/live/d3d80820-2505-11f0-8c66-ebf25fc2cfef.png.webp 660w" /></p>
 </li>
</ul>
</section>

<p dir="ltr">Bilim insanları, yerin 1.500 metre altındaki üç geniş mağaraya yolculuk yapacak.</p>

<p dir="ltr">Burası o kadar büyük ki inşaat ekipleri ve buldozerler, yanında küçük plastik oyuncaklar gibi kalıyor.</p>

<figure><img alt="Arka planda turuncu tulumları olan işçiler, büyük beyaz bir mağarada küçük böcekler gibi gözüküyor. Arkada iki parlak ışık kaynağı var. Öndeyse parlak yeşil bir ceket giyen bir kişi, elinde bir laptopla çalışıyor" height="880" loading="lazy" sizes="(min-width: 1008px) 760px, 100vw" src="https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/640/cpsprodpb/3dcc/live/6545e190-2508-11f0-a735-e704dc71a9bf.png.webp" srcset="https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/240/cpsprodpb/3dcc/live/6545e190-2508-11f0-a735-e704dc71a9bf.png.webp 240w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/320/cpsprodpb/3dcc/live/6545e190-2508-11f0-a735-e704dc71a9bf.png.webp 320w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/480/cpsprodpb/3dcc/live/6545e190-2508-11f0-a735-e704dc71a9bf.png.webp 480w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/624/cpsprodpb/3dcc/live/6545e190-2508-11f0-a735-e704dc71a9bf.png.webp 624w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/800/cpsprodpb/3dcc/live/6545e190-2508-11f0-a735-e704dc71a9bf.png.webp 800w" width="1564" />
<p role="text">Kaynak,Matthew Kapust / SURF</p>

<figcaption dir="ltr">Fotoğraf altı yazısı,South Dakota'da, dış dünyadan yalıtılmış bu büyük mağarada, atomaltı parçacıklardaki küçük değişiklikleri tespit edebilecek hassasiyette ekipmanlar bulunuyor</figcaption>
</figure>

<p dir="ltr">Tesisin bilim direktörü Dr. Jaret Heise, dev mağaraları "bilimin katedralleri" olarak tanımlıyor.</p>

<p dir="ltr">Dr. Heise, yaklaşık on yıldır Sanford Yeraltı Araştırma Tesisi'ndeki (Surf) bu mağaraların inşasında yer alıyor.</p>

<p dir="ltr">Dune'u yeryüzündeki gürültü ve radyasyondan izole ediyorlar.</p>

<p dir="ltr">Artık Dune bir sonraki aşamaya hazır.</p>

<p dir="ltr">"35 ülkeden 1.400'den fazla bilim insanının işbirliğiyle kullanıma alınacak cihazlarla, Evren hakkındaki anlayışımızı değiştirecek dedektörü inşa etmeye hazırlanıyoruz. Bu bilim insanları neden var olduğumuz sorusuna cevap arıyorlar" diyor Dr. Heise.</p>

<p dir="ltr">Evren oluştuğunda iki tür parçacık ortaya çıktı: Madde (yıldızların, gezegenlerin ve etrafımızdaki her şeyin yapıldığı madde) ve eşit miktarda, maddenin tam tersi olan antimadde.Teorik olarak ikisinin birbirini nötrlemesi ve geriye sadece büyük bir enerji patlaması kalması gerekirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Ama bu böyle gerçekleşmedi: Sonuçta biz – madde olarak – buradayız.</p>

<figure>
<p><img alt="Deneyi gösteren iki grafik. Üstteki grafikteki haritada nötrinonun Illinois'den 1.300 km. ötedeki South Dakota'ya gönderilişi yer alıyor.
Altındaysa dedektörlerden birinin boyutunun, iki katlı bir otobüsle karşılaştırılması yer alıyor. Otobüs dedektörün yanında epey küçük kalıyor." height="1061" loading="lazy" sizes="(min-width: 1008px) 760px, 100vw" src="https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/640/cpsprodpb/77f5/live/d8df8f90-356e-11f0-8519-3b5a01ebe413.png.webp" srcset="https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/240/cpsprodpb/77f5/live/d8df8f90-356e-11f0-8519-3b5a01ebe413.png.webp 240w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/320/cpsprodpb/77f5/live/d8df8f90-356e-11f0-8519-3b5a01ebe413.png.webp 320w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/480/cpsprodpb/77f5/live/d8df8f90-356e-11f0-8519-3b5a01ebe413.png.webp 480w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/624/cpsprodpb/77f5/live/d8df8f90-356e-11f0-8519-3b5a01ebe413.png.webp 624w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/640/cpsprodpb/77f5/live/d8df8f90-356e-11f0-8519-3b5a01ebe413.png.webp 640w" width="640" /></p>
</figure>

<p dir="ltr">Bilim insanları, maddenin neden antimaddeye üstün geldiğini ve bizim neden var olduğumuzu anlamanın yolunun, nötrino adı verilen bir parçacığı ve onun karşıtı olan antinötrinoyu incelemekte yattığına inanıyor.</p>

<p dir="ltr">Her iki tür parçacığın ışınlarını, Illinois'deki derin yer altından, 1.300 km uzaklıktaki Güney Dakota'daki dedektörlere gönderecek.</p>

<p dir="ltr">Nötrinolar ve antinötrinolar yolculukları sırasında çok az da olsa değişime uğruyorlar.</p>

<p dir="ltr">Bilim insanları bu değişimlerin nötrinolar ve antinötrinolar için farklı olup olmadığını bulmak istiyorlar.</p>

<p dir="ltr">Eğer öyleyse, bu onları madde ve antimaddenin neden birbirini yok etmediği sorusunun cevabına götürebilir.Dune, 30 ülkeden 1.400 bilim insanının katıldığı uluslararası bir işbirliği.</p>

<p dir="ltr">Bunlar arasında Sussex Üniversitesi'nden Dr. Kate Shaw da var.</p>

<p dir="ltr">Dr. Shaw, yapılacak keşiflerin Evren'e ilişkin anlayışımız için "dönüştürücü" olacağını söylüyor:</p>

<p dir="ltr">"Şu anda teknoloji, mühendislik ve bilgisayar yazılım becerileriyle bu büyük sorulara yanıt verebilecek kapasitede olmamız gerçekten heyecan verici."</p>

<figure><img alt="Dev bir odanın tüm yüzeyleri altın renkli kürelerle kaplanmış. Arka planda, odaya kıyasla minicik kalmış bilim insanları gözüküyor" height="2167" loading="lazy" sizes="(min-width: 1008px) 760px, 100vw" src="https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/640/cpsprodpb/c224/live/664f5490-2503-11f0-b324-e10b0a7b708d.jpg.webp" srcset="https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/240/cpsprodpb/c224/live/664f5490-2503-11f0-b324-e10b0a7b708d.jpg.webp 240w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/320/cpsprodpb/c224/live/664f5490-2503-11f0-b324-e10b0a7b708d.jpg.webp 320w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/480/cpsprodpb/c224/live/664f5490-2503-11f0-b324-e10b0a7b708d.jpg.webp 480w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/624/cpsprodpb/c224/live/664f5490-2503-11f0-b324-e10b0a7b708d.jpg.webp 624w, https://ichef.bbci.co.uk/ace/ws/800/cpsprodpb/c224/live/664f5490-2503-11f0-b324-e10b0a7b708d.jpg.webp 800w" width="3853" />
<p role="text">Kaynak,Kamioka/ICRR/Tokyo University</p>

<figcaption dir="ltr">Fotoğraf altı yazısı,Bilim tapınağı: Japonya'nın yeni laboratuvarı, mevcut Super-K nötrino detektörünün daha büyük ve daha yeni bir versiyonu olacak</figcaption>
</figure>

<p dir="ltr">Dünyanın diğer ucundaki Japon bilim insanları, aynı cevapları bulmak için parlayan altın küreler kullanıyor.</p>

<p dir="ltr">Bütün ihtişamıyla parıldayan bu yapı, Güney Dakota'daki 9 bin 650 km uzaklıktaki katedralin kopyası olan bir bilim tapınağı gibi.</p>

<p dir="ltr">Bilim insanları, mevcut nötrino dedektörleri Süper-K'nin daha büyük ve daha iyi bir versiyonu olacak olan Hiper-K'yi inşa ediyorlar.</p>

<p dir="ltr">Japonya liderliğindeki ekip, nötrino ışınını üç yıldan kısa bir sürede, Amerikan projesinden birkaç yıl önce açmaya hazır olacak.</p>

<p dir="ltr">Dune gibi Hiper-K de uluslararası bir iş birliği.</p>

<p dir="ltr">Londra'daki Imperial College'dan Dr. Mark Scott, ekibinin Evren'in kökeni hakkında şimdiye kadarki en büyük keşiflerden birini yapmak için öncü konumda olduğuna inanıyor:</p>

<p dir="ltr">"Daha erken devreye giriyoruz ve daha büyük bir dedektörümüz var."</p>

<p dir="ltr">Her iki deneyin birlikte yürütülmesi, bilim insanlarının tek bir deneyle mümkün olandan daha fazlasını öğrenecekleri anlamına gelse de Dr. Scott "İlk bulan ben olmak istiyorum" diyor.</p>

<p dir="ltr">Ancak Dune projesi için çalışan Londra Queen Mary Üniversitesi'nden Dr. Linda Cremonesi, Japonya liderliğindeki ekibin elde edeceği ilk bulguların, gerçekte neler olup bittiğine dair büyün tabloyu gözler önüne seremeyebileceğini söylüyor:</p>

<p dir="ltr">"Ortada bir yarış var ancak Hiper-K henüz nötrinoların ve antinötrinoların farklı davranıp davranmadığını anlamak için ihtiyaç duydukları tüm bileşenlere sahip değil."</p>

<p dir="ltr">Yarış başlamış olsa da ilk sonuçların gelmesi birkaç yılı bulabilir.</p>

<p dir="ltr">Zamanın başlangıcında bizi ortaya çıkaran şeyin ne olduğu sorusu şimdilik bir sır olarak kalmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/bilim-insanlari-evrenin-var-olusunun-sirrina-ne-kadar-yakin</guid>
      <pubDate>Tue, 20 May 2025 23:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/05/evr.jpg" type="image/jpeg" length="64744"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin altında korkutan yarık! Alman bilim insanları duyurdu]]></title>
      <link>https://www.snmedia.at/turkiyenin-altinda-korkutan-yarik-alman-bilim-insanlari-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.snmedia.at/turkiyenin-altinda-korkutan-yarik-alman-bilim-insanlari-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alman bilim insanlarının yaptığı araştırma Türkiye için korkutan sonuçları ortaya koydu. Göttingen Üniversitesi'nden araştırmacılar, Türkiye'nin altında gittikçe büyüyen bir yarık keşfetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" /></p>

<p><strong>VİYANA-SNmedia.at/&nbsp;</strong>Alman bilim insanları, Türkiye ile ilgili dikkat çekici bir jeolojik keşfe imza attı. Göttingen Üniversitesi'nden araştırmacılar, yer kabuğunda genişlemeye devam eden büyük bir yarık tespit ettiklerini açıkladı. Uzmanlara göre bu jeolojik yapı, Türkiye'nin deprem riskiyle doğrudan bağlantılı ve gelecekteki sismik aktiviteleri anlamak için önemli veriler sunabilir.</p>

<p>Araştırmacılar, bu buluşun yalnızca Türkiye için değil, dünya genelinde jeolojik süreçlerin daha iyi anlaşılmasında da kritik bir adım olduğunu belirtti. Tektonik hareketler sonucunda oluştuğu ifade edilen yarıkla ilgili daha kapsamlı çalışmalar yapılması gerektiği ve bu keşfin, deprem risk yönetimi açısından da yeni perspektifler kazandırabileceği vurgulanıyor.</p>

<p><img alt="I M G 6863" class="detail-photo img-fluid" src="https://snmediaat.teimg.com/snmedia-at/uploads/2025/02/i-m-g-6863.jpeg" / width="1280" height="720"></p>

<p><meta charset="UTF-8" /></p>

<h2>Yarık, Türkiye'den Irak'a doğru yayılmaya devam ediyor</h2>

<p>Araştırmayı yürüten bilim insanlarından Dr. Renas Koshnaw, yaptığı açıklamada bu yarığın tıpkı bir takvim yaprağının kopup ilerlemesi gibi yayıldığını belirtti.</p>

<p>Koshnaw şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><meta charset="UTF-8" /></p>

<p>"Bu levha, bölgeyi aşağı çekmeye devam ediyor ve burada daha fazla tortu birikmesi için yer açıyor. Ancak Türkiye yönünde bu çöküntü sığlaşarak ilerliyor. Bu, okyanus levhasının o bölgede kopmaya başladığını ve çekim gücünün zayıfladığını gösteriyor. Yarık, Türkiye'den Irak'a doğru yayılmaya devam ediyor."</p>

<p>Araştırmacılar, bu jeolojik hareketlerin, yalnızca dağların ağırlığından kaynaklanmadığını, yer kabuğundaki çöküntünün sanılandan daha büyük olduğunu ortaya koydu.</p>

<h2>Türkiye'deki depremleri anlamada kilit bir keşif</h2>

<p>Uzmanlara göre bu yeni keşif, Türkiye'de meydana gelen depremleri anlamada kritik bir rol oynayabilir.</p>

<p>- Yer kabuğunun yapısını daha detaylı analiz etmek, deprem risklerini değerlendirmede büyük bir avantaj sağlayabilir.</p>

<p>- Maden yataklarının tespit edilmesi veya jeolojik süreçlerin modellenmesi için bu tür araştırmalar kritik öneme sahip.</p>

<p>- Türkiye'de sık sık şiddetli depremler yaşandığı için bu tür çalışmalar, gelecekteki sismik hareketleri öngörmede yardımcı olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları, yarığın genişleme sürecinin izlenmesi gerektiğini ve bunun ilerleyen yıllarda Türkiye’nin jeolojik yapısında nasıl bir değişime yol açacağını anlamak için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.snmedia.at/turkiyenin-altinda-korkutan-yarik-alman-bilim-insanlari-duyurdu</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 20:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://snmediaat.teimg.com/crop/1280x720/snmedia-at/uploads/2025/02/i-m-g-6864.webp" type="image/jpeg" length="55978"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
